Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        YARIN siyaset AK Parti’nin tarihi kongresine odaklanırken binlerce hayvansever TaksimMeydanı’nda ve ülkenin çeşitli yerlerinde Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın TBMM’ye sunduğu Hayvanları Koruma Yasası’nı protesto etmek üzere yürüyecekler. 2004 yılında yürürlüğe sokulan yasanın öngördüğü maddeler uyarınca başta sahipsiz köpekler olmak üzere on binlerce, belki de milyonlarca sokak hayvanı sözde doğal hayat parklarına sürgün edilecek.

        Bu uygulamanın 1910 yılında sokak köpeklerininMarmara Denizi’ndeki Hayırsız Ada’ya sürülmesiyle birlikte 80 bin köpeğin ölümünü çağrıştırdığını vurgulayan, henüz kurulma aşamasındaki Hayvan Partisi üyeleri “İttihat Terakki’nin yarım kalan işini AKP mi tamamlayacak” yazılı pankartlarla protesto yürüyüşüne katılmaya hazırlanıyor.

        Eğer yasa mevcut haliyle geçerse nasıl bir katliam yaşanacağını az çok tahmin edebiliyorum. Birincisi TOKİ’nin önüne gelen boş arazide komünist tipi çimento yığınları dikme hevesi karşısında hangi “doğal yaşam parkından” söz ediyoruz? Nereye kurulacak bunlar? Bozkıra mı? On binlerce hayvan oralarda nasıl barınacak? Yemelerini içmelerini, sağlıklarını kim denetleyecek ve hangi imkânlarla? Bu sakın hayvansever derneği pozlarında olan bazı fırsatçılar için rant kapısına dönüşmesin? Belediyelerin denetiminde olsalar dahi Pozantı örneğinde görüldüğü üzere Türkiye’de devletin koruması altında bulunan sahipsiz çocukların, dayaktı, tecavüzdü, başına gelenlere bakınca hayvanlara iyimser olmak ne mümkün.

        Bazı belediyeler, sokak köpeklerine zehirli etler yedirerek öldürürken kimileri “kesin çözüm” olarak hayvanları toplayıp ormanlara salıyor. Hayvanlar açlıktan birbirlerini yemeye başlıyorlar. Asırlar boyu insanoğluyla iç içe yaşamaya göre kodlanmış “en iyi dostlarımızın” bu uygulamayla zaman içerisinde vahşi yaratıklar olmaya doğru evrileceğini öngörmek için Doktor Mengele olmak gerekmiyor. Bir ördeğe dahi tecavüz edebilen zihniyeti düşündüğümüzde ise “doğal hayat alanlarının” kimi sapıklar için “doğal genelev” olarak görüleceği de işin cabası.

        Bir diğer abukluk ise, bundan böyle kaç pet sahibi olabileceğinize devletin karar vermesi. İki (sokak) köpeğin sahibi olarak telaşlanıp İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Hülya Yalçın’ı aradım dün. “Birazdan ararım, kritik bir durum var” deyip kapadı telefonu.Meğer yasanın geçmesini bekleyemeyen birtakım tipler, İstanbul’da 15 kedisiyle yaşayan yaşlı bir teyzeyi zabıtaya ihbar etmişler. Zabıta ekipleri, teyzenin camlarını kırıp evine girmiş, kedileri alıp götürünce kadın bayılıp yere yığılmış.

        Birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de hayvan haklarıyla en fazla ilgilenen kesim kadınlar. Ancak Yalçın’a göre hayvansever kadınlara “erkeklerin bakmadığı, çirkin, evde kalmış, dolayısıyla hayvanlara sığınıyorlar” damgası yapıştırılıyor. Bunun vahim örneklerinde biri, 2010 yılında Halkalı’da yaşanmıştı. Parkta köpeklere mama yediren bir kadına polis aracından ateş açılmıştı. Ateş eden polis, kadıncağıza “Köpekler seni memnun edemez, evine beni götür ben ederim” demişti. Bu tarz magandalara inat ekonomik kalkınmaya paralel olarak CHPMilletvekili Melda Onur’un da ifade ettiği gibi hayvan haklarına duyarlılık artıyor.

        Facebook’ta yasa aleyhinde toplanan imzalara dün baktığımda 80 bine yaklaşmıştı. Ve zannetmeyin ki sadece “modern, laik” kesim hayvanlar için dertleniyor. Hayvan Partisi’ne mensup başörtülü genç hanımlar var. Habervaktim sitesi yazarlarından Arzu Erdoğral, “Sayın Bakan, Hayvan Bunlar” başlıklı yazısında bakın neler demiş: “Rahman, Kur’an-ı-Kerim’inde insan hak ve sorumluluklarını belirlerken, hayvanların da insanlar gibi ümmet olduğunu belirtmiş. Bu yıl Kutlu Doğum Haftası’nda Hz. Peygamber’in kuşu ölen bir çocuğa başsağlığı ziyaretine gittiğini anlatan Sayın Başbakan’ın da gerekeni yapacağını umut ediyorum... Sonuç itibari ile hayvanları sevmek zorunda değilsiniz ama onların da yaşama hakkı olduğunu inkâr edemezsiniz.”

        Aynen. Ve siyasilerimize ufak bir hatırlatma: Başkan Obama’nın dahi hayvanlara atfedilmiş bir fan sayfası var. Batı’da pet sahipleri önemli bir lobi teşkil ediyor. Türkiye’deki bu potansiyeli erken fark eden ve Danua cinsi köpeği Daisy’yi yavrularıyla birlikte seçim afişlerine taşıyanMesut Yılmaz’ı ve katıksız bir köpeksever olan Yıldırım Akbulut’u buradan selamlıyorum.

        Diğer Yazılar