Tezkerenin esas adresi
ÖNCEKİ gün TBMM'den geçen ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yabancı ülkelere gönderme ve görevlendirme yetkisi veren tezkere, Suriye krizini yeni bir boyuta taşıdı. Tezkereyi eleştirenler metni "savaş tezkeresi" olarak nitelerken kullanılan dilin muğlak olduğunu, "yabancı ülkelere gönderilmesi" ifadelerinin "Dünyada herkesle savaş edebilirsiniz" şeklinde bir anlam taşıdığını iddia ettiler.
Dün görüştüğüm üst düzey Türk yetkilileri, bu yorumların yanlış olduğunu, zira "tezkerenin adresinin belli olduğunu" savundular. Buna dayanak olarak tezkerenin giriş kısmında, "Suriye Arap Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri'nce yürütülen askeri harekâtlar kapsamında 20 Eylül 2012 tarihinden itibaren ülkemiz topraklarında saldırgan eylemler (...) ciddi tehdit ve riskler oluşturan bir aşamaya ulaşmıştır" ibarelerinin altını çiziyorlar. Tezkerenin iddia edildiği gibi İran'a veya herhangi başka bir ülkeye yönelik olmadığını vurgulayan yetkililer, Suriye'den atılan top mermilerinin kimin tarafından ateşlendiğini kesin olarak biliyorlar mıydı?
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Selçuk Ünal'a göre evet. Suçu önceden Özgür Suriye Ordusu'na yıkmak isteyen Esad rejimi, Birleşmiş Milletler Özel Suriye Temsilcisi Lakdar Brahimi aracılığıyla topların kendi silahlarından atıldığını kabul etmişler. Peki kasıt var mı? Bunu bilmenin "mümkün olmadığını" teslim eden Ünal, daha önceden Suriye tarafından isabet eden tek tük mermilere karşın bu kez "baraj atışı" söz konusu olduğuna dikkat çekti. Dolayısıyla kasıt ihtimali mevcut. Suriyeliler ise ısrarla kaza olduğunu savunuyorlar. Kanaatimce de böyledir, zira Suriye'nin Türkiye'yle savaşa girmek istemesi için gerçekten çıldırmış olması gerekir.
Ne var ki tecrübeli diplomatımızın kullandığı ihtiyatlı dile karşın siyasiler, daha ilk günden Suriye'nin bize kasıtlı olarak saldırdığını mutlak gerçek olarak sundular.
Peki Türkiye savaşı göze alabilir mi? Amerika ve NATO, Türkiye'ye verdikleri sözlü desteğe karşın Suriye'ye müdahaleye hiçbir şekilde yanaşmıyorlar. Türkiye de Suriye'ye tek başına müdahale etmeyeceğini defalarca açıkladı. Kaldı ki önümüzdeki yıldan itibaren peş peşe belediye, cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler yapılacak. İktidarın şahin Suriye politikasına kamuoyu desteği bu kadar az iken Başbakan Erdoğan ve AK Parti'nin bir de üstüne savaş ekleyerek sandıkta gömülme riskine gireceğini hiç sanmıyorum.
Tezkerenin birkaç amacı var. Birincisi, uçağımızın Suriye tarafından düşürülmesine karşı herhangi bir cevap vermemiş olmanın doğurduğu hasarı onarmak. Hükümet Akçakale olayını bir saldırı şeklinde nitelendirilerek Suriye politikasına yöneltilen eleştirileri püskürtme imkânı yakaladı. Aynı zamanda, "Bakın Suriye bize saldırıyor, vatandaşlarımızı öldürüyor" diyerek Özgür Suriye Ordusu'na verdiği desteği de meşrulaştırma çabası içerisinde. Türkiye'nin Suriye'ye karşı askeri tedbirleri devreye sokmasıyla birlikte Suriyeli muhaliflerin de elinin rahatladığı muhakkak. Dün görüştüğüm muhalif kaynaklar, gelişmelerden duydukları memnuniyeti ifade etmekten çekinmediler.
Hükümete göre ise tezkere, Türkiye'yi savaşa sokmak değil savaştan korumak için alınan caydırıcı bir tedbir. Oysa Suriye'nin Türkiye'ye saldırmasının uzak ihtimal olduğunu söylemiştik. Caydırılmak istenen kim o halde? Cevabı basit: PKK. Esad güçlerinin Kürt yoğunluklu bölgelerden çekilmesiyle birlikte yönetimi ele geçiren PKK'nın Suriye'deki yan örgütü PYD, temmuzdan bu yana "Halk Savunma Birlikleri" adı altında ikinci "tugayını" oluşturduğunu duyurdu dün. PKK'ya yakın Fırat Haber Ajansı kanalıyla yapılan açıklamada "Askeri çalışmalarımız üst düzeye ulaştı" denildi. Afrin Kasabası'nın ardından Nusaybin'in karşısında bulunan Kamışlı Kenti'nde de "Şehid Sarya" adını taşıyan bir "tugayın" oluşturulduğu bildirildi. Birkaç gün önce Suriye'den sızan PKK militanları, Mardin'in Kızıltepe İlçesi'nde bulunan bir karakola saldırı düzenlemek üzereyken güvenlik güçlerince engellenmişti.
Kürtlerin PKK güdümünde Suriye'deki edindikleri gücün Türkiye'yi derinden rahatsız ettiği malum. PKK'nın Suriye üzerinden Türkiye'ye saldırdığı tespit edildiği durumda TSK, tezkerenin verdiği yetkiye dayanarak Suriye topraklarında hava veya kara operasyonu düzenleyebilir mi? Görüştüğüm üst düzey bir yetkili "Teknik olarak evet" yanıtında bulundu. MHP'nin tezkereyi neden desteklediği ve tezkerenin "esas" adresi böylece açıklanmış oldu.