Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bu hafta Ankara’da “Bir şeyler oluyor” şeklinde lanse edilen haberlerle birlikte Kürt sorununun çözümüne yönelik girişimlerin yeniden başlatıldığı umutları yeşerdi. Daha doğrusu yeşertilmek istendi. BDP’lilerin talebi üzerine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül,Meclis Başkanı Cemil Çiçek ve AK Partililerle yapıldığı anlaşılan görüşmeler taze bir Oslo türü müzakere zemini hazırlanıyor görüntüsünü doğurdu. Bu algıyı güçlendiren nitelikteki en kritik cümleler Başbakan’dan gelmişti. “Gerekirse yarın İmralı’ya müsteşar gönderirim” diyen Erdoğan bazı kaynakların iddialarına göreMİT ile Öcalan arasındaki diyaloğun startını vermişti bile.

        Oysa durumun pek de öyle olmadığı kısa zamanda belli oldu. BDP kanadından gelen açıklamalar, görüşmelerden “yeni bir şey” çıkmadığı yönündeydi. Başvurduğumuz hükümete yakın kaynaklar da bunu teyit ettiler. Tüm bu görüşme trafiği sürerken sayıları yüzlerle ifade edilen PKK’lı tutuklular çeşitli cezaevlerinde “ölüm orucu” sürdürüyorlardı. Dün 39’uncu günü dolan grev Öcalan’ın “sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanması ve anadil üzerindeki baskıların son bulması” talebiyle başlatıldı. Ancak daha düne kadar merkez medya konuya girmedi hiç. Oysa çeşitli hak savunucularının uyarılarına göre grevin 37’nci günü itibarıyla tutukluların sağlığı yönünden “kritik eşik” aşıldı. Kalıcı hasarın oluşması an meselesi.

        Dün konuya ilişkin bir basın açıklaması yapan BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın mesajları sert ve netti. İşte satır başları:

        “Bu insanlar cezaevlerinde yaşamını yitirirse dışarıda hiç kimse artık ‘İyi şeyler olacak’ lafını bu halka asla yutturamayacaktır. Sayın Cumhurbaşkanı, ülkenin tümünün Cumhurbaşkanı olarak böylesine büyük bir olaya karşı asla ve asla sessiz kalmamalıdır. Sayın Öcalan çağrı yapmadan ve tecrit koşulları değişmeden biz açlık grevcilerinin tutum değiştireceğini sanmıyoruz. Bu insanlar ölüm sınırına dayandılar. Bu açlık grevinin Türkiye’de müzakerenin ve barışın önünü açabilecek çok önemli bir girişim olduğunu hatırlatmak istiyoruz. Sayın Öcalan’ın özgürlüğü ve anadilde eğitim ve savunma talepleri milyonlarca Kürt’ün arkasında durduğu somut taleplerdir. Oyalama ve bu kışı da konuşarak, tartışarak geçiririz diye düşünenler yanılırlar. Yeryüzünde ölümleri durdurabilecek Kürt sorunu açısından diyorum, yeryüzündeki tek insan Sayın Öcalan’dır.”

        Demirtaş’ın sözleri barış zemininin temelini oluşturacak yeni bir ateşkesin koşullarını net olarak ortaya koyuyor. Bilindiği gibi Öcalan’ın avukatları son 16 aydır kendisiyle görüşemiyor. Çünkü son 16 aydır avukatları adaya götüren koster “bozuk”. Ortada uçuşan teoriler arasında Öcalan kendi talimatları dışında hareket etmeye başladığı (ve dolayısıyla Oslo görüşmelerini sabote ettiği) için örgüte ayar vermek istiyor. Kimilerine göre ise ayar yiyen Öcalan’ın kendisi.

        Sesi kısıldığı nispette gücünün de azalacağını düşünen iktidar bu yöntemle Öcalan’ı dize getirmek istiyor. Barışın koşullarını kendi tayin edip Öcalan’ın da bunu Kürtlere kabul ettirmesini istiyor. Hangisi doğru açıkçası bilmiyorum. Ancak 21 Eylül günü İmralı’da Öcalan’la görüşenMehmet Öcalan’ın Iraklı Kürt internet sitesi Rudaw’a verdiği demeçte ağabeyinin saçı sakalının grileşip uzadığını ama iyi olduğunu, savaşın durması gerektiğini söylediğini aktarmıştı.

        Suriye kriziyle konumunu güçlendiren PKK’nın bu temel üzerinden yeni dayatmalara girdiği ve okullara dahi saldırarak Kürt vatandaşlar arasında da tepki uyandırdığı bugünlerde barışa ne kadar yakın olduğu tartışılır. Suriye krizi, Kürt sorununun parametrelerini kökten değiştirdi.

        Ancak açlık grevlerinin işaret ettiği kadarıyla Öcalan’ın Kürtler üzerindeki etkisi eskisi kadar olmasa dahi sürüyor. Özellikle de kadınlar arasında. İnisiyatif İmralı’dan Kamışlı’ya tümüyle kaymadan, Öcalan ile ciddi ve kapsamlı görüşmeler ivedilikle başlamalıdır. Gerekirse ev hapsi ortamında ama bu kez gerçekten “bir şeyler olsun”. Neticede akan kan duracaksa denemeye değer.

        Not: Dün görüştüğüm Adalet Bakanlığı Başdanışmanı Adnan Boynukara, açlık grevindeki tutuklular için “Olması gereken her şeyi yapıyoruz, geceleri de sağlık personeli bulunduruyor, saat başı durumları hakkında bilgi alıyoruz. Vitamin takviyesi yapıyoruz” şeklinde konuştu.

        Diğer Yazılar