Kürt-Arap çatışmasına doğru
URFA'nın Ceylanpınar İlçesi'nin güneyinde bulunan Resulayn şehrinde bir süredir PKK'nın Suriye kolu diye bilinen PYD'ye bağlı güçler ile Suriyeli muhalifler arasındaki çatışmalar şiddetlenerek devam ediyor.
Konu merkez medyada pek rağbet görmüyor ama Türkiye'yi çok yakından ilgilendiriyor. Bilindiği gibi Esad güçlerinin çekilmesiyle birlikte PYD bir dizi Kürt kasabasını ele geçirip kendi düzenini kurdu, etkisini artırdı. PKK ile herhangi organik bağı olmadığını savunan PYD'nin bu hamlesi Ankara'da alarm zillerini çaldırdı. Suriye'deki diğer Kürt gruplarının da tepkisini çekti. Zira temmuz ayında Barzani'nin himayesinde Erbil'de PYD ve Kürt Ulusal Konseyi şemsiyesi altında birleşen diğer Kürt partilerin imzaladığı güç paylaşımını öngören anlaşma kâğıt üstünde kaldı. Güç PYD'nin elinde toplandı.
Ne var ki Suriyeli Kürtler arasındaki dengeler (veya dengesizlikler) Resulayn'daki son gelişmelerin akabinde değişti.
Etnik yapının dağılımı kesin olarak bilinmemekle birlikte Resulayn'ın nüfusunun yarısına yakını Kürt olduğu tahmin ediliyor. Geri kalan nüfus Araplar, Ermeniler, Asuriler ve diğer azınlıklardan oluşuyor. Ve bölgede önemli petrol kaynakları var. 8 Kasım'ı 9'una bağlayan gece muhalifler, az sayıda bulunan Esad rejimine bağlı güçlere saldırı düzenleyerek kimilerini esir aldı, kimilerini öldürdü, geriye kalan rejim güçleri ise kaçtı. Bu arada rejim, muhaliflerin üzerine bombalar yağdırmasına rağmen muhalifleri durduramadı. Olan her zamanki gibi sivillere oldu. Şehir enkaz haline dönerken binlerce sivil kaçtı. Bir kısmı Türkiye sınırında yığılmış, çaresizce bekliyor. Kürt mahallelerinin denetimini elinde tutan PYD güçleri ilk etapta tüm olup bitenlere seyirci kaldı. Ancak muhalifler Kürt bölgelerine yönelince olanlar oldu. Muhalifler Kürt bayraklarını yakıp PYD'nin çekilme taleplerini geri çevirince bu kez PYD güçleri ile muhalifler arasında çatışmalar başladı.
Batılı ajansların geçtiği haberlerde söz konusu muhalif grupların radikal İslamcı El Nursa, Guraba el Şam ve Tevhid birliklerine bağlı oldukları iddia ediliyor. Geçtiğimiz günlerde sosyal paylaşım sitesi Youtube'a Guraba el Şam tarafından yüklenen bir video, Kürtler açısından dönüm noktası oldu. Söz konusu videoda "inançlı gönüllülerin Kürtlerin üzerine yürümeleri" için çağrıda bulunuluyor.
Bunun üzerine PYD ile Kürt Ulusal Konseyi, aralarındaki çekişmeleri bir kenara koyup yine Erbil'de bir araya gelerek bu yeni tehdit karşısında güçlerini birleştirmek üzere müzakerelere başladı.
Telefonla ulaştığım Suriyeli Kürt kaynakları ısrarla Resulayn'daki olayların perde arkasında Türkiye'nin olduğunu, hatta kimi muhaliflerin Türkiye üzerinden Resulayn'a sızdıklarını iddia ediyorlar. Türkiye bu iddiaları kategorik olarak yalanlıyor. Kürtlerin bu iddialarını bağımsız kaynaklara teyit ettiremedim.
Ankara'nın tam olarak hesabı nedir bilinmez ama başından beri PYD'nin tüm diyalog tekliflerini reddetti. "Ha PYD ha PKK" dedi. Türkiye, Barzani'nin de devreye girmesiyle diğer Kürt gruplarını yani Kürt Ulusal Konseyi'ni kendi saflarına çekmeye gayret etti ama pek başarılı olamadı. Kürt Ulusal Konseyi'ne bağlı çoğu grup geçtiğimiz günlerde yeni bir çatı altında toplanan Suriye muhalefetine katılmaya yanaşmıyor. Bunun en önemli sebeplerinden biri, Suriyeli muhaliflerin halen Esad sonrası dönem için Kürtlere siyasi ve kültürel haklar konusunda net açıklamalarda bulunmamaları.
Geçen ay Diyarbakır'da görüştüğüm konsey üyeleri, Türkiye'nin Kuzey Irak'taki Kürt yönetimine sağladığı desteği kendilerine de sağlaması gerektiğini savundular. Ama işin içinde PYD'nin olmasının sorun yarattığını da teslim ettiler. Sonuçta Kürtler her ne kadar Türkiye'yi işaret etseler de esas sorunları Suriyeli Arap çoğunlukla olduğu aşikâr. Ama şu da gerçek: Türkiye kendi Kürt sorununu adil bir çözüme kavuşturduğu nispette yarının Suriye'sine örnek olur. PYD'nin bu sürece yapıcı katkısı olabilir. Olmalıdır.