Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        PKK'ya yakın bir medya sitesinin dün manşetten duyurduğu habere göre, KDP denetimindeki Irak Kürdistan sınır bölgesinden Suriye'ye geçişler tamamıyla durduruldu. Haberi, "Barzani tüm sınırları kapattı" diye veren ANF, durumu "Batı Kürdistan'a (Suriye'nin Kürt bölgeleri) ambargo" olarak değerlendirdi. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi uzun bir süredir sınırları zaten kapalı tutuyordu, ancak "ambargo" denmesinin nedeni, kaçakçıların geçişlerine de artık izin verilmediğinden kaynaklanıyor.

        Suriye'de temel ihtiyaçların karşılanamadığı bugünlerde Irak'tan kaçak yollarla temin edilen gıda, yakıt gibi malzemeler Kürt denetimindeki bölgelerde, Ankara'da PKK'nın uzantısı olarak addedilen Demokratik Birlik Partisi (PYD) üzerinden dağıtılıyordu. Kaçakçıların geçişinin durdurulmasıyla bu önemli iktidar aracı PYD'nin elinden alınmış oldu. Ambargo haberini doğrulayan bağımsız Kürt kaynaklarım, gelişmeleri bu şekilde değerlendirdi.

        PYD'yi meşrulaştıracak tüm yolları tıkamaya iman eden Türkiye'nin bu kararda parmağının olduğu olasıdır. Zira Ankara, Barzani'yi PYD üzerinde baskı kurması için epeydir sıkıştırıyor. Ankara'yla kol kola girip Kürtlere karşı tavır almanın kendi kamuoyu karşısında yaratacağı sıkıntıya karşın Barzani kartlarını ustalıkla oynadı. Bir yandan Türkiye'yle stratejik ilişkilerini özellikle enerji üzerinden pekiştirirken diğer yandan Kandil'le arabuluculuğu sürdürdü.

        PYD'nin gücünü dengelemek için diğer Suriyeli Kürt partileri örgütlemeye koyuldu. Ama Suriyeli Kürtleri bölmek değil birleştirmek istediğini deklare eden bir hamleyle yaptı bunu: Geçtiğimiz yaz Erbil'de PYD ile Kürt Ulusal Konseyi (KUK) çatısı altında toplanan söz konusu grupları bir araya getirip Yüksek Kürt Konseyi ismiyle yaratılan şemsiye örgüt bünyesinde el sıkıştırttı.

        Varılan anlaşmaya göre KUK ile PYD, Kürt denetimindeki bir dizi kent ve kasabada yönetimi paylaşacaktı. Ama hedefler tutmadı. PYD her şeye rağmen gücünü koruyor.

        Bunun birçok nedeni var. Birincisi, KUK üyesi partiler hiçbir zaman güçlü değildi. Esad'ın Kürtlere yaşattığı zulümler gelişmelerini engelledi. Ama paradoksal biçimde baba Esad'ın PKK'ya verdiği destek, PYD'nin bugün güç aldığı tabanın genişlemesini sağladı. 1998 Adana mutabakatı ve oğul Esad ile kurulan yakın ilişkiler akabinde Suriye, PKK'nın üzerine gidip binlerce yandaşını zindanlara atınca Suriye'deki Kürt siyasal hareketi, yanı başındaki Iraklı Kürtlerin kazanımlarının yarattığı rüzgârla birlikte daha da kuvvetlendi. Dolayısıyla 2003'te PKK'nın teşvikleriyle kurulan PYD, Suriye krizi patladığında 1-0 öndeydi. Esad güçleri geçtiğimiz haziran ayında Kürt bölgelerini terk edince PYD hızla silahlanmaya başladı. Türkiye'den bakınca ürkütücü görünse de kurdukları silahlı birlikler Kürtlere güven hissi veriyor.

        Ancak daha önce de aktardığım gibi KUK mensubu partiler, PYD'nin silahlanmasından rahatsız olduklarını dillendiriyorlar. Hem Türkiye'yi hem de Arapları, Kürtlerin üzerine çekmesine neden olacağından endişe ediyorlar. Geçtiğimiz ay Halep ve Ceylanpınar sınırında PYD ile Arap muhalifler arasında yaşanan çatışmalara bakılırsa "Haklı çıktılar" denebilir.

        Telefonla ulaştığım PYD Eşbaşkanı Salih Müslim, KUK'un silahlanma eleştirilerine şu cevabı verdi: "Kendileri (silahlanmayı) beceremediklerindendir." PKK ile bağlantısı olduğunu ve bağımsız devlet peşinde koştuklarını kesin dille reddeden Müslim, Türkiye'ye diyalog çağrılarını yineledi. Silahlı birliklerin tek amacının halklarını korumak olduğunu savundu. Türkiye'nin PKK etiketini yapıştırma gayretlerinin uluslararası arenada PYD'nin de terör örgütü muamelesi görmesine yönelik olduğunu ve son zamanlarda ABD'li herhangi bir yetkiliyle görüşemediğini ifade etti.

        Türkiye'nin El Kaide bağlantılı güçleri PYD'ye karşı kullandığı iddialarını da yineleyen Müslim, bu tür yöntemlerin Suriyeli Kürtlerin birbirlerine daha sıkı kenetlenmelerine yol açacağını vurguladı. Bu konuya devam edeceğiz, ancak özetleyecek olursak PYD realitesiyle nasıl baş edeceği Türkiye'nin önündeki en çetin sınavlardan biri.

        Not: Hıristiyan âleminden tüm okuyucularıma mutlu Noeller!

        Diğer Yazılar