Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BU yıl tesadüf eseri yazım yeni yılın ilk gününde, 1 Ocak'ta yayınlanıyor. Böyle olunca da mecburen geçmiş ve yeni yıla dair bir şeyler söylemek mecburiyetinde hissediyor insan kendini. İtiraf: Geçeni de geleni de bana kara görünüyor. Ne yapayım? Kimi meslektaşlarım 2012'nin "en"ler listesini çıkarmış. Gayet güzel. "Ben de mi aynısını yapsam?" diye sordum kendi kendime. Sonunda "en" listelerin "en" olanını çıkarmak gibi anlamsız bir yarışa girmektense salıvereyim kendimi dedim. "Derin" analizler yumurtlamak, "felsefi" düşünceler patlatmaktansa saçmalama kotamı kullanmaya karar verdim. Gerçi kimilerine göre ben her zaman saçmalıyorum ama olsun!

        Hadi bir yemek tarifiyle başlayayım. Amberin usulu tavuk (iki kişi için):

        Malzemeler: iki tavuk göğsü. Bir limon. Üç iri diş sarmısak. Sarmısaklara eşit miktarda tekabül eden taze zencefil. Teryaki sosu (Carrefour'da bulabilirsiniz). Soya sosu. Hardal. Tane kara biber. Pul biber.

        Sarmısakları ince doğrayın. Tavuk göğüslerini ince keskin bıçakla sarmısak dilimlerini farklı yerlerine yerleştirebilecek kadar delin. Sarmısak dilimlerini teker teker yarıkların içine gömün. Aynı şekilde zencefili doğrayıp yine göğüslerin içine yerleştirin. Ardından her göğüse altışar tane karabiber gömün. Bir de limonun yarısını ince ince doğrayın. Kabuklarını sıyırdıktan sonra içlerinin dağılmamasına özen göstererek küçük parçalara kesip yine göğüslerin içince yerleştirin. Sonra göğüslerin üzerine teriyaki sosu gezdirin, biraz da soya sosu. Hardala bulayın, üstüne biraz pul biber dökün, bir de limon kabuğu rendeleyin. Bir saat beklettikten sonra fırında pişirin. İşin püf noktası, tavuk göğüslerini birbiriyle temas edecek şekilde ufak bir cam kâse içerisinde pişirmek ki kurumasınlar. Yani etrafları camla çevrili olsun. Üstünü alüminyum folyoyla örtün, ama çarşaf şeklinde. Göğüslerin iriliğine göre 30 dakika filan 200 derecede pişirin. Anlatabildim mi emin değilim. İlk kez yemek tarifi yazıyorum. Aynı tarifi somona da uygulayabilirsiniz. Bence çok güzel oluyor.

        KADINLARA ÖĞÜT

        2012 yılında birçok hemcinsim gibi "değişiklik" peşindeydim. Esmer olduğum için saç rengimi değiştirmem sakil kaçar. İyisi mi kirpiklerimi uzatayım dedim. Türlü araştırmalar yaptım. En kalitelisi, en doğal duranı filan. Ne var ki yaptıran tüm arkadaşlarım pişmanlıklarını sonunda teker teker itiraf ettiler. Uyurken kirpiklerin bükülmemesine dikkat etmek gerekiyormuş. Ne sağa yatmak var ne sola. Diğer konulara hiç girmeyelim. Duş yaparken sorun. Elinizle hiç dokunmayacaksınız. Ve en kötüsü üstlerine kimyasal maddeyle yapıştırılan yapay kirpikler, kendi kirpiklerinizin diplerinin kurumasına neden oluyormuş. Böylece kendi kirpikleriniz de dökülüyor. Arkadaşlarımda gördüm. Göz keli olmuşlar. Hadi bakalım bunu örtmek için yeniden takma kirpik. Tam bir tuzak. Vazgeçtim.

        Bir şiir (bu kısım "saçmalama" kotası dışında).

        Benim de bir "en"im var aslında. Twitter'da keşfettim. Sosyal medya üzerinden edindiğim en değerli dostlarımdan biri. Sosyal medya üzerinden dost edinme fenomeni başlı başına yazı konusu aslında. Henüz yüz yüze gelemedik ama şimdiden kardeşim gibi yakın hissediyorum onu. Adı Ahmet Fatih Yavuz. Akdeniz Üniversitesi Felsefe Bölümü son sınıf öğrencisi. Diyarbakır'ın Ergani İlçesi'nden. Zekâsı ve içtenliğiyle hemen dikkatimi çekti. Ve inanılmaz yetenekli bir şair olduğunu keşfettim. Aynı zamanda türkü sözü yazıyor. Yeni yıl dileklerim arasında Ahmet'in "keşfedilmesi" var. Yer kıtlığından kısa ama içimi en ısıtan şiirlerinden ikisini sizlerle paylaşmak istiyorum.

        KURBAĞA PRENS

        bıraktığın yerdeyim hâlâ


        bir adım bile atamadım aşkından geri

        aslında ben de masallar anlatabilirdim sana


        tabii bir prens çıkmazdı o masaldan 
sonuçta bir delinin eseri

        ki zaten hiçbir masala yakışmaz

        yüzsüz bir serseri

        unutma kara kurbağa


        bıraktığın yerde

        hâlâ bekliyor seni

        ama sayamadım kaç asırdan beri

        O KADAR

        yapraklarda sallanıyor rüzgâr

        vapurda bir deniz yüzüyor

        boğuluyor dalgalar


        sulardan bal
 topluyor arılar

        kavuşmak terk etmektir

        aşkları ölümsüzleştirir ayrılıklar

        gönlümü kuşlara düşürdüm

        bütün şiirlerimi üzerine alsın martılar


        serçelere sırılsıklam âşığım


        âşığım işte ulan!


        âşığım işte


        o kadar

        Ve benden de bu kadar. Hepinize neşe, sağlık, barış, sevgi dolu bir yeni yıl diliyorum!

        Diğer Yazılar