Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        AK Parti’nin dün TBMM grup toplantısı vardı. Yurt dışı seyahatlerini tamamladıktan sonra yurda dönen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın G-20 toplantısındaki temasları, terör örgütü hedeflerine yönelik sınır ötesi operasyon ve siyasetin dili gündem maddeleriydi. AK Parti grubuna, seçmenin ilgisi büyüktü; partililerde de moraller yüksekti. Kışa girilmesine rağmen adeta bahar havası esiyordu.

        Grup toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye ve Irak’taki terör örgütü hedeflerine yönelik hava harekatından sonra kara harekatının da gündemde olduğunu söyledi. Hava operasyonlarının sadece başlangıç olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Bizim için en uygun olan zamanda karadan da teröristlerin tepesine bineceğiz. Tel Rıfat, Münbiç ve Ayn el-Arap'tan başlayacağız" dedi. Erdoğan, olası operasyonun hedef bölgelerini de net olarak ifade etti.

        Erdoğan’ın bir diğer vurgusu ise siyasetin dili ve üslubuna yönelikti. Muhalefeti sert sözlerle eleştirdikten sonra şunları söyledi:

        “Yeter ki artık bıkkınlık veren şu arsız, yüzsüz, yalan ve iftira üzerine kurulu tek parti devri bakiyesi siyaset üslubunuzdan vazgeçin. Yeter ki artık kısır siyasi çıkarlarınız, anlık hazlarınız için kendi ülkenize, kendi insanınıza ihanet derecesine varacak ifadelerden, tavırlardan uzak durun. Eğer muhalefet pozitif siyaset konusunda samimiyse işte burada, AK Parti Grubu'ndan, Cumhur İttifakı adına söz veriyorum: Kendilerinin hiçbir eksiklerini yüzlerine vurmayacağız, hiçbir zayıflıklarının üzerine gitmeyeceğiz, hiçbir gaflarıyla dalga geçmeyeceğiz.”

        Seçim sürecine girilirken, “Muhalefete zeytin dalı uzattı” şeklinde değerlendirilebilecek sözleri burada kalmadı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın… Devamında dile getirdiği, "Bizde gül de var gürz de var. Kim, hangisini isterse onunla karşısına çıkarız” sözleri muhalefet tarafından tehdit olarak değerlendirildi.

        KAYNAK BEKLENTİSİ

        Biraz kulis aktarmak gerekirse; konuştuğum AK Partililer sahada ibrenin kendilerine döndüğünden söz ediyordu. Bunda dış politika adımlarının, ekonomide geleceğe dönük beklentilerin ve farklı toplumsal taleplerin karşılanmasına yönelik adımların etkili olduğunu söylüyorlardı. Özellikle G-20 zirvesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gerçekleştirdiği temaslara ve ABD Başkanı Biden ile yaptığı görüşmeye vurgu yapılıyordu. Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Suudi Veliaht Prensi Selman ile sıcak fotoğraf ve diyalogların yeni işbirliği fırsatları olarak değerlendirilebileceği anlatılıyordu.

        ABD ile ilişkilerin geleceğine ise biraz temkinli ve mesafeli yaklaşıldığına tanıklık ettim. Bunda Rusya ile yakınlaşmanın payı büyük. Daha önce belirttiğim gibi Rusya’ya 20 milyar dolarlık doğalgaz ödemesinin seçim sonrasına ertelenmesinin AK Parti’nin seçime daha rahat girmesini sağlayacağı söyleniyor. Rusya dışında Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn ve Kuveyt gibi ülkelerin de finansal destek açısından isimleri sıkça telaffuz ediliyor.

        Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’la, “Her an görüşebiliriz” sözleri de AK Parti teşkilatında ve tabanında işlerin düzeleceğine yönelik beklenti uyandırmış. Özetle, dış politika adımlarının, ülkeyi ekonomik olarak daha iyi bir noktaya taşıyacağına yönelik büyük beklenti hakim…

        BAHARA SEÇİM Mİ?

        Bu arada, Genel Merkezden AK Parti teşkilatlarına bir yazı gönderilmiş. Bu yazıda, milletvekili adayı olmak isteyen belediye başkanları ve il başkanlarının aralık ayı sonuna kadar istifalarını vermeleri isteniyor. Parti teşkilatları bunu, seçimin bir iki ay öne alınabileceği şeklinde yorumluyor.

        Erken seçimden değil, takvim ve şartlar gereği öne alınacak seçimden söz ediyorum. Normal şartlarda da haziranda hacıların oy kullanamayacak olmaları, Kurban Bayramı, yaz aylarına girilmiş olması ve başka nedenlerle seçimin mayıs ayında yapılabileceği belirtiliyordu. Şimdi tarih değişikliği için başka argümanlar öne sürülüyor.

        Kısaca değinmek gerekirse; ocak ayında ücretlere yapılacak zam, dış politika hamlelerinin sonucunda ülkeye sıcak para girişi, toplumsal taleplerin karşılanmasına yönelik adımların sonucunda ülkede bahar havasının eseceği, bu havayla seçime gitmenin AK Parti açısından istenilen sonucu vereceği hesaplanıyor. İl başkanlarının ve belediye başkanlarının milletvekili adaylığı için erken istifa ettirilmeleri de buna yönelik bir adım olarak değerlendiriliyor.

        Bu tezi savunanların bir diğer argümanı da ücret artışlarının fiyatlara olumsuz yansımasının yani yüksek enflasyona yol açmasının birkaç ayı bulabileceği; bu nedenle seçimin mart-nisan aylarında yapılması gerektiği yönünde. Vatandaş, fiyat istikrarını önemsiyor. Mutfaktaki yangın herkesi etkiliyor.

        23 Mart-21 Nisan arası Ramazan ayı ve sonrasında Ramazan Bayramı var. Eğer Ramazan ayında seçim yapılmayacaksa ve propaganda sürecinin Ramazan ayına denk gelmesi istenmiyorsa, seçim takviminde bir değişiklik gerekiyor. Ayrıca 29 Haziran’da Kurban Bayramı kutlanacak. Seçim ikinci tura kalırsa Kurban Bayramı’nın ikinci gününe denk geliyor. Bir de böyle bir sıkıntı var. Dolayısıyla şartların zorlamasıyla ya Mart sonu ya da Nisan-Mayıs arasında bir tarihte seçime gidilmesi söz konusu olabilir.

        Bir not; 6 Nisan'dan önce yapılacak seçimde yeni seçim kanunu uygulanamıyor. Bu tarihten sonra yasa değişiklikleri yürürlüğe girecek.

        Seçim ister tam zamanında, yani 24 Haziran’da isterse biraz öne çekilmiş olsun, 6’lı masanın çalışma takvimini değiştirmesinde ve bir an önce adayı belirlemesinde fayda var. Adayın açıklanması için Şubat ayı geç olabilir. Zira ülke seçim sath-ı mailine girmiş durumda…

        Diğer Yazılar