Erbil’de Türk diplomatın terör örgütü üyesi tarafından öldürülmesine yönelik soruşturma derinleşerek devam ediyor. Kürt yönetimi ve Türk güvenlik birimleri saldırının neredeyse her detayına ulaşmaya çalışıyor.

Şu ana kadar tetikçi yakalandı. Mahmur’a ardından örgütün ikinci Kandil’i Sincar’a kaçmayı planladığını itiraf eden tetikçi Mazlum Dağ’ın, halen devam eden sorgulama sürecinde verdiği farklı ifadelerle tasmasını elinde tutanları ifşa etmemek için direndiği belirtiliyor. Ancak saldırganın ipi kimin elindeyse, kendi yayın organlarından Mazlum Dağ’a teşekkürlerini iletiyor.   

Soruşturma derinleşirken; saldırının çok planlı olduğu ve hedef gözetilerek uygulandığı ortaya çıkıyor. Öyle ki, diplomatımız Osman Köse’ye yönelik saldırıyı planlayan ve organizasyon sürecini hazırlayan teröristler Kandil’den 4 ve 6 Temmuz tarihlerinde iki ayrı grup halinde Mahmur’a geçmişler.

1996’dan bu yana BM denetimindeki Mahmur kampının yanı başında, 2015 yılında DAEŞ ile mücadele bahanesi ile kurulan sözde şehit Rüstem kampında 7 Temmuz tarihinde bir araya gelen teröristlerin, Mazlum Dağ ve beraberindeki 4 kişiyi bu eylemi yapması için görevlendirdiği saptanmış. 

İlk başta saldırının 15 Temmuz tarihinde gerçekleşmesi planlanıyor. FETÖ’nün darbe kalkışmasının yıldönümünde Erbil’de bir diplomatın öldürülmesi PKK ve FETÖ terör örgütlerinin zaman zaman ne kadar benzeşebildiğini gözler önüne seriyor. Ancak iki nedenden dolayı bu eylem 15 Temmuz’da gerçekleştirilemiyor.

Öncelikle 15 Temmuz pazartesi günü haftalık iznini kullanmak için 7 Temmuz’da iş yerindeki müdüründen izin isteyen tetikçi Dağ istediği izni koparıyor. Ancak 14 Temmuz günü iş yerindeki Şırnaklı bir bayan çalışanın rahatsızlanması ve gelemeyeceğini müdürüne iletmesi üzerine iş yeri tarafından Dağ’ın izni iptal ediliyor. Eylem öncesi dikkatleri üzerine çekmek istemeyen saldırgan Dağ korku içinde eyleme katılamayacağını Mahmur’a iletiyor. Bu arada Mazlum Dağ eylem öncesinde tam dört kez Mahmur’un yolunu tutuyor.

Saldırıya ilişkin teknik incelemelerde, terörist Mazlum Dağ olmadan yola devam etmek isteyen PKK’nın lider kadrosunun 15 Temmuz günü ses getirecek bir eylemde ısrarcı olduğu ortaya çıkıyor.

Diplomatımızı ve beraberindeki arkadaşlarını Konsolosluktan çıkıp kaldıkları konuta girdikleri anda vurmayı planlayan PKK’lı teröristler sitenin dış güvenliğinin kuvvetli olması, tek girişinin ve ana caddeye çıkışın güç olması ama en önemlisi konsolosluk çalışanlarının kaldığı konutların yakın güvenliğinin Türk güvenlik güçleri tarafından sağlanması gibi detayları fark edince eylemi yapmaktan son anda vazgeçiyorlar.   

Hain saldırının hemen ardından, Türk güvenlik bürokrasisinin en önemli ismi dahil özel bir ekip ilk üç saat içinde Erbil’e intikal etmişti. Türkiye’den giden özel ekip kente ulaştığında saldırganların kimlik tespitine dair çalışmalar Kürt güvenlik birimleri tarafından başlatılmıştı. Zira saldırıyı aynı zamanda kendi prestijlerine ve onurlarına yapılmış sayan Kürt yönetimi PKK’nın eski yeni tüm unsurlarına yönelik eş zamanlı operasyonlar düzenledi.

Kimlik tespitleri için Mazlum Dağ’ın Irak Kürt bölgesine geldiği tarihten yani 2014’ten bu yana iletişimde olduğu şahıslar tek tek belirlendi. İlk 9 saat içinde Mazlum Dağ’ın hareket alanı belirlendi. Ancak istihbarat birimleri ve Erbil asayiş güçleri Dağ’ın kimle nasıl iletişime geçeceğini biraz izlemek istedi, acele etmedi.

Terörist Dağ’a ait 0096475176521.. nolu telefonun teknik takibinde eylemin 7 ana aktörünün olduğu ve Mahmur’da örgütün silahlı kampında oldukları belirlendi. Güvenlik birimleri kampın bulunduğu bölgeyi yakın markaja aldı. 18 Temmuz ve 24 Temmuz tarihlerinde düzenlenen iki ayrı hava operasyonu ile diplomatımız şehit Osman Köse’ye yönelik eylemin içinde yer alan dört kişi öldürüldü.

Perşembe günü eylemde kullanılan araçların görüntüleri servis edildi. Son model olmaları dikkat çekiciydi.

Irak’ın ABD tarafından işgalinin hemen sonrasında, PKK Irak ordusuna ait 190 adet beyaz renk Nissan Patrol Jip’i Bağdat’taki depolardan alıp Kandil ve Türkiye sınır hattındaki terör eğitim kamplarına getirmişti. Öyle ki bölgede yaşayan üç yaşındaki çocuk bile bu plakasız araçların PKK’ya ait olduğunu bilmekteydi.

Diğer taraftan Suudi Arabistan ve ABD’nin sağladığı finans ve imkanlar sadece örgütün Suriye’deki silahlanmasına gitmiyor elbette. PKK bölgede sözde bir federal bölge inşa etme sürecinde. Ve silah yardımının dışında bölgedeki kamu kurumlarında çalışanların maaşları dahil birçok araç gereç alımı için de mali destekler sunuluyor.

Son üç ayda Bağdat, Kerkük, Bakuba ve Tikrit’ten satın alınan 230 adet Toyota marka pikap ve Cheroki marka jipin büyük bölümünün örgüt tarafından kullanılmak üzere Suriye’ye yollandığı belirtiliyor. PKK’nın da parça parça yollanan araçların içinden 29 adetini Kandil’e sevk ettiği belirtiliyor.

PKK’nın Sincar bölgesinde yeni araçlar kullandığı biliniyordu. Son operasyonlarda vurulan tüm araçlar da gösteriyor ki, PKK’nın lider kadrosunu artık üst model yeni araçlarla dolaşıyor. Ancak PKK makyaj yapsa da devamlı takip ediliyor.

Hedef odaklı operasyonlar devam edecek.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!