Ankara pazartesi günü Suriye’de bitmek bilmeyen savaşa dair değerlendirmelerde bulunabilmek için üçlü Suriye Zirvesine ev sahipliği yaptı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Türkiye’ye geldiğinde İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani 16 saattir Türkiye’deydi. İran ile konuşulan konu başlıkları sadece Suriye ile sınırlı kalmadı. Zira İran’ın başı bu sıralar destek verdiği Yemenli Husi’lerin Suudi petrol devi Aramco’ya ait petrol rafinesine yönelik saldırısı nedeniyle büyük belada.

Zirvede özellikle sınırımızın öte tarafında, büyük bir insani trajediye dönüşen İdlib tematize edildi.

Üç lider de bu zirveye verdiği önemi gizlemedi. Hatta görüşmelerin süresi planlanandan uzun sürdü. Görüştüğüm diplomatik kaynaklar, bu zirveyi “saatleri yeniden ayarlamak” olarak nitelendirdi.

Bu deyim kullanıldığında göre Astana sürecinde bir aksamanın olduğu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde Rusya devlet başkanı Putin ile gerçekleştirdiği görüşme sonrası bir toparlanmanın söz konusu olduğu anlaşılıyor.

Liderler üç dosya üzerinde durdu. İdlib, anayasa komitesinin oluşturulması ve insani durum ki Ankara ve Moskova’ya göre bunun içine mültecilerin dönüşü, uluslararası yardım sağlanması, yeniden imar, mayınların temizlenmesi gibi konular da giriyor. İran ise henüz geri dönüşler için bir resmi açıklama yapmış değil.

ARTIK GERİ DÖNÜŞ YOK

Evet, 2017 yılından beri Rusya, Türkiye ve İran bölgede terörizm tehdidini minimize etmek için maksimum çaba sarf etti. Kalan sorunların çözümü ise zamana ve ileriki üçlü koordinasyona bağlı.

Malumunuz, Astana ve Soçi sürecinin başarıya ulaşmasını istemeyen birçok taraf olduğu kadar son dönemde TSK gözlem noktalarına rejim ve fraksiyonları tarafından gerçekleştirilen saldırılar nedeniyle Türkiye’de dahi algı ‘acaba süreç kadük mü kalacak?’ sorusunu sordurdu. Ancak zirve günü Troykanın verdiği mesajlar, Astana’yı geri dönüşü olmayan bir sürece dönüştürdü.

Astana süreci her ne kadar karalanmaya çalışılsa da iki yıl içinde Suriye topraklarındaki geniş çaplı savaş faaliyetleri bitti. Belki barış tesis edilmedi ama İdlib gibi bir bölgede normalleşme, hayata tutunma başlamıştı. Ta ki Suriye rejimi 2019 bahar aylarında hava saldırılarını yoğunlaştırana kadar…

Astana’nın ağırlık merkezinin İdlib olduğu aşikar. Çözüme kavuşturulamamış sorunlar dizisi mevcut. Liderler ise İdlib sorununun çözümünün zaman meselesi olduğunun farkında.

Rus diplomatik kaynaklar, ortak adımların mahiyetine işaret etmekten kaçınsa da askeri ve diplomatik çevreler son günlerde İdlib’deki radikal grupların varlığının yok edilmesinden ve hükümetin Suriye’nin toprakları üzerindeki kontrolünü tamamlamasından başka bir alternatif olmadığı noktasına odaklanıyorlar.

ANAYASA KOMİTESİ BÜYÜK ADIM

Rusya’nın bu beklentisi, Suriye politikasında sıkışan Türkiye için zorlu bir aşama. Zira Türkiye haklı olarak İdlib sürecini, Suriye anayasa sürecinin netleşmesi ve Fırat’ın doğundaki terör örgütü PKK’nın uzantısı konumundaki PYD’nin faaliyetlere karşı bir önemli bir kart olarak görüyor.

İdlib konusunda çok sıkışmış gözükse de Türkiye’nin beklentileri yerine geldiğinde ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün garantiye alınması ile bazı hamleleri yapacağını düşünüyorum.

Astana Troykasının en önemli ayağı sayılan Anayasa Komitesi meselesi ise “oldukça sınırlı ihtilafların” etrafında dönmeye devam ediyor. Nitekim Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentiyev, 12 Eylül’de acilen Şam’a gönderilerek ihtilafın çözülmesi için görüşme trafiği başlatmıştı.

Türkiye açısından en ciddi sorun ise El Cezire kantonu eş valisi, Arap aşiret liderinin BM kontenjanında sürece dahil edilmek istenmesi idi. Son zirvede bu sorun çözüldü. Zira Türkiye bu şahsın hiçbir şekilde sürece dahil edilmesini istemiyordu.

Anayasa komitesi sonunda tamamlandı. Ocak 2018’de Soçi’de düzenlenen Suriye diyaloğu konferansı kararlarına uygun olarak çalışmalarına başlaması, siyasi süreci başlatma çabaları kapsamında önemli bir dönemi başlatacaktır. Ancak bu sürecin en başta Türkiye için yakın takip edilmesi gerekiyor. Zira tuzaklarla dolu bir yol olacağı muhakkak.

RUSYA, FRANSA VE ALMANYA DESTEĞİNİ İSTİYOR

Tüm bunların dışında, Moskova açısından üçlü zirvenin ilave bir önemi daha var ki o da Kremlin’in “Rusya, Türkiye, Fransa ve Almanya liderlerini bir araya getirecek bir zirve hazırlığında olduğu” yönündeki açıklamasıyla öne çıktı. İnsani yardımlar, yeniden imar ve mültecilerin dönüşü konularında Moskova belli ki Avrupa’dan gelecek desteğe oldukça bel bağlıyor.

Ankara zirvesinin en önemli başarısı bazı dosyalarda farklı tutumların ortaya çıkmasına karşın “Rus-İran-Türk” koordinasyonun devam ettiğini doğrulamasıydı. “saatleri yeniden ayarlamaktan” kastım da buydu. Nitekim Astana ekseni çerçevesinde var olan ittifak, karmaşık ve geleneksel olmaktan uzak. Bu sebeple bazı zorlukların ortaya çıkması kaçınılmaz bir durum.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!