İran yönetimi şu sıralar Kudüs Gücü lideri Kasım Süleymani’nin Amerika’nın insansız hava aracı saldırısıyla öldürülmesine ne tür bir karşılık verebileceğine dair alternatifleri düşünüyor. Dini lider ve siyasilerden sert çıkışlar geliyor. Ancak ekonomik krizlerle boğuşan İran bu sürece tek başına değil ABD’nin Orta Doğu’daki ortaklarını da çekerek bölgesel dengelerle oynayarak hareket edecektir.

Peki, İran bölgedeki Amerikan çıkarlarına veya ABD'nin müttefiklerine doğrudan saldırır mı? Doğrudan saldırıyı seçerse ABD Başkanı Trump'ın şimdiye kadar kaçındığı bir çatışmaya yol açacaktır. Demem o ki, herkes hesap kitap yaparak oyuna girecektir.

İran, ABD’nin ortaklarına ve müttefiklerine karşı Lübnan'daki Hizbullah’ı, Gazze Şeridi'ndeki Hamas’ı, Irak'taki Haşti Şabi ve sivil insanları veya düzenli Suriye ordusundan daha büyük olan Suriye'deki İran milislerini ya da İran yanlısı savaşçıları seferber edebilir. Örneğin İran Suudi Arabistan veya Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki hedeflere saldırsa ABD rengini belli etmeyip yardım sağlamasa olacakları düşünün. İlla ki böyle bir saldırının ardından Arap devletleri de derin uykularından uyanmak zorunda kalacaktır.

Ancak İran’ın misilleme seçenekleri bundan fazlasını barındırıyor. Zira üç bin yıllık derin siyasi kültüre sahip İran, insansız hava araçları 14 Eylül'de Abqaiq petrol işleme tesisine ve Suudi Arabistan'ın doğusundaki Khurais petrol sahasına ateş açtığında, askeri yetenekleri hakkında bölge ülkelerine bir fikir de vermiş oldu. Bu saldırı ile Suudi petrol üretimi haftalarca yarı kapasite gerçekleşti. Bu süre, küresel talebin yüzde beşine tekabül ediyor. Ciddi bir krize kapı aralanmıştı.

Aynı senaryonun tekrarlandığını varsaysak mesela, Suudi Arabistan, önlem olarak Rusya'dan yardım isteyebilir. Çünkü 14 Eylül’deki saldırıdan sonra Amerika karşı bir operasyon düzenlememişti ve Riyad, Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi talebinde bulundu.

İran’ın verebileceği karşılık senaryolarından biri de şu olabilir mesela: İran mayın döşeyerek Hürmüz Boğazı'nı da kapatabilir. Geçen yıl ABD, büyük baskı uygulayarak İran'ın yasal petrol ihracatını günde yaklaşık üç milyon varilden neredeyse sıfıra indirdiği için Hürmüz Boğazı'nın engellenmesinden bizzat İran da artık etkilenmeyecektir. Fakat küresel ekonomi açısından sonuçlar dramatik olabilir. Özellikle biz ve daha başka birçok ülke bu durumdan oldukça olumsuz etkilenebiliriz. Çünkü günlük ham petrolün beşte biri Hürmüz'ün dar boğazından geçmek zorunda.

Buna Doğu Asya'nın büyük ekonomileri için gerekli olan sıvılaştırılmış Katar doğal gazı da eklediğimiz vakit senaryo daha da korkunç bir hal alıyor. Küresel petrol rezervleri, tedariklerin birkaç hafta devam etmesini sağlayabilse de bu sefer arz güvenliğinden şüphe edilmeye başlanır. İşte o vakit enerjinin arzı ve güvenliği meselesi dünyanın en önemli gündemi olur ki ABD bu konuda maliyet ödemek durumunda kalır.

Bir diğer misilleme imkanı ise, İran’ın kendisini Lübnan ve Gazze'de temsil eden Hizbullah ve Hamas’a, İsrail'e ateş açmaları ve orada bir savaş başlatmaları talimatı vermesidir. Daha önce bunun birçok örneğini gördük zaten.

Hizbullah, her an İsrail'e fırlatabileceği en az 115 bin füzeye sahip. Evet, güvenlik kaynaklarının verdiği bu bilgiler tablonun ürkütücü boyutunu gözler önüne seriyor.

İran, 2000 yılında Lübnan’daki müttefiklerine, füze ve diğer silahları yerleştirmeye başlamıştı. Altı yıl sonra Hizbullah İsrail'i bu füzelerle bombaladı. İsrail kuvvetleri Güney Lübnan'a girdi. Savaş 34 gün sürdü. Askeri açıdan üstün bir İsrail görüntüsü olsa da bu süreç İsrail’i oldukça yoracaktır.

Bu senaryo dahilinde ABD ve müttefikleri, İran'la doğrudan çatışmaktan uzaklaştırılmış olmakla beraber 2006'da olduğu gibi Arap halkının, İran ve müttefikleriyle tekrar dayanışma sergilemesi ihtimali artacaktır.

Menzillerini ve hassasiyetlerini geliştirmek için Devrim Muhafızlarının çok para harcadığı ve artık kendilerinin ürettiği İran füzeleri de Suriye, Irak ve Yemen'de konuşlu. Bu füzeler, o bölgelerden Amerikan çıkarlarını tehdit ediyor. Ancak ABD’nin bu konuda eli kolu bağlı.

Balistik füzeler, Devrim Muhafızlarının cephanesindeki en tehlikeli silahlar. Geçtiğimiz şubat ayında İran, Khorramshahr-2 füzesini tanıtmıştı. Bir buçuk ton ağırlığında savaş başlığına sahip olan Khorramshahr-2 füzesi, iki bin kilometrelik menzile sahip. Türkiye dahil birçok Avrupa ülkesi ise İran füzelerinin menzili içinde. Yani İran kendisiyle beraber başka birçok ülkeyi ateş çemberinin içine dahil edebilir.

Yukarıda sıraladığım tüm seçenekler İran için masada. Ancak bunların yanı sıra suikastlar için harekete geçileceği de düşünülüyor. Tahran diğer saydığımız alternatif senaryoları, gerginliğin ve krizin dozuna göre, maliyet hesabı yaparak göze alacaktır ya da almayacaktır.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!