Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

Suudi Arabistan açısından bu yıl, Japonya’dan G-20 dönem başkanlığını devralacağı için oldukça önemliydi. Suud yönetimi, Yemen'de yürüttüğü vekalet savaşına ve İstanbul’da öldürülen Cemal Kaşıkçı cinayetine yönelik eleştirilerin ardından bu başkanlık ile imajını uluslararası sahnede parlatmayı hedefliyordu.

Bunun için sadece 2019’da lobilere ödediği miktar 4 milyar doları aştı. Ancak korona salgını ve düşük petrol fiyatları ülkeye çifte darbe vurdu. Riyad, ekonomik sorunlarla ve yakın zamana kadar mümkün olmayacağı düşünülen siyasi nüfuz kaybıyla mücadele ediyor. Suudi yönetimi dünyadaki tüm bu olumsuz havaya rağmen ABD’den yüklü miktarda silah alımına devem edecek.

Küresel pandemi, Suudi Arabistan'ın İslam aleminin kutsal kenti kabul edilen Mekke ve Medine kentine de büyük zarar verecek gibi gözüküyor. Temmuz ayı sonunda Mekke'ye yapılması planlanan Hac vazifesi için dünyanın çeşitli ülkelerinden iki milyonu aşkın hacının katılması bekleniyor.

Suudi Arabistan bu yıl Hac programını iptal etmedi. Ancak ederse Arap dünyasının Covid-19’dan en çok etkilenen ekonomisi açısından ciddi sonuçlar doğuracağı tahmin ediliyor. Normal zamanlarda hacılar, Suudi ekonomisine petrol gelirleri hariç yılda beşte bir oranında katkı sağlıyor.

Kral Abdullah Hac uygulamasına ilişkin önüne gelen raporu hâlâ inceliyor. Kararını 20 Haziran’a kadar verecek.

İslam dünyasındaki siyasi lider konumunu muhafaza etmek zorunda hisseden Riyad, geçmişin aksine şimdilerde İslam dünyasındaki sorunlara cömertçe çek defteri diplomasisiyle müdahale etmiyor. Öte yandan ABD ve Rusya ile olan ilişkileri de tehlikede.

Ortadoğu’dan bakıldığında Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye son beş yıldır Krallığın İslam dünyasındaki liderliğini elinden alma aşamasında.

İlkbahardaki agresif petrol fiyatı politikasıyla ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in tepkisine neden olan Veliaht Prens Muhammet bin Selman’ın, Basra Körfezi'ndeki İran'ı kontrol altında tutmak ve Suriye'den çıkarmak için ABD ve Rusya’ya ihtiyacı var. Ancak ABD nisan ayında PATRIOT füzelerini Suudi Arabistan'dan çekmişti.

Suudi Arabistan, Trump'ın İran'a yönelik tehditlerini uygulamaya koyup koymayacağını merak ediyor. Riyad Washington'un ne yapacağını öngöremiyor. Prens'in ülkesinin petrole bağımlılığını azaltma, ekonomisini çeşitlendirme ve sağlık, eğitim, altyapı, rekreasyon ve turizm gibi kamu hizmet sektörlerini geliştirme planı olan "Vizyon 2030" projesi pahasına da olsa kendi silah endüstrisine yatırıma hazırlandığı iddiaları var.

İran’dan sonra Suud yönetimi bölgesel bir tehdit olma yolunda mı sorusu akla geliyor.

ABD SİLAH SATMANIN DERDİNDE

Trump yönetimi, Suudi Arabistan’a neredeyse 500 milyon dolarlık hassas güdümlü mühimmat satmayı planlıyor. Önde gelen birçok aydın ise bu satışın zamanlamasını sorguluyor.

Washington’ın Körfez’deki müttefiklerine silah satışından ötürü gerilim tırmanabilir. Trump’ın söz konusu teklifi ise zamanlama olarak da Beyaz Saray ile Temsilciler Meclisi üyelerinin Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) geçen sene yapılan 8,1 milyar dolarlık silah satışı nedeniyle birbirine girmesinden bir yıl sonrasına denk eliyor.

Trump yönetimi, 2019’da İran’ın artan tehditleri nedeniyle olağanüstü durum ilan ederek yönetimin, silah satışı sürecinde Kongre’yi bilgilendirmesi gereken standart prosedürleri bertaraf etmesini sağlamış; bu durum da silah satışını engellemek isteyen Demokrat ve Cumhuriyetçi Parti üyelerinin itirazlarına neden olmuş ancak itirazlar transferi engelleyememişti.

Eğer bu yeni satış da gerçekleştirilirse Suudi Arabistan, Raytheon Teknoloji A.Ş.’nin ürettiği 7.500 Paveway IV hassas güdümlü mühimmat almış olacak. Riyad 2019’daki anlaşma uyarınca zaten 60 bin hassas güdümlü mühimmat satın almıştı.

ABD’de görüştüğüm kaynaklarım, satış teklifinin içerisinde, Raytheon’un Suudi Arabistan’da Paveway bombalarının daha önceki sürümlerinin üretilmesi için lisans verilmesinin de yer aldığını ifade diyor. Bu durum üretim adına istihdamın ABD’den Orta Doğu’ya kaymasına ve Suudilerin bu silahları üçüncü ülkelere satma ihtimalinin doğmasına neden olabilir.

Kaynaklarım, bu teklif kapsamında bir de Suudilerin ABD yönetiminden, Suudi Arabistan’da ilaveten 106 milyon dolarlık silah üretilmesi sözü almasını da içeriyor. Bununla ilgili detaylar belirsizliğini koruyor.

Görüştüğüm bir kongre üyesi, Kongre’nin BAE’ye Predator İHA satışı da dahil olmak üzere Körfez ülkelerine yapılacak diğer silah satışlarını incelemeye aldığını aktardı.

Bu durum Trump’ın Suudi ve BAE ile olan kirli ilişkilerini su üstüne çıkaracaktır. Ancak daha önemlisi BAE ve Suudi yönetimlerinin Yemen cephesi dışında Libya’da bu silahları bize karşı kullanması için Hafter’e vermeye hazırlandığı söyleniyor ki işte o zaman işler içinden çıkılmaz bir hal alabilir.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!