Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Libya’nın darbeci generali Halife Hafter’in, 14 aylık Trablus kuşatması son buldu. Hafter’e bağlı silahlı gruplar, Sirte ve Cufra’da yeni bir savaş için savunmaya çekildi. Libya iç savaşında artık ikinci aşamaya girildi.

BM’nin meşru olarak tanıdığı Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) kritik eşiği aştığı andan itibaren derin bir nefes alacak. Böylesi hassas bir dönemde Türk yetkililer, Libya'nın başkenti Trablus’a olağanüstü bir ziyaret gerçekleştirdi. Aslında mesaj netti. “Uluslararası düzeyde tanınmış ancak yalnız bırakılmış Fayez el Sarrac’ın yanındayız.”

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hazine Bakanı Berat Albayrak, MİT Başkanı Hakan Fidan ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın Libya seyahati uluslararası ve bölgesel denklemi oldukça şaşırtan bir hamle oldu. Zira, henüz iç savaş sürecinin ilk aşamasını geride bırakalı 48 saat geçmeden Türk heyeti bölgeye intikal etti.

Çok ani gelişen, hatta İtalya Dışişleri Bakanı Luigi Di Maio’nun Ankara’da gerçekleştireceği görüşmeye saatler kala ertelenerek Libya’ya yapılan ziyarette Misrata’da bir deniz üssü ve bir hafta önce UMH’nin kontrolüne geçen el-Uadiya’da bir hava üssünün kurulması konusu görüşüldü. Her iki askeri üssün bizim için tarihi anlamı ve stratejik önemi var. Libya’da kurulacak askeri üslerimiz Katar modeli ile benzer bir şekilde kurgulanacak.

İç savaşın ikinci aşamasına geçildi. Bölgeye yeni askeri güç destek amaçlı olarak yollandı. İşler yolunda giderse 4 aşamalı bir projeksiyon var. İlk aşama Türkiye’nin UMH’ye verdiği destek sayesinde atlatıldı. Sarrac hükümeti Trablus kuşatmasını yerle bir etti. Darbeci Hafter’e bağlı silahlı gruplar ise hala ülke topraklarının büyük bir bölümünü elinde tutsa da, UMH güçlerinin Sirte ve Cufra için hazırlıklarını tamamladığı ve hükümet güçlerinin Türkiye desteği ile ilerleyeceği görüşündeler.

Çatışmalar sırasında Trablus’un güneyinde 125 bine yakın ev hasar gördü. İç savaş nedeniyle 85 bin aile, yani bir milyona yakın insan evlerini terk etmek zorunda kaldı. Sarrac hükümeti ise, ülkesindeki yaraları sarmak için, ülkenin geri kalan kısmının kurtarılması ümidi ile Türkiye’den her alanda destek bekliyor. Hafter’in ordusunun geçen ay geri çekildiği bölgenin sakinleri de evlerinden geriye ne kaldığını görmek için iki gün önce geri döndü ve bombardıman, hava saldırıları ve sokak çatışmaları nedeniyle tanınmaz hale gelen şehirde siviller hayal kırıklığı yaşadı.

Bu kapsamda UMH ve Sarrac’ın kurmay heyeti, önümüzdeki ay başında bir çalışma grubu oluşturacak. Ülkenin temel alt yapısı, üst yapı koşulları, ülkenin mülki ve idari alt yapısının yeniden inşası için bir rapor hazırlayacak. Diğer bir ifade ile yeniden bir devlet inşası için bir yol haritası belirlenecek. Libya hali hazırda bir şantiye devlet görünümünde.

Ancak Libya’da savaş daha bitmiş değil, Avrupalı dostlarımız ne kadar pay alacağız endişesinde. Afrika ülkelerinden kendilerine yoğun göç dalgasının geleceğine dair kaygılarının ise panik durumuna dönüştüğü görülüyor. Türkiye sabırlı ve sahada oldukça aktif. Ülkenin yeniden inşasında rol almaya çalışıyor. Şimdiden söyleyebilirim Libya’da petrol arama ve doğal gaz sondajlarında Türkiye önemli bir denge olacak.

Uzun vadede Türkiye, Hafter'in görevden alınarak iç savaşı sona erdirmeyi amaçlayan diplomatik süreç dışında bırakılmasını böylece Libya'yı yeni bir Türk müttefikine dönüştürmeyi amaçlıyor. Ancak orta ve uzun vadede şimdilerde Hafter ile aynı safta duran Tobruk Temsilciler Meclisi Başkanı Akila Salih’in yeni süreçte bir aktör olması için Rusya’nın bastıracağı düşünülüyor.

Ankara ise şimdilik sakin ancak Akila Salih’in Hafter’in yerine ikame edilmesi halinde bile en önemli aktör olması istenmiyor. Ülkedeki 91 kabilenin 54’ü ile görüşme trafiği devam ediyor. Zira Sarrac’ın kalıcı olabilmesi için ülkedeki kabilelerin desteğine ihtiyaç var.

Suudi yönetimi, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Rusya Libya’ya yolladıkları paralı askerler nedeniyle yerel sorunları, bölgesel rekabetle daha da karmaşık bir hale getirdiler. BAE ve Mısır’ın açıklamaları kalıcı bir barış sağlanması çabalarını da zora soktu. ABD ve Avrupalı güçler barış görüşmeleri yapılması için bastırıyor ancak dünyadaki en büyük kontrolsüz silah stokuna sahip ülkeye silah ambargosu uygulamak kolay değil.

1984’den bu yana Türk Silahlı Kuvvetleri, 27 kez çok büyük çaplı operasyon ile terör örgütü PKK’nın geri cephe diye tanımladığı Kuzey Irak’ın Haftanin bölgesine yönelik operasyonlar gerçekleştirdi. Bu operasyonlar 2018’de start alan bir sürecin devamı. Hakurk, Zap, Avaşin, Basyan ve Bradost bölgesinde kurulan yeni askeri üsler sayesinde Kandil- Çukurca/ Şemdinli geçiş hattının önü büyük ölçüde kesildi. Zira TSK ve MİT bölgedeki teröristlerin hareket alanını en aza indirmek üzere buradaki askeri üslerinin sayısını arttırma yoluna gidiyor.

Önceki gün operasyon başlatılan Haftanin ise bölge olarak kritik öneme sahip. Çünkü Kandil-Haftanin ve Sınat bölgesine gelen terörist gruplar Şırnak üzerinden ülkemize sızıyordu. Önceki gün başlayan hava ve kara operasyonu ile söz konusu olan PKK'yı sadece gerçek geri üssü Kandil Dağları’ndaki geleneksel mevzilerinde değil, Irak ve Suriye'de DEAŞ ile yapılan savaşlar sonucu elde ettiği yeni mevzilerinde de vurmaktı. Amaç, PKK'yı sınırlarından özellikle de Sincar'dan uzak tutmak.

Haftanin’de askerimiz 15 kilometre derinlikte sıcak temasın neredeyse devam ettiği, mayınlanmış sahada ilerlemeye çalışıyor. İkinci aşamada operasyonun Sınat kampına doğru kayması bekleniyor. Bölgenin kontrol altına alınması ile birlikte burada 2 veya 3 askeri üst daha inşa edilecek.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00