Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Mısır’ın darbe ile iktidara gelen başkanı Abdülfettah el Sisi, geçtiğimiz hafta Libya sınırına yakın bir askeri üste askerlere hitaben yaptığı bir konuşmada, "Silahlı Kuvvetler gerekirse sınır dışı görevlere de her an hazır olmalıdır,” dedi. Böylelikle Libya'ya doğrudan bir askeri müdahaleye hazır olduklarının sinyalini verdi. Sirte ve Cufra’nın kırmızı çizgileri olduğunun altını çizerek, kendilerince Arap dünyasına mesaj verdiler. Ardından Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) bağlı propaganda kurumları yaptıkları güzelleme haberlerle Sisi’ye gaz verdiler.

Ankara ise Sisi’ye ve küstah BAE’lerine sözcü düzeyinde ve oldukça net bir mesaj verdi: “Sizi ciddiye almıyoruz. Hodri meydan…”

Kuzey Afrika satrancında işler sanıldığı kadar kolay değil. Hafter’i destekleyen ve şimdi son yaşanan prestij kaybı ile büyük olasılıkla yanlış ata oynadığını gören Mısır örneğinde olduğu gibi… Ancak öyle görünüyor ki, Fransa da emperyalist hırsları nedeniyle Mısır’ın bindiği ata oynamakta kararlı.

Sisi’nin sert açıklamalarına rağmen, Kahire tedirgin. Zira oldubittilerle karşı karşıya kalma tehlikesi var. Türkiye’nin desteklediği ve Birleşmiş Milletler’in desteklediği Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) yanlısı gruplar tarafından Sirte’nin ele geçirilmesi ülkenin büyük petrol yataklarının kontrolünün anahtarını verecektir.

Bu operasyon kaçınılmazdır. Zira Türk askeri danışmanları hazırlıklarını tamamlamış durumda. Temmuz ayının ikinci haftası itibari ile Libya’nın gündemi oldukça sıcak geçecek.

UMH’ye bağlı grupların bir diğer hedefi Cufra… Buranın alınması halinde tüm kesişme noktaları kontrol altına alınmış olacak.

BAE ve Suudi destekli propaganda araçları, Sisi'nin tehdidinin ardından Libya'da geniş çaplı bir askeri saldırıya başvurmasını bekliyor. Oysa Mısır’ın içinden yıllarca çıkamayacağı bir savaş kapısında. El Nahda Barajı konusunda Mısır ile Etiyopya arasındaki ihtilafın büyümesinin Mısır'ı bu komşu ülkeye savaş açmak zorunda bırakacağını görmek lazım. Sisi bu durumda kaç cephede birden savaşacak?

Gelin Mısır’ın Etiyopya ile gerilimini biraz irdeleyelim;

El Nahda'nın en yakın Mısır askeri üssüne mesafesi yaklaşık 1700 kilometre. Mısır'ın ihtilaflı barajdaki çalışmaları durdurması askerî açıdan oldukça zor. Etiyopya'nın başında ise Ahmed Abiy gibi oldukça sert ve halkının desteğini arkasına almış bir lider var.

Diğer taraftan, Sudan da Nil'den su alan devletlerden ve baraj yüzünden ilişkiler sıkıntılı.

Etiyopyalıların neredeyse tamamı Mısır'ın komşu devletler aleyhine Nil suyunu yıllarca aldığına inanıyor. Aralarında Sudan'ın da olduğu bu devletler Nil Nehri'nin suyunun paylaşılması hususunda Etiyopya'nın tavrını destekliyor.
Üstelik gelecek yıl Etiyopya'da seçim olacak. Abiy iç kamuoyunu Mısır ve El Nahda barajı konusunda ikna etme yolunda. Diğer bir ifadeyle Abiy Mısır'ın tehditleri karşısında geri adım atmak istemeyecektir.

Mısır'ın kendini köşeye sıkıştırılmış hissetmesi halinde askeri seçeneğe başvurabileceği düşünülüyor. Zira BAE ve Suudi yönetimi bu havzada da Mısır’ı savaşa sürüklemek istiyor.

Bugüne kadar üçüncü ülkelerin tüm çabalarına rağmen el Nahda Barajı kaynaklı ihtilafları gidermek mümkün olmadı. Anlaşmazlık giderek büyüyor, Amerika'nın bu husustaki çabaları da başarısız ve Mısır ile Etiyopya karşı karşıya.

Sisi iyice sıkıştı. Nil havzasındaki pimi çekilmiş bombanın kendisi için yaratacağı etkiyi askeri anlamda en aza çekmek için destek arayışlarını sürdürse de Sudan topraklarında bir üs kurmak için onay almaya yönelik yoğun girişimleri de sonuçsuz kaldı.

Sudan’dan görüştüğüm diplomatlar, Hartum'daki yeni rejimin de böyle bir şeyin kabul edilemez olduğunu Mısırlı diplomatlara ilettiklerini söylüyorlar.
Bu durumda Sisi’nin umudu Eritre… Eritre'de 20 bin asker kapasiteli bir üs kurmak için onay aldığı yönünde haberler var.

Şimdi düşünün Mısır’ın darbeci lideri Sisi bu şartlarda kaç cephede savaşabilecek kabiliyete sahip? Hele ki dünyanın dört bir yanındaki İhvan hareketi mensupları kendisine içeriden ve dışarıdan saldırmayı beklerken…
Sisi’nin düşünmeden attığı ve söylediği sözlerin ileride kendisi için maliyetini iyi hesaplaması gerekirdi.

Macron’a gelince;

Askerlik hayatı boyunca hiçbir başarıya imza atamamış Halife Hafter’in destekçileri için Sirte ve Cufra operasyonu büyük bir darbe olacak. Oysa Fransa, Suudi Arabistan, BAE ve Mısır’daki iktidar sahipleri, başkent Trablus'taki hükümetin kısa sürede devrilmesini umuyordu. Şimdi ise petrol kuyularını UMH kontrol edecek diye tutuşmaları gerekiyor. Bunların başında Macron geliyor.

Ülkesini mali çıkmazdan Libya’daki emperyal operasyonlarla kurtarmayı hedefleyen Macron, "Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a bugün Türkiye'nin Libya'da tehlikeli bir oyun oynadığını ve Berlin Konferansında verilen tüm taahhütlerini ihlal ettiğini çok net bir şekilde söyleme fırsatım oldu. Türkiye'nin Libya'da oynadığı role müsamaha göstermeyeceğiz," ifadelerini kullandı.

Sahada bu söylemin bir karşılığı var mı? Hayır…

Suriye’de 200 askeri ile YPG’nin arkasında durmaya çalışan Fransa, Amerikan askerinin bölgeden çekilmesi ile sahada çırılçıplak kaldı. Askerlerini bölgeden tahliye etmek için Ankara ile temas kurma talebi dahi karşılık bulmazken ABD askeri konvoyuna sığınarak Suriye’den çekilmişti. Şimdi Libya’da da benzer bir akıbete uğrayamayacağını kimse garanti edemez.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00