Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar Bakü'de Azerbaycanlı mevkidaşı Zakir Hasanov’u ziyaretinde, “Azerbaycan ülke tarihine altın harflerle yazılacak bir zaferi kazandı. Bu harekat bir uyanıştır. Azerbaycan ordusu dünyaya savaşma gücünü göstermiştir. Azerbaycan ve Türkiye iki devlet ve bir millettir," dedi.

Akar aslında bu ifadelerle Dağlık Karabağ savaşında Azerbaycan'ın kazandığı bu başarının aynı zamanda Türkiye’nin de bir zaferi olduğuna vurgu yapıyordu.

Türk silahları, Türk askeri danışmanları ve Türk askeri bilgisi olmasaydı Bakü Ermenistan’a karşı hücumunu gerçekleştiremezdi. Hatta daha çok uzun yıllar MİNSK grubundan çıkacak kararları bekliyor olacaktı.

Dünya, bugünün Türkiye'sinin müttefik olarak neleri temsil ettiğini gördü. Modern askeri teknoloji, insansız hava araçları, hassas silahlar. Ve kendi dış politika gündemini uygulamaya yönelik kararlı, çoğu zaman da sert bir yaklaşım.

Özetle söylemek gerekirse, Türkiye risk almaya hazır olduğunu gösterdi.

Ancak, altı hafta süren Dağlık Karabağ savaşının sona ermesinden sonra, Güney Kafkasya üzerindeki jeopolitik mücadeleden en büyük fayda sağlayan tarafın Ankara değil Moskova olduğunun da altını çizmek isterim.

Büyük ölçüde itibar kaybeden Ermenistan’da söz sahibi artık Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’dir. Zira bu savaş sonrasında ülkede artık daha fazla Rus askeri konuşlandırılmış durumda. Çarşamba günü Ermenistan’da binlerce kişinin katıldığı protesto gösterilerinde Başbakan Nikol Paşinyan’ın istifası istendi. Putin böylece hammadde zengini Azerbaycan üzerinde de etkisini artırmış oldu.

Savaşın başında Rusya'nın Güney Kafkasya'daki etkisini kaybettiği, Türkiye ile bölgeye yeni bir oyuncunun geldiği düşünülüyordu. Türkiye bölgede oldukça yoğun bir performans sergiledi. Ancak uzun bir tereddütten sonra Moskova dinamikleri kendi menfaatine kullanarak bölgedeki üstünlüğünü kanıtladı.

Hatta Ankara, Moskova tarafından büyük ölçüde oyunun dışına bırakılmaya çalışılıyor. Bu dinamikleri dikkatle izlememiz gerekecek.

Rusya himayesinde Ermenistan ve Azerbaycan arasında imzalanan bu anlaşmanın öngördüğü beş yılın sonra Rusya bu bölgeden çekilmezse neler olacak?

Bu, yerinde olan bir soru olsa da Ankara'nın bölgede jeopolitik açıdan bir ağırlık kazandığı gerçeğini değiştirmiyor. Türkiye kendisini Akdeniz'de, Orta Doğu'da, Kuzey Afrika'da, Karadeniz'de ve Güney Kafkasya'da siyasi, askeri, ekonomik olarak bölgesel bir güç olarak öne çıkarmak istiyor. Büyük ölçüde bu nokta atılmış temeller var.

Dağlık Karabağ savaşında "kardeş millet" Azerbaycan'ın desteklenmesi, en başından beri Türkiye'nin bölgenin kaderi üzerinde Moskova ile eşit söz sahibi olma girişimidir.

Türkiye’nin kırılgan barışın gözlemlenmesinde söz sahibi olma umudu Moskova tarafından dışarıda bırakılmak isteniyor. Moskova’dan gelen mesajlar da bu anlamda oldukça net.

İmzalanan anlaşma, Azerbaycan tarafındaki bir başka sorunu da çözüyor ve aynı zamanda Türkiye'ye fayda sağlıyor: Söz konusu yerleşim bölgesi Nahçıvan’dır. Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti kuzeyi ve doğusu Ermenistan ile güneyi ve batısı da İran topraklarıyla çevrilmiş olup, kuzeybatısında yer alan Türkiye ile kısa bir sınırı vardır.

Moskova’da imzalanan anlaşma, Bakü'nün artık Ermenistan'ı transit geçme hakkına sahip olmasını sağlıyor. Rus birlikleri, geçişin güvenliğini garanti altına almak için bu yol üzerinde konuşlandırıldı. Ancak Türkiye’den bakıldığında Kafkaslara açılan Turan yolu olarak görülse de Rusya sürecin belirleyicisi konumundadır. Çünkü yolun kontrolü Rusya’da.

Bu koridor sayesinde sadece Azerbaycan değil, Türkiye'nin kendisi de Azerbaycan'a doğrudan erişim sağlayabilecek. Böylece Türkiye’den bir kara köprüsü üzerinden Hazar Denizi'ne uzanan bir "Türk koridoru" oluşturulabilecek. Bu da altı haftalık Karabağ Savaşı'nın sonunda Ankara'nın jeopolitik durumunu ciddi oranda iyileştirecektir.

Ancak, teorik olarak…

Zira az önce yukarıda zikrettiğim “Beş yıl sonra Rusya buradan çıkmazsa?” sorusu bu planların gerçekleşmesi için ileride büyük bir engele dönüşebilir.

“O vakit ne yaparız?” sorusunu şimdiden sormakta ve cevaplamaya çalışmakta fayda var.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00