Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Irak Başbakanı Mustafa el Kazımi'nin Türkiye'ye gerçekleştirdiği ziyaret Iraklı troller tarafından uzunca bir süre tartışılmaya devam edecek. Iraklı troller, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Kazımi'yi ağırladığı sırada gömleğini düzeltmesi üzerine yoğunlaştılar.

Oysa 2003 yılından sonra Iraklı cumhurbaşkanları ile başbakanlarının çoğu yine Erdoğan'ın evsahipliğinde Türkiye'ye ziyaretler düzenlemiş ama bu seferki gibi karşılanmamışlardı.

Hatırlayalım, Haydar el Abadi’nin pantolonu düşmek üzereyken kendi ülkesinde bile alay konusu olmuş ama İran merkezli troller konuyu pas geçmişlerdi.

Bununla birlikte Irak-Türkiye ilişkileri farklı nedenlerle onlarca yıldır istenilen düzeyde değil. Hatta istikrarsız denilebilir…

Bu belirsizliğin en görünür kısmı da 30 yıldır karmaşıklığını koruyan su dosyası ve 1980'lerden beri devam eden PKK dosyası.

Türkiye ile Irak arasındaki ticaret hacmi yıllık 12 milyar. Kazımi yönetimi ile birlikte yeni hedef ise 17 milyar dolar. Irak’ta siyasi olarak en fazla nüfuz sahibi olan İran’ın ticareti ise yıllık 10 milyar dolar seviyesinde.

İran şimdilerde bu rakamı yukarı çekmek için planlar yapıyor. Eğer hedefler sapmazsa İran ve Türkiye’nin Irak’la ticareti yaklaşık 30 milyar dolarlık bir seviyeye ulaşacak.

Kazımi ekonomik i şbirliğine bu desteği verirken Türkiye de Irak'ı su dosyasında rahatlatmaya çalıştı ama PKK konusunda hala bir yumuşama yok.

Yani PKK’nın hala Irak toprakları içindeki hareketliliği devam ediyor. Bağdat hükümetininse bu konuda bir projeksiyonu yok. İran ise PKK konusunda gerek İran sınırları gerekse Irak sınırları içinde, her zaman bir öngörüye sahip. Ve maalesef bu öngörüleri Türkiye’nin çıkarları ile her zaman ter olagelmiştir.

İran Irak’ta Türkiye ile ekonomik anlamda rekabet etmeye çalışırken Türkiye siyaseten benzer bir rekabete giremiyor. Zira İran’ın Irak siyaseti tamamen büyük oranda mezhepçilik üzerinden şekilleniyor. Bu mezhep oyunu PKK’ya kalkan bile olabiliyor.

Irak’ta uzun yıllar kaldığım için Irak ordusunun Kandil’e bir kara operasyonu yapmasının çok kolay alınabilecek bir karar olmadığını biliyorum. Zira her şeyden önce Tahran yönetimi kendisine sınır muhafızlığı yapan ve radikal örgütlerin

Kandil’de üslenmesini ve geçişini engelleyen terör örgütü PKK’nın Kandil hattından ayrılmasına sıcak bakmayacaktır. Bu durumu Bağdat yönetimi iyi biliyor.

Ancak, Sincar konusunda ise bizler PKK’nın varlığını gündeme getirirken gözlerden kaçırılmak istenen bir başka tablo daha var ki o da PKK dışında Haşti Şaabi’nin Sincar bölgesindeki faaliyetleridir. ABD de PKK ile Haşti Şaabi gruplarını bu bölgede dengelemeyi planlıyor.

Düz ifade ile PKK Irak-İran sınırında İran’ın sınır muhafızlığını, Suriye-Irak sınırında ise ABD’nin sınır muhafızlığını yapıyor…

Kazımi bu iki denklem arasında sıkışmış durumda…

PKK Sincar’dan çıkarıldı deniyor. Ancak örgüte ait siyah camlı ve plakasız araçların Hane Sor, Sinüne ve Sincar (Şengal) bölgesi arasında gelip gittikleri bölge halkı tarafından ifade ediliyor.

İş birliği öyle bir hal almış ki, PKK militanları Haşdi Şaabi milislerinin kimliklerini kullanıyor. Ayrıca PKK’nın maaş meselesini de Haşdi Şaabi üstlenmiş durumda.

PKK nereye gidiyor sorusuna hemen yanıt vereyim. PKK’nın bir kolu olan Şengal Savunma Birlikleri (YBŞ), yapılan bir anlaşma çerçevesinde Haşdi Şaabi saflarına yerleştirilerek Şengal’de kalmaya devam ediyor.

Bu yapılan anlaşma çerçevesinde bin 500 militan daha Haşdi Şaabi’nin 80’inci birliğine yerleşti ve onlar da Haşdi Şaabi kimliği aldılar. Mart ayına kadar 7 bin militan daha Haşti Şaabi şemsiyesine girecek.

PKK’nın başka bir grup veya gücün içerisinde kendine yer bulması Sincar’da durumu eski haline getirir ve Sincar’dan çıkmaları konusunda bir ilerleme sağlanamaz.

Hatırlanacağı üzere, 9 Ekim 2020'de Bağdat'taki Irak Federal Hükümeti ve Erbil'deki Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), Sincar'ın güvenliğini sağlamak ve bölgeyi yeniden inşa etmek için bir anlaşma imzalamıştı. Bu anlaşma gereği PKK bölgeden çıkarılacaktı.

Irak'ta birçok Şii grup var. 2003’te Irak’ın işgaliyle beraber İran bu Şii gruplar üzerinde mezhep kadar milliyetçilik ve anti-Amerikancılık üzerinden etkili olurken ABD de genel itibariyle bu gruplara karşı bir tavır geliştirmişti.

Bugüne kadar ise Tahran, Bağdat’ın eski yöneticileri ile Şii gruplar üzerinden temas kurarken Kazımi hükümetiyle bu ters dinamikten bağımsız ve direkt bir ilişki kurdu. Zira yeni Amerikan yönetiminin İran politikası hala net değil. Dolayısıyla İran Irak’ta Amerikan nüfuzunun artması endişesi ile PKK’ya da hamilik yaparak güvenceye almaya çalışıyor gibi.

Mevcut şartlar altında Haşdi Şaabi ve PKK arasındaki bu iş birliği Bağdat ve Erbil’in imzaladığı Sincar Anlaşması'nı delmektir. Bu sorunla ilgili Erbil ve Bağdat yönetimlerini bir hamle yapmaya zorlamalıyız. Hatta sürece biz müdahil olmalıyız.

Daha önce birkaç yazımda da ifade ettiğim gibi, gerekirse Sincar’da PKK’ya yönelik operasyonu biz yapmalıyız. Aksi takdirde biz Suriye’de PKK’yı bitirmeye çalışırken PKK Kuzey Irak’ta yönetimine karşı darbe yapabilir. Zira hali hazırda buna dair Süleymaniye üzerinden hazırlıklarının olduğu da iddia ediliyor.

IKBY’de 2017’de bağımsızlık referandumunun evetle sonuçlandığını da düşünürsek, Sincar için neden geç kalınmaması gerektiğini anlarız.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00