Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Yüzyılın pandemisi ile uğraşırken şu anda tüm dünyanın ve bizim en önemli gündemimiz aşı…

Çin ve Rus aşına güven konusu tartışmaların merkezine çekilirken, Çin ve Rusya’nın aşı diplomasisi, bilim ve jeopolitika ilişkisinin yakın zamanda birbiri ile ne kadar ilişkili olduğunu da ortaya koyuyor…

Çin 50 milyon vatandaşını Sinovac’ın koronavirüs aşısı CoronaVac ve Sinopharm’ın Covid-19 aşısı ile aşılamayı planlıyor. Endonezya da Sinovac’ın aşısının acil durum kullanımına onay verdi. Türkiye’de de bugün itibari ile kullanım yapılması planlanıyor.

Rusya’nın ürettiği koronavirüs aşısı Sputnik V’ye ilk onay veren ilk yabancı ülke Belarus oldu. Rusya Arjantin’e de 300 bin doz Sputnik V aşısı gönderdi ve yine Moskova’nın doğrudan yatırım fonundan yapılan açıklamaya göre Filistin Sağlık Bakanlığı da yılın ilk çeyreğinde bu aşıdan nasiplenecek. Zira İsrail aşılama sürecini başlatmasına rağmen Filistin bu süreçten bir destek alamamıştı.

Bir yanda Çin diğer yanda Rus aşısı ve ayrıca Batılı şirketlerin geliştirdiği aşılar derken aşı rekabeti aynı zamanda konsensüs kazanmak için de verilen bir savaş. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova Rus medyasına yaptığı açıklamada ‘’aşı savaş”ının başladığını belirtmişti. Bu rekabet aslında faydalı bir rekabet ve temennimiz bunun tüm insanlığın lehine olması elbette.

Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nde Pfizer-BioNTech’in aşılarına yeşil ışık yakılması daha yeni kutlanırken, Çin yapımı aşılar bir süredir dünyada dolaşıyor. Üstelik sadece test için de değil.

İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana uluslararası güvenliğe egemen olan ABD yıl içinde farklı zamanlarda Çin ve Rusya’yı aşı laboratuvarlarını hacklemek ile suçlamıştı. Taraflar elbette bunu kabul etmediler ancak aşı üzerinden sıkı bir reklam ve propaganda yaptıkları kesin. Hatta şu anda küresel aşı diplomasisi uyguluyorlar demek yanlış olmaz.

Rusya ve Çin’in aşıları siyasi araç olarak kullandığı konusunda sanırım kimse aksi fikir beyan etmez. Afrika ve Orta Doğu’da, nihayetinde doğal kaynakları için anlaşmaya varmak istedikleri birçok ülkelerde kendi itibarlarını arttırmak istiyorlar.

Pandemi ile karşı karşıya geldiğimiz yeni gerçeklik ve güvenlik ortamında sürecin en önemli aparatı bilim ve jeopolitika olacak gibi gözüküyor. Biz Pandemi sürecinin ilk döneminde yurt dışına yolladığımız maskelerle ciddi bir yol kat etmiştik ama aşı konusunda çok geride kaldığımız için yukarıda bahsettiğim iki önemli aparatı kullanma konusunda da çok geride kaldık.

Çin kendi ürettiği aşının güvenli olduğu ve vakaların yüzde 97’sinde aşı uygulandıktan 28 gün içinde organizmada antikor üretme kapasitesine sahip olduğunu ileri sürüldü. Ama son günlerde ortaya çıkan sonuçlar belirtilen düzeylerin oldukça altında.

Çin aşısının dünyadaki etkilerine gelirsek…

Mesela Brezilya’nın başkenti Sao Paolo’nun Guarulhos Havaalanı’na Türk Hava Yollarının bir kargo uçağıyla CoronaVac’ın 120 bin dozluk ilk lotu iniş yaptı. Brezilyalı medya organları bu gelişmeye çokça yer verdi. Hatta THY Kargo uçağının Guarulhos Havaalanı’na iniş görüntüleri harikaydı. Öyle ki içimden “ keşke o uçağın içinde bizim aşımız olsaydı” diye geçirdim.

Brezilya ile Çin, CoronaVac’ın geliştirilmesi sırasında iş birliğinde bulundu. Temmuz ayı başında 13 bin Brezilyalı gönüllüye testler uygulandı. Sao Paolo’daki Butantan Enstitüsü yılda 100 milyon doz aşı üretme kapasitesindeki yeni tesislere ev sahipliği yapmak için alanlarını genişletiyor. Yani Çin süreci sadece aşılama olayı olarak görmenin de ötesinde üretim planlamalarını da şimdiden yapmış durumda.

Benzer sahneler, hemen hemen eş zamanlı olarak Endonezya ve Türkiye’de de yaşandı. Türkiye’de yürütülen Çin aşısının faz 3 çalışması, halen sağlık çalışanları ve gönüllüler üzerinde devam ediyor. Sonuçları merakla bekliyoruz. Yani yüzde kaç başarı olduğunu bir görmemiz gerekecek.

Sinovac Biotech firması, Covid-19 aşısının dağıtımını yapan tek Çinli işletme değil. Kamu işletmesi Sinopharm, Pakistan ve Peru’da test yapmaya başladı ve Basra Körfezi’nin Çin’in petrol tedarikçisi bazı ülkelerine özel dikkat gösterildi. Çin, zamanı iyi değerlendirmek için farklı kuruluşlarını eşgüdümlü koordinasyon içinde yönetiyor.

Birleşik Arap Emirlikleri’nde acil durumlarda ve “ön cepheden çalışanlar” için eylül ortasında Sinopharm’ın aşısının kullanımına izin verildi. Yine Birleşik Arap Emirlikleri’nde aşıya resmi onay 9 Aralık’ta geldi. Bunu takiben bu ayın ortasında aşıyı onayladı.

Çin’in nüfuz alanı Güney Amerika’da da durum benzer… Brezilya, Şili, Peru ve Arjantin…

Ortadoğu’da Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Türkiye'de de büyük memnuniyet uyandırdı.

Bazı açılardan bu ülkeler aşı oyununda öne geçen zengin ülkelerin bıraktığı boşluğu dolduruyor. Aralık ortası itibariyle dünya nüfusunun yüzde 14’ünü temsil eden ve aralarında ABD, İngiltere, Avustralya, Japonya, İsviçre, İsrail ile AB’nin olduğu zengin ülkelerin ilk aşı tedarikinin yarısından fazlasını yani yüzde 53’ünü almak için anlaşma yaptığını gösteriyor.

Görünen o ki şimdilik dünya ya Çin yapımı ya da Batı’da geliştirilmiş bir Covid-19 aşısını deniyor…

Bugün artık aşı diplomasisi jeopolitik stratejilerin en etkili araçlarından biri. Çin aşısının dünyanın bazı alanlarında rekabetçi avantajlar ortaya çıkaracağı bir gerçek.

Durumu bir soğuk savaş başlangıcı olarak da görebiliriz...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00