Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Joe Biden’ın ABD başkanlığı koltuğuna günler kala Körfez’den Avrupa’ya oradan Doğu Akdeniz’e kadar uzanan baş döndürücü bir diplomasi trafiği başladı.

Bölgede ilk hamle Suudi Arabistan’dan geldi. 2017 yılı ortalarında Katar’a uygulanmaya başlanan ambargolar kaldırıldı. Ardından Almanya, Doğu Akdeniz’de Ankara-Atina hattında görüşme trafiği başlattı. Bugün Alman Dışişleri Bakanı Heiko Mass Ankara’da mevkidaşı Çavuşoğlu ile bir araya geliyor.

Ancak asıl can alıcı gelişme uzun zamandan buyana her geçen gün derinleşen Türkiye-Fransa ilişkilerine yönelik mesajlarla oldu. Zira Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron arasındaki mektup diplomasisini kamuoyuna açıkladı.

Görüştüğüm diplomatik kaynaklar, tarafların Ankara ve Paris arasındaki hararetli gerginliklerin üstesinden gelmek amacıyla diyaloğa yeniden başlamak konusunda mutabık olduklarını belirtti.

Suriye, Libya ve en son Doğu Akdeniz’de Fransa’nın Türkiye karşında zorluk yaratan güç haline gelmesi ile birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan geçen ay Macron’u “Fransa için sorun” olarak nitelendirdi ve Fransızlara “ondan kurtulma” çağrısı yaptı.

Aslında Türkiye-Fransa ilişkilerinde tarihte ilk kez bu denli sert bir süreç yaşanmıştı. Ancak belirtmeliyim ki, Macron’un bu tavrı Türk-Fransız ilişkilerinin tarihsel süreci ile de uyum sağlamayan tahrikkar bir tutumdu...

Bu durum aslında hiç kimsenin işine gelmiyor. Zira Afrika’da son dönemde yüzlerce insanın ölümünden Fransa’nın sorumlu olduğuna dair haberlerin yayılması ile birlikte Macron’un işinin de hiç de kolay olmadığını söylemek gerek…

Ankara’da konuştuğum diplomatik kaynaklar, Ankara ile Paris’in terörle mücadele başta olmak üzere, Türkiye ile Fransa’nın büyük fikir ayrılıkları yaşadığı Suriye ve Libya gibi bazı alanlarda görüşmeleri derinleştirmeye de karar verdiğini belirtiyor. Anlaşılan şu ki Erdoğan ve Macron görüşmesi öncesinde iki tarafın hariciye ve istihbarat birimleri arasında bir görüşme trafiği yaşanmış görünüyor.

Yıllar önce Ankara’da elçilikte görev yapmış bugün ise Macron’un çalışma ekibinde yer alan bir diplomat arkadaşım ise “Şimdi Ankara’dan somut jestlere ihtiyaç var ” diyor. Yani Elysee sarayında beklentiler var.

Öte yandan Ankara’nın da Paris’ten üç noktada ciddi jestler beklediğini ise Türk diplomatlardan öğrendim. Bana anlattıklarına göre;

1) Fransa tarafından Suriye’de PKK/YPG/PYD’nin kent yapılanmasının idari yapıya dönüştürülmesi sürecine dair mülki yapılanma çalışmasına son verilmesi,

2) Libya konusunda BM’in tanıdığı Trablus hükümetine dair Paris’in görüşme trafiğini başlatması,

3) Doğu Akdeniz’de Fransa’nın Yunanistan’ın tezlerinin arkasındaki ülke konumunu gözden geçirmesi.

Aslında bu üç konu da Fransa için ray değiştirmesi güç konular. Ancak Ankara konuları bir tek dosya olarak görmüyor. Daha da önemlisi Ankara’nın Macron’dan beklentisi, Fransa’nın dış politikasını Türkiye karşıtlığı üzerinden şekillendirmesinden vazgeçmesi…

Şimdi Macron’un mektubunun içeriğine bir bakalım;

“Sevgili Tayyip, konuşalım! Bir video konferans için sizden haber bekliyorum.” Fransa Cumhurbaşkanı Macron bu mektubu eliyle yazdı ve Türkçe ifadeler kullandı!

“Kendisine ve Türk halkına mutluluk ve uyum dileklerini” dile getiren Macron, Ankara ile diyaloğa devam etmeyi kabul ettiğini belirtti. Macron, "Önümüzdeki günlerde sizinle görüşmek istiyorum. Bu fırsatı özellikle Avrupa Birliği ve Türkiye ilişkilerinin geleceği başta olmak üzere ortak çıkar alanlarını tartışmak için kullanabiliriz." ifadelerini kullandı.

Aldığım bilgiye göre iki başkan arasında NATO zirvesi öncesinde bir video konferans yapılması bekleniyor. Ayrıca iki liderin NATO zirvesinde görüşmesi için de bir çalışma yapılıyor.

11 Ocak'ta belirttiğim gibi aralık ortasından bu yana iki lider arasında yaklaşık 15 aydır süren sözlü atışmalar son buldu ve ilişkilerde bir rahatlama yaşandı. Dağlık Karabağ savaşının ilk haftalarında yani ekim ayı başlarında, Cumhurbaşkanı Erdoğan kendisine ulaşmak isteyen Fransız mevkidaşı ile görüşmeyi reddetmişti. Özellikle yıl sonu dileklerinin sakinleştirici bir etkisi oldu denilebilir.

TELEGRAM KURUCUSUNDAN ERDOĞAN’LI REKLAM…

Dünyanın en çok kullanılan mesajlaşma uygulaması Whatsapp’ın yeni zorunlu güncellemesinden duyulan rahatsızlıkla birlikte kullanıcılar akın akın Rusya merkezli Telegram’a geçiş yapıyor. Telegram’ın kurucusu ve sahibi olan Pavel Durov da bu durumu avantaja çevirmek için ilk hamlesini yaptı.

Geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada en az 10 dünya liderinin mesajlaşma uygulamasında kanal açtığını bildirdi. İlk sıraya da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı koydu…

Durov, kendi hesabında “Siyasi liderlerin ve ayrıca çok sayıda sivil toplum kuruluşunun dezenformasyon ile mücadele ve önemli bilgilerinin paylaşılması konularında Telegram’a güvenmesi bizler için büyük bir onurdur ” paylaşımında bulundu. Rus iş adamı muadillerinden farklı olarak mesajlaşma programının, kullanıcının içeriği görüp görmediğini öğrenmeye müsaade eden saydam olmayan algoritmalar kullanmadığını sözlerine ekledi.

Erdoğan ve Zelenskiy’nin haricinde Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro, onun Meksikalı mevkidaşı Andres Manuel Lopez Obrador, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Singapur Başbakanı Lee Hsien Loong, Özbekistan Devlet Başkanı Şavkat Mirziyoyev, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Tayvan Yönetimi Başkanı Tsai Ing-wen de Telegram’da hesap açtılar.

Whatsapp’a tepkiler Telegram’a yarıyor. Ancak daha önce Whatsapp kullanırken hiçbir gruba dahil olmayan liderler, Telegram kullanmaya başladıktan sonra bir yandan da sıfır maliyetle kanallar kurup, halka ulaşmanın da bir aracı olarak kullanmaya başladılar…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00