Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Libya hükümetinin yeni Başbakanı Abdulhamid el Dibeybe, Ankara ile ilişkileri konusunda Kahire’yi rahatlatmak amacıyla geçtiğimiz hafta Mısır’a sembolik bir ziyaret gerçekleştirdi. Libya’daki yeni sürece dikkat kesilmemiz gerekiyor. En basit zafiyet Libya ve Doğu Akdeniz’de lehimize olan zemini kaygan hale getirebilir.

Kaddafi rejimi devrileli 10 yıl oluyor. Fransa, rejimin yıkılmasında başat rol oynamış ama Mısır gibi o da beklediği hasadı toplayamamıştı. Türkiye ise şimdilik büyük kazanan olarak yorumlanıyor.

Kaddafi'nin Afrika Birliği stratejisinden, kıtanın yeni liderlerini birleştirmek, sınırları ortadan kaldırmak ve tek para birimi çıkarmak konusunda Avrupa Birliği benzeri bir yapıyı hayata geçirmesinden endişe duyan Fransa, Afrika’daki zemini kaybetmemek için NATO’dan bir karar çıkmasını dahi beklemeden Libya’ya karşı saldırıya geçmişti.

On yıl aradan sonra Fransa, Libya ve Akdeniz'in doğusunda en büyük kaybeden oldu. Fransa, İngiltere’nin rekabetinden korkarken, iki sürpriz aktörle karşı karşıya kaldı: Mısır ve Türkiye.

Mısır'ın güvenliği Libya'nınkiyle direkt bağlantılı. Özellikle de Mısır’da tartışmalı bir biçimde, darbe ile iktidara gelen ve Sina'da terör saldırılarına uğrayan bir rejimin iktidarda olduğu koşullar içerisinde. Açık söylemek gerekirse Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el Sisi, İhvan hareketinin Libya üzerinden Mısır’a tekrar sızabileceğinden çok korkuyor.

Paris, ikili koordinasyonla veya Birleşik Arap Emirlikleri gibi başka taraflarla koordineli olarak Mısır'ı kontrolü altına almayı başardı ama ikinci aktörü, Türkiye'yi hesaba katmadı. Dolayısıyla istediği koşulların dışında sonuçlarla karşı karşıya. Fransa Libya'da istenmeyen konuk haline geldi, yeniden imar anlaşmaları buhar oldu, petrol kaynaklarını bölüşme hayalleri ise bir toz bulutundan ibaret kaldı.

Ancak Fransa bu emellerinden vazgeçti mi? Elbette ki hayır. Mısır üzerinden yol alma çabası içinde.

Sisi, geçtiğimiz hafta Libya’nın yeni Başbakanı Dibeybe’yi kabul etti. Dibeybe bu ziyaret aracılığıyla Ankara’nın tarafında olduğuyla ilgili endişelerini gidermek için Kahire’ye rahatlatıcı mesajlar göndererek bölgesel tansiyonu düşürme çabası içinde olduğu gözlendi.

Görüştüğüm Libyalı siyasetçiler, Dibeybe’nin Libya sahasında faal olan bütün tarafları bir araya getirecek ortak bir zemin bulmaya meyilli olduğunu vurguluyor. Elbette bu çok kolay değil. Zira Dibeybe, Libya’da etkin kartlara sahip olan Kahire ile erken bir çatışmaya girmenin lehine olmayacağının farkında.

İki lider arasındaki görüşmede, Libya ile Türkiye arasındaki deniz yetki alanları anlaşması olmak üzere bazı kritik meseleler olsa da el Sisi’nin, hükümet kurulduktan sonra konuşmayı tercih ederek kapalı toplantıda konudan açıkça söz etmediğini belirtiyorlar. Bu durum bizim için elbette önemli bir avantaj. Ancak bu avantajı bizim nasıl kullanacağımız daha önemli.

Mısır, kendi istihbaratıyla koordineli olarak Trablus büyükelçiliğinin hazırlıklarına başladı bile. İşte tam da bu noktadan itibaren bizim Libya’daki gelişmeleri daha dikkatle takibe almamız gerekiyor. Biz kısa ve orta vadede askerimizi Libya’dan çekmeyeceğiz. Ancak zemin de ayağımızın altından kaymamalı…

Türkiye’nin Bingazi Başkonsolosluk yerleşkesi yaklaşık 6 yıldır kapalı olmasına rağmen sağlam yerinde duruyor. Hafter ve taraftarlarının da bu yerleşkeye yönelik bir saldırısı olmadı. Bu durumda Mısır Trablus’ta hamle yaparken bizim de Bingazi’de hızlı davranmamız gerekiyor.

Sisi yönetimi, Dibeybe’nin Kahire ziyareti öncesinde bir yol haritası çalışmış. Görüştüğüm siyasiler, Mısır’ın yol haritasına ilişkin olarak doğrudan uçuşların başlatılacağını sınırların açılacağını belirtiyorlar. Cumartesi itibari ile Mısır istihbaratından özel bir ekibin Trablus’a ulaştığını söyleyebilirim.

Şimdilerde sessizliğini koruyan Hafter'in istifa edeceğiyle ve başkanlık seçimi tarihi netleşince adaylığını koyacağıyla bağlantılı senaryolar konuşuluyor ki bu da Kahire ve Körfezli müttefiklerince alttan alta destekleniyor. Bu konu da bizim gözden kaçırmamamız gereken bir nokta.

Öte yandan Mısır, inşaat alanında faaliyet gösteren bazı Mısırlı şirketler üzerinden yeniden imar alanında pay almak istiyor. Ekonomik olarak da buna ihtiyacı var. Libya da buna mesafeli değil.

Oysa Libya’yı bir şantiye devlet olarak tanımlarsak, gittiğiniz her caddede hatta sokakta Türk şirketlerinin başladığı ve Kaddafi sonrası yarım kalan inşaatları görürsünüz. Türk inşaat şirketleri için Libya önemli bir kapı ve ilgili kurumlar, bakanlıklar ve Türkiye müteahhitler birliği Mısır sahaya inmeden Trablus için yola koyulmalı.

Dibeybe, Ankara ve Kahire arasındaki dengeyi muhafaza etmek gibi sebeplerle Ankara’ya ilk resmi ziyaretini de çok geciktirmeyecektir. Ancak bizim de bazı hususlarda biraz erken davranmamız gerekiyor. Aksi halde tüm ektiklerimizin meyveleri başkalarına nasip olabilir.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00