Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Şeytan ayrıntıda gizlidir. Bazen öylesine, gafilce ya da farkında olmadan sarf edildiğini sandığımız sözcükler aslında diplomaside bir politikanın ya da yaklaşımın yansıması, öncüsü sayılırlar.

Geçtiğimiz hafta ABD Başkanı Joe Biden’ın ABC’den George Stephanopoulos’a verdiği mülakat bu anlamda önemliydi. Rusya devlet başkanı Vladimir Putin için “katil” sözcüğünü kullanmadı ancak Rus muhalif lider Alexei Navalny’nin zehirlenmesi konusu konuşulurken Stephanopoulos’un Rus liderin katil olduğunu düşünüyor musunuz sorusuna Biden, “Hıhı, düşünüyorum,” yanıtını verdi.

Gönderme değildi. Biden açıkça Putin'i "katil" olarak nitelendirdi. ABD Başkanlığı koltuğuna oturmuş olan yılların diplomatı Biden, Putin’i seviyorum ya da sevmiyorum demedi. Kişisel yorum belirtmedi. Diplomatik sorumluluğu olan bir kanaat bildirdi ki bu Beyaz Saray’ın Kremlin’e yönelik bakışını ortaya koydu.

Önümüzdeki dönemde Rusya-ABD ilişkilerinin kilit rol oynaması beklenirken bu ilişkilerin gelip gelebileceği en üst nokta bu mudur? Elbette hayır.

Kremlin cinayet işliyor mu? Öyle gözüküyor.

Rusya Devlet Başkanı’nın siyasi muhalifleri ve bazı işadamları Avrupa’da faili meçhul şekillerde ölüyorsa cinayet var demektir. Ve bu infazlar Rusya’da bilinmeyen bir durum değil.

Zehirlenenler arasında geçen yıl muhalif lider Alexei Navalny, 2018’de muhalif aktivist Pyotr Verzilov, 2004’te araştırmacı gazeteci Anna Politkovskaya, Putin’in eski koruması Roman Tsepov, 2016’da adı organize işlere karışan eski istihbaratçı Aleksandr V. Litvinenko, yine muhalif siyasetçi Vladimir Kara-Murza, muhalif istihbaratçı Sergei Skripal ve kızı gibi isimleri zaten cümle alem biliyor.

Bu bakımdan ABD Başkanı'nın “katil” sözcüğünü seçmesinin gayet bilinçli olduğunu düşünüyorum.

Moskova'nın öfkesi ise sadece bir oyun. Gerçi öfkeden ziyade ABD’ye “Gel oturup konuşalım” daveti…

Putin'in iktidarı koruma stratejisinin önemli bir parçası aslında korku. Herkes onun otokrat bir lider olduğunu bilir. Bu bir korku duvarı oluşturur, çekince yaratır.

Muhalefette ona karşı durmak sadece riskli değil, aynı zamanda hayati bir tehlikedir.

Tabii ki Rus lider Putin, ajanlarının gerçekleştirdiği saldırıların sorumluluğunu reddediyor. Ama bu reddiyeler sırasında nedense vücut dili değişik. Bıyık altından gülen bir ifadesi var. Ve bu durum Rus siyasetinin tarihsel seyri içinde hep yaşanagelmiş.

Rus-Amerikan ilişkileri için bir soru daha önem arz ediyor.

Biden, Rusya karşısında güçlü bir konumda olduğu için mi bu kadar güçlü bir şekilde konuşuyor, yoksa belli bir zayıflığı örtbas etmeye mi çalışıyor? İşte bence bu en kritik mesele ve asıl cevap bekleyen soru…

Bu soruyu içinde bulunduğumuz dönemsel dinamiklere bakarak yanıtlayacak olursak, Putin'in endişelenmesine gerek yok, en azından AB ve Ortadoğu ile ilgili konularda.

Amerika'nın Avrupa'daki en yakın müttefikinin bile Washington'daki arkadaşlarının endişelerini ciddiye almaktansa, Rusya ile bir doğal gaz boru hattı kurmayı tercih etmesi, Putin'i Beyaz Saray'ın bu ilginç çıkışı konusunda teselli ediyordur gerçi.

İki kutbun ilişkileri ve bulunduğumuz coğrafyadaki güç dengesi açısından önemli hususlardan biri Türkiye’nin kendisini nasıl konumlandıracağı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise geçtiğimiz cuma günü, Biden’ın Putin’i katil olarak nitelendirmesinin bir dünya liderine yakışmadığını belirterek Rusya’nın ABD ile yaşadığı hararetli diplomatik ihtilafta Rusya’nın yanında tarafını belirledi.

Aslında bu sadece diplomatik bir tavır değil aynı zamanda üç aydan bu yana Türkiye ile görüşmekten kaçan Biden’a da mesaj niteliğindeydi.

Erdoğan’ın açıklamaları, Biden’ın ABC News kanalında bu hafta başında düşünmeden ortaya atılmış gibi görünen iddiasının, zaten kırılgan durumdaki ABD-Rusya ilişkilerinin ötesinde jeopolitik sonuçlar doğuracağını gösteriyor.

ABD’yi kınama konusunda safını tarafını belirleyen Erdoğan, iki NATO müttefiki arasında gerilimin gitgide arttığı, karmaşık ilişkilere de dikkat çekiyor.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00