Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Kırım Yarımadası'nda Rusya ve Ukrayna arasındaki gerilim çok hızlı bir şekilde tırmanıyor. Taraflar karşılıklı olarak diplomatlarını da sınır dışı etmeye başladı.

Burada önemli ve dikkat çekici husus Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelensky’nin 10 Nisan tarihli Türkiye ziyareti oldu. Zira bu durumun Rusya’nın çok hoşuna gittiği söylenemez…

Zelensky, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü. Kapalı kapılar ardında yapılan bu baş başa görüşme sonrasında ortak basın toplantısı gerçekleşti. Erdoğan, Ankara’nın Rusya ve Ukrayna arasındaki ihtilafların müzakere yoluyla çözülmesini istediğini belirtti.

Erdoğan’ın dikkat çekici diğer mesajı ise diğer Ankara ve Kiev arasındaki mevcut savunma işbirliğinin herhangi üçüncü bir ülkeye yönelik olmadığının altını çizmesiydi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca Ukrayna’nın doğusunda ihtilafların çözülmesi için Minsk anlaşmalarını desteklediğini vurgulayarak, “Ben ve Zelensky ihtilafların siyasi ve diplomatik yollarla çözülmesi konusunda anlaştık.” dedi.

Erdoğan’ın sözlerini Ruslar, Ukrayna’ya destek olarak okudu…

Geçtiğimiz aralık ayında Karabağ Savaşı'ndan sonra Ukrayna Savunma Bakanlığı yaptığı açıklamada İHA, SİHA ve firkateyn alımı konusunda Türkiye ile anlaştığını duyurmuştu. Karabağ Savaşı'nda Azerbaycan’ın üstünlüğünü sağlayan ‘’Türk Dronları’’nın kullanılması, Ukrayna yetkililerinin de dikkatini çekmişti.

Türkiye’nin Ukrayna’ya askeri teçhizat satma girişimi Rusya’nın şu sıralar çok da hoşuna gitmedi. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov geçen hafta yaptığı açıklamada, Türkiye ve diğer ülkelere Ukrayna konusunda tahrik edici askeri tutum ve savaş teçhizatlarının satışı konusunda hoşnutsuzluğunu dile getirdi.

İki liderin görüşmesine Rus Dışişleri Bakanı Lavrov, “Temas halinde olduğumuz başta Türkiye olmak üzere tüm sorumluluk sahibi milletlerin Kiev’in sonsuz askeri açıklamalarını ve mevut şartları analiz etmeye davet ediyoruz" mesajını da dile getirmişti.

UKRAYNA’DAN KRİZE ‘AÇIK DAVET’

Zelensky, Ankara’da NATO sürecine dahil edilmeleri için destek istedi. Ardından geçtiğimiz cuma günü Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron'dan Ukrayna'nın AB ve NATO'ya katılımı için ön ayak olması için destek istedi…

Zelensky görüşme öncesinde Le Figaro gazetesine Rusya'nın tehdidine dikkat çekerek, NATO’yu içeri davet etme zamanının geldiğine vurgu yaptı. Zira Zelensky Rusya ile olan savaşlarına herkesi davet ediyor.

Türkiye ve bölgesel stratejisi açısından bakacak olursak, Kırım'ın 2014 yılında ilhak edilmesi bizim için bir şoktu. Zira Rusya aynı zamanda Karadeniz'deki donanmasını ciddi bir şekilde silahlandırmaya da başlamıştı. Karadeniz neredeyse bir Rus denizi haline geliyordu. Bu durum da Türkiye’nin asla istemeyeceği bir tablo…

Bizim açımızdan bakıldığında Karadeniz’de NATO'nun desteği şart. Ankara kendi güvenlik menfaatlerinin ve askeri dengelerinin Rusya tarafından tehdit edildiğini düşünüyor. Ukrayna bu bağlamda Ankara için bir dengedir diyebiliriz.

Doğu Ukrayna'daki Rus askeri hareketleri elbette Türkiye açısından da rahatsız edicidir. Türkiye, Kırım’ın ilhakından sonra kurulan 6 bin 400 kişilik ‘’Çok Yüksek Hazırlık Seviyeli Müşterek Görev Kuvveti’’nin (Very High Readiness Joint Task Force) komutasını 2021 yılı için devraldı.

Ankara aynı zamanda Kırım Tatarları için koruyucu bir güç şüphesiz ki. Ukrayna ile Türkiye'yi birbirine bağlayan derin bir askeri iş birliği söz konusu…

Rus S-400 füze sistemlerini satın aldığı için Batılı müttefikleriyle askeri projelerin dışında tutulan Türkiye için Ukrayna, bir Batılı müttefik olarak önemli rol oynuyor. Ancak Türkiye'nin her şeyden önce diğer NATO müttefikleriyle ortak bir menfaati ön plana çıkıyor ki bu da Rusya'nın Karadeniz'deki üstün gücüne karşı çıkmak. İşte ABD’nin bu noktada tavrı önemli. Ve ABD Başkanı Joe Biden ise hala sessiz.

BİDEN’IN SESSİZLİĞİ…

NATO içerisinde ikinci büyük orduya sahip olan Türkiye, Balkanlar’dan Kafkaslar’a ve Akdeniz’den Orta Doğu’ya kadar uzanan yakın komşularıyla ilişkileri başta olmak üzere her zaman stratejik tartışmaların içerisinde bulunmuştur. Coğrafi konumundan dolayı stratejik bir öneme sahip olsa da, bu önem ülkemizin bazen lehine bazense aleyhine işleyebiliyor.

Küresel sistem çok kutuplu yapıya kaydıkça Türkiye’nin bölgesel sistem içindeki duruşu giderek daha iddialı bir hal aldı. Bu iddiadan ve realiteden şu an Batılı müttefiklerin beklentisi ise Türkiye'nin Rusya'ya karşı denge kurması.

Hibrit kutuplaşma içerisinde Türkiye ise Batılı müttefiklerinin tüm direktiflerine eyvallah demektense, Batı çerçevesinde eşit hakları olan bir aktör olmayı yeğliyor. Bu durum Doğulu müttefiklerimiz için de aynı olmalı elbette…

Ukrayna-Rusya krizinin 2021 versiyonu, Ankara’nın rolünün artık Sovyet sonrası ülkeler arasındaki ana müttefiki olan Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü desteklemeye ilişkin rutin sembolik ifadelerle sınırlı kalmayacağını, kalmaması gerektiğini gösterdi. Bu da Türkiye’yi Hazar Denizi’nde, Karadeniz’de, Orta Asya’da yeni rol arayışlarına sevk ediyor.

Bu arada Zelenskiy’nin Türkiye seyahati sürecinde, Erdoğan’ın girişimi sonrası Putin ile arasında bir telefon görüşmesi yapıldı. Ankara, Kuzey Atlantik İttifakı üyeliğini sürdürürken bir yandan ABD ve NATO ile açık bir çekişmeye girmeyecek şekilde çizgisini korumaya öte yandan herkese kendi dış politikasının “benliğini” göstermeye çalışıyor.

Bu denge çok önemli.

Burada önemli bir husus şu ki Kırım Rusya için stratejik önem taşıyor, Ruslar ne pahasına olursa olsun bu olaydan geri adım atmak istemeyecektir…

Bu konunun Ankara-Moskova düellosuna dönüşmemesi gerekiyor. Çünkü Biden’ın Türkiye ile diplomatik temasta yavaşlığı ve 24 Nisan’da Sözde Ermeni Soykırımı’nı tanımaya yönelik yasa tasarısı karşısındaki tutumu, bölgesel dengeleri değiştirebilir.

Bu da Türkiye’yi her an Ukrayna krizinin bir tarafı haline getirebilir.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00