Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Seçim atmosferini en iyi anlatan şey sloganlardır: “Tek Seçeneğimiz”. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın seçim kampanyasında her yer bu sloganı taşıyan afişlerle donatıldı. Acı çeken halk için ‘tek gerçek’ ise Esad iktidarının Suriye'den talep ettiği bedel.

Baas rejimi altında yaşayan halkın çoğunluğu, yaşadıkları zorluklara ve öfkeye rağmen Esad'ın yönetiminden başka çareleri olmadığı inancına teslim olmuş görünüyor. Uzun yıllardır görüşmediğim bir gazeteci meslektaşım (adını kendisinin güvenliği için yazmıyorum) Suriye’de Esad’ın kazanmasına dair bir kuşkunun olmadığını, ancak asıl spekülasyonun; Esad’a yakın iki göstermelik adayın sonunda ödüllendirilip ödüllendirilmeyeceği ve hangi görevlerle ödüllendirileceği olduğunu söylüyor. Konuşulan konular arasında daha da dikkat çekici olanı ise; zamanı geldiğinde iktidarın Beşar Esad'ın oğlu Hafız'a devredilmesinde iplerin nasıl çekileceği… Zira yeni süreçle birlikte Beşar Esad’ın kardeşi Mahir Esad'ın sahnede etkin olma arayışı dikkatten kaçmıyor.

Sloganların dışında, Esad'ın ülkenin ekonomik sorunlarını nasıl çözeceğine dair hiçbir ayrıntı yok. Her şey slogandan ibaret. “Tek Seçeneğimiz" sloganının kendisi ise Beşar Esad sonrasına ışık tutuyor… Mesajın yaratıcıları, kötü şöhrete sahip iki gizli servis ile Mahir Esad'ın komutasındaki aynı kötü üne sahip 4. Tümen…

Muhaliflerin şaibeli olduğunu iddia etmesine rağmen seçimler Esad'ın yedi yıl daha iktidarda kalmasına ve ailesinin toplam iktidar süresinin neredeyse 60 yıla uzamasına zemin hazırlıyor. Beşar Esad’ın devlet başkanlığı seçimiyle birlikte ülkedeki Nusayri kesimin güç profilinin artık tartışılamayacağı da bir gerçek.

CENEVRE SÜRECİNE VEDA

Seçim, aynı zamanda, BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı Kararı gereği geçiş hükümet ile yeni bir anayasa ve siyasi bir çözüme ulaşmayı hedefleyen Cenevre sürecinin başarısızlığını ortaya koyuyor. Rusya, Suriye devlet başkanlığı seçiminin Batı'yı Esad’la uzlaşmaya zorlamasını umut ediyor. Geçen yıl ABD ve AB Esad'ın istifa etmesi yönündeki taleplerinden vaz geçmişti. Ancak Batı Suriye hükümeti ile işbirliğini reddetmeye devam ediyor.

Türkiye ve birçok ülke “halkın hür iradesini yansıtmayacağı” gerekçesiyle bu seçimin meşru olmayacağını vurguluyor. Yurt dışına kaçmak zorunda kalan milyonlarca insanın tercihi yok sayıldı. Çaresizlik içindeki bazı Suriyeliler rejim kontrolündeki bölgelerden Suriye'nin diğer bölgelerine taşındı. Örneğin Türkiye'nin yürüttüğü “Fırat Kalkanı” harekatı sırasında Suriyeli muhaliflerin kontrolüne geçen kuzey bölgelere veya ABD destekli PYD’nin öncülüğündeki grupların yönetiminde bulunan kuzeydoğuya. Kuzeydoğudaki özerk petrol zengini bölgede insanların oy sandıklarına gitmesini önlemek için, hükümetin kontrolündeki bölgelere geçişler kapatıldı. Muhalifler, radikal muhalifler ve terör örgütü PKK’nın kontrolündeki bölgelerde sandıklar kurulamadı. Bu tablo ülkenin neredeyse üçte ikisine denk geliyor. Buna rağmen Esad'ın nihayetinde zaferini ilan edeceğinden şüphe yok. Ancak bu tabloda en korkunç senaryo ise Beşar Esad’ın ülkedeki bölünmüş haritayı kabullenmiş görünmesi.

Birçok sandıktan gelen görüntüler ülkedeki seçim atmosferine dair fikir verir nitelikte: Halk sandık başında kuyrukta… Sandık görevlileri zarfları hazırlıyor, mührü basıyor, seçmenlerin kaydını yapıp ardından sandık başında duran seçmenlerin eline zarflarını tutuşturuyor… Gerisi malum…

Baas rejimi devlet başkanın kim olacağına sandıkta karar verileceği izlenimini vermeye çalışırken, seçmenin katılımını kendi lehine çevirmek için bir dizi tehdit ve teşviki de kullandı. Bu teşviklerden biri oy kullanan Suriyelileri, yeni çıkarılan gümrük vergilerinden muaf tutacak yönetmelik.

BİR MAAŞ= ÜÇ TAVUK

Seçim süreci bitti, halkın yaşadığı zorluklar devam ediyor. Ülkede daha önce görülmemiş bir ekonomik darboğaz var. Son bir yılda iki kez devalüasyon yaşanan ülkede para biriminin değeri hızla eriyor. İlaç, et gibi lüks sayılıyor. Yakıt kıtlığı yaşanıyor… Suriye’de devlet içinde devlet olan İran'ın kontrolündeki Lübnanlı Şii örgütünden, yani Lübnan'dan Suriye'ye kaçırılan yakıt, “Hizbullah benzini “olarak adlandırılıyor. Bu benzin merkezi kavşak noktalardaki küçük, derme çatma benzin istasyonlarında satılıyor.

Gazeteci meslektaşım, “Gelecek ay nasıl hayatta kalacağını bilen bir aile tanımıyorum. Ülke hiçbir dönem bu kadar büyük bir dar boğaza sürüklenmemişti.” diyor. Arkadaşımın ülkedeki ekonomiye dair verdiği somut örnek ise içler acısı tabloyu ortaya koyuyor “Bir albay bir aylık maaşıyla yaklaşık dört tavuk, öğretmen en fazla üç tavuk satın alabiliyor. Karaborsadan doldurulan bir depo benzinden bahsetmiyorum bile.”

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00