Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Sekiz yıldan bu yana devam eden husumetin ardından Türkiye, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan ile yoğun bir diplomasi süreci yaşanıyor. Ancak asıl sürpriz Suriye’de bekleniyor. Güvenlik bürokrasisi ABD sonrası için Suriye’de kartlarını açmak istiyor.

Körfez diplomasisinde uzlaşma mümkün mü ve bölgesel ittifakları nasıl etkiler? Bunu zamanla göreceğiz. Bölgede ilk düğüm 2021 başında çözülmüştü. Mısır, Suudi Arabistan, BAE ve Bahreyn, Katar’a karşı uyguladıkları ambargoyu yaklaşık dört yılın ardından sona erdirmişti. Bu sürecin ardından Katar iki taraf arasındaki ilişkileri yumuşatmayı teklif ettiği için Arap üçlüsü (Mısır, Suudi Arabistan, BAE) ile Türkiye arasında kademeli bir yakınlaşmanın yolunu açıldı.

Ancak ilişkilerin normalleşmesi kolay bir süreç değil. Arap Baharı kargaşası sırasında Ankara'nın Müslüman Kardeşler hareketlerine diplomatik ve dolaylı yollardan verdiği destek ve Mısır’da Muhammed Mursi'nin askeri darbeyle devrilmesine gösterdiği tepkinin ardından yaşanan gerilimlerin aşılması için yeni adımlar atılıyor. Türkiye bölgedeki tecrit durumuna son vermeyi ve ekonomisini iyileştirmeyi amaçlıyor. Arap üçlüsü ise Türkiye'nin Müslüman Kardeşler'e yönelik tutumunu değiştirmesine ve Suriye’deki duruma odaklanmış durumda. Mısır Türkiye’den Müslüman Kardeşler'in 15 üyesinin iadesini istiyor. Türkiye iade etmeyecek ancak onların yurt dışına çıkışını isteyecektir.

BAE, Mısır ve Suudi Arabistan ile bölgesel ilişkilerdeki açılımdan sonra daha fazla manevra gücüne sahip görünen Türkiye’den önümüzdeki süreçte Suriye konusunda da bir adım gelmesi gerekiyor. Sahadan gelen haberler yakın zamanda Suriye ile de görüşme trafiğinin başlayabileceğine işaret ediyor. Ankara’nın terör tasnifi Şam rejiminin terör tasnifine yaklaşan bir noktaya kayıyor. Zira DAEŞ’in Afganistan’dan Suriye topraklarına kadar uzanan geniş sahası herkes için daha fazla risk üretiyor. DEAŞ ve el Kaide örgütlerinin Türkiye ve Suriye’yi hedef alan faaliyetlerine geri dönmeye başladıkları bir gerçek. En son üç askerimizin şehit olduğu İdlib’deki saldırıda bu yönde ipuçları var.

Suriye ile Türkiye arasında olası yeni süreci zorlaştıracak en önemli sorun ise; Türkiye’nin desteklediği bütün siyasi örgütlerin ve askeri grupların Esad yönetimi tarafından terörist olarak tanımlaması. Esad’ın müttefiki Suriye’nin Kuzeyi’ndeki PKK’nın kolu PYD/YPG’yi ise Türkiye terörist olarak sınıflandırılıyor. Bunlar aynı zamanda Şam ile karşılıklı olarak çekingen ve fırsatçı bir ilişki içerisindeler. Şimdi soru şu: Bu tabloda taraflar masaya oturur mu?

Suriye ile Türkiye’nin güvenlik bürokratları 13 Aralık’ta Rusya’nın aracılığı ile Moskova’da görüşme masasına oturmuştu. Ancak o zaman koşulları çok farklıydı. Şimdi ise bambaşka bir iklim yaşanıyor. Aralık görüşmesinde herkesin tavrı sertti. Ancak şimdi sahadaki herkesin elinde tek dosya var… Amerika’nın Afganistan’dan çekilmesine benzer şekilde Suriye’den çekilme ihtimali.

Amerika’nın Suriye’nin kuzeydoğusundan çekilmesi buradaki özerk yönetimin doğrudan ateşle karşı karşıya kalması demek. Doğudaki üç il; Deyrizor, Haseke ve Rakka’daki Arapların çoğu özerk yönetime karşı durumdalar. Ve bölge patlamaya hazır bir bomba.

Ayrıca İranlılar da bu bölgede. Güvenlik yetkililerinin, SDG olarak bilinen Suriye Demokratik Güçleri’ni yöneten YPG ile imzaladığı herhangi bir anlaşmaya bağlı kalmak Esad'ı ilgilendirmiyor. Çünkü İran ikili oynuyor. Rusya da İran’ın bölgedeki aşırı baskın tavrından rahatsız.

Güvenlik bürokrasisinin başındaki isimler, önümüzdeki süreçte Suriye’nin kuzeydoğusundaki koalisyon güçlerinin olası manevralarını, kuzeybatısındaki çatışmayı ve ülkedeki siyasi sürecin geleceğini düşünmek zorundadır.

Bu tabloda, Esad kuzeydeki PKK’yı bastırmak için Türklere muhtaç. Dolayısıyla önümüzdeki süreçte her iki ülkenin güvenlik bürokrasisinin bir araya gelmesi güçlü bir ihtimal.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00