Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Günümüzde giydiğimiz giysiler sosyal mesaj aktarmak için ne kadar kullanılıyorsa

        geçmişte de en az birkaç katı kadar kullanılıyordu

        Önümde, yüksek rönesans dönemine ait başyapıtların sıralandığı bir kitap var. Şu an açık olan sayfadaysa Holbein’in, Titian’ın, Bronzino’nun ve Bernard Striegel’in ünlü kadın portreleri bulunuyor. Kadınların hepsinin suratında düşünmüş, düşündükçe uzaklara gitmiş hatta biraz hüzünlenmiş izlenimi veren ortak bir ifade mevcut. İlk aşklarını, çocukluklarını, Rönesans’ın akıbetini ya da akşam pişirecekleri yemekleri düşünüyor ve hüzünleniyor olmaları muhtemel. Ama üzerlerindeki giysi ve aksesuarların toplam ağırlığını hesaba katarsak elbiselerinin, içlerine darlık getirmiş korselerinin nefes almalarına engel olmuş veya pabuçlarının sıkmış olması da yüksek bir ihtimal. Soru 1: Bu giysileri giyerken kaç kişiden yardım alıyorlardı? Soru 2: Oturmak dışında herhangi bir eylem yapacak olsalar mümkün oluyor muydu? Soru 3: Arada neredeyse 5 asır olmasına rağmen neden bugün hala bu kadar güzel giysilere sahip değiliz? Soru 4 (ki yazının asıl konusu olan soru): Bu giysiler, salt giysi mi yoksa sosyal mesajlar içeriyor muydu?

        İlk üç sorunun cevaplarını düşünmeniz için size bırakıyor ve dördüncü sorunun cevabını veriyorum; evet içeriyordu. Hatta bugün bizler için içerdiğinden çok daha fazlasını içeriyordu. Bu kadınların üzerlerindeki kıyafetlerin her bir detayı belirli anlamları olduğu ve bir araya gelince sosyal mesaj verebildiği için seçilmiş veya seçtirilmiş. Aslında giysilerin kullanım şekillerine en ilkel dönemden itibaren bakarsak başlangıçta amaç, sadece biraz örtünmek, ısınmak ve mahremiyeti sağlamaktı. Ama dünya değişirken ve gelişirken giysilerin anlamı da farklılaştı. Dahası bir anlamı oldu. Özellikle kadın figürüne karşı gösterilen farkındalığın üst noktaya ulaştığı Rönesans döneminde, giysiler ve renkler, birçok üst düzey kadın için baştan aşağıya mesaj kaygısı taşıyordu. Seçilen renkten elbisenin yaka ve kol detayına, kullanılan mücevherden boyna sarılan incilerin sıra sayısına kadar birçok detay sosyal birer içeriğe sahipti. Hem topluma hem de gelecek nesillere aktarmak üzere, hem bütün kadınların hem de resimdeki kadının durumu ve konumu üzerine...

        Aksesuar yardımıyla siyasi görüş aktarımı

        Mesela George Gower’ın 1588 yılında yaptığı bir portre resmi var; I. Elizabeth Armada Portresi. Resim milyonlarca kadın portresinden, on binlerce iktidar portesinden, binlerce Elizabeth portresinden birine benziyor. Ama öyle değil. Resimde öne çıkan mücevher detayları da bu detayların tasvir ediliş biçimi de mesaj üzerine mesaj içeriyor. Kimin aklına gelir; eserde İtalyan ve Fransız üsluplarına bir tepki olarak kraliçenin biçimsel yüz hatlarıyla giysi ve mücevherleri arasında karşıtlık var. Bu sayede kraliçe, Avrupa karşıtı siyasi görüşlerini vurgulamak istiyor. Ayrıca boynundaki incilerin sıra sıra dizilişi ve saç tuvaletinden omuzlarına inen mücevher detayları, kraliçenin gücünü ve saygınlığını temsil ediyor. Özetle 16. Yüzyıl‘da kıyafete sandığımızdan fazla önem ve anlam yükleniyordu.

        Tabii, insan bunlara bakarken 21. Yüzyıl ile karşılaştırmadan edemiyor. Acaba biz bugün giysilerimizi, vermek istediğimiz mesajlara ne kadar aracı yapıyoruz. İktidar sahiplerini bilemiyorum ama sıradan vatandaşların, kırmızının dişiliği, siyahın melankoli özelliği, mininin çekiciliği, tayyörlerin ciddiyeti, uzunun ve kapalının muhafazakarlığı ve topuk sesinin albenisinden sonuna kadar faydalandığı aşikar.

        Diğer Yazılar