1+1=2 değilmiş...
Matematiği çok seven bir toplum olmasak da, bazı durumlarda cümlenin anlamını güçlendirmek için dört işleme başvurmayı pek severiz. İki kere iki dörttür, bir bir daha ikidir, aksi mümkün değildir. Ben de kendimi bildim bileli, çarpım tablosunun bu güzide üyelerini bu şekilde kullandım. Ta ki 2 çocuğum olana kadar. Ailemizdeki fertlerin sayısı artıp, şahsen bölünmek durumunda kalmaya başlayınca, çarpılmışa dönen ben gördüm ki; bir, bir daha iki etmiyormuş meğerse... 2 çocuklu anne olmak, pratikte, bir çocukla yaptıklarınızın iki katı değilmiş. 2 çocuk sahibi olan anne, ikiye bölününce, geriye her bir çocuğuna tam bir anne kalmıyormuş. Anlayacağınız dört işlem annelerde işlemiyormuş. Son birkaç ayda bizzat tecrübe ettim, etmeye de devam ediyorum. Allah uzun ömür versin, gocunduğumu zannetmeyin, ama beni yanılttığı için, zaten oldum olası haz etmediğim matematiğe bu aralar iyice gıcık oluyorum.
Büyük kızımın iki yaşına basmasına iki gün gala, ikinci bir kızım daha oldu. Sürpriz değildi, yaklaşık 9 aydır beklenen bir durumdu ama takdir edersiniz ki, çalışmadığım yerden epey soru soruldu. Büyük, ilk başlarda haliyle müthiş tepkisel yaklaştı. Öncelikle, koca bir göbekle evden çıkıp, minik bir bebekle eve dönen annesinin bunu nasıl yaptığını çözemedi. Yine de bozuntuya vermedi. Hatta doğuştan misafirperver olduğu için, hastaneden eve gelir gelmez daha ayakkabılarımı bile çıkarmadan, kardeşini odasına, diğer bebeklerin (!) yanına götürmek istedi. İkinci gün, banyoya girerken, onu da ördekleriyle yıkamaya niyetlendi. Anladık, oyuncak bebek yerine koyacak, yine de travmayı iyi yönetiyor, halimize bin şükür derken işin rengi değişmeye başladı.
BİR GECEDE EN FAZLA KAÇ ÇOCUK UYUTULABİLİR?
Oyuncak bebek olmadığını kısa sürede çözen kızım, her ne kadar gariban bebeciği emzirip yerine bırakıyor olsam da, hangi özelliğiyle tüm ilgiyi üzerine çektiğini anlamaya çalıştı ve bingo, buldu; ağlamak... Hemen hemen hiç ağlamayan kızım, acıktığında, uyandığında, kardeşi ağladığında, ben kardeşinin odasına adım attığımda ve kardeşi geceleri uyandığında ağlamaya başladı. Etti mi size iki bebek...
Fakat annemiz hala tek ve sabit altını çizmek istiyorum... Bu sefer geceleri her bir emzirme sonrası iki kız çocuğu uyutmaya başladım. Şöyle ki, bu noktada matematikten yardım alacak olursak; 4 emzirme sonucu takribi 8 çocuklu bir anneye tekabül ediyordum.
erken ufaklık her ağladığında, acıktığını çözen kızım, ben onu emzirmeye yeltenemeden, "mamaaa" diye kendini yerden yere atmaya başladı. Hatta sırf bu hırstan ötürü kilo bile aldı. İlerleyen zamanlarda birinin altını değiştirirken diğerinin zorlanıp tuvaletini yapmasına kadar giden durum, sanıyorum ki bir annenin daha fazla bölünemeyeceği gerçeğinden ötürü şimdilik durulmuş durumda... Kızım kendince bir yöntem geliştirdi; kardeşi yokmuş gibi davranıyor.
O, evde tek çocuk olduğunu farz ediyor, ama özünde, hala iki çocuk ve tek anne ikamet ediyor. Kısa sürede tecrübe ettiğim trajikomik olaylar sonucu, ikiz, üçüz ve dördüz annelerinin sırtında kesinlikle kanat olduğuna inanıyorum. Hem iyilikten hem de çocuklarının temposuna yetişmek için sık sık uçmaları lazım geldiğinden... Hani aynı anda doğdular diye içgüdüsel olarak senkronize bir biçimde huysuzluk yapıyorlarsa bilemiyorum. Fakat Allah önce sabır sonra kolaylık versin.
Cennet sadece ayaklarınızın altında değil, dört bir yanınızda... İki küçük gülümü dünyadaki her şeyden daha çok seviyorum ve onlara sahip olduğum için şükrediyorum, fakat dikenleri olduğunu inkar edemeyeceğim. Burada kesmek durumundayım, içeriden ufaklığın ağlama sesi geliyor. Ve diğerinin...