Bu yıl, 'Deneyim' hediye etmeyi deneyelim mi?
Eskiden belirli günler ve haftalar gerçekten de belirliydi. Hani bir yıl içerisinde ne zaman ve ne kutlayaca ğız, hangi günler, kime ne hediye alacağız bilirdik. Fakat bugün itibariyle durum oldukça farklı. Her an önünüze o günün “Dünya, Türkiye’de yaşayan, yaşları 25 ila 35 arasında değişen sarışın bayanlar Günü” olduğuna dair bir iddia atılabilir. Hatta bu tanım tam da eşinize uyabilir. Haberi sizden önce alan eşiniz de, halen herhangi bir hediye almayan sizin başınıza epey ekşiyebilir. Sorun şu ki, hediye alıp vermekten şiştik. Tamam kabul ekonomiye katkısı var. Tüketim olmazsa üretimin anlamı kalmaz, kesinlikle katılıyorum. Ama dedim ya, durmadan hediye seçme, alma, verme ve değiştirme halindeyiz. Hani “eşlerine doğum gününde iş çevresinden hediye edilen gömlekleri değiştirmekten müzdarip kadınlar kulübü” ya da ne bileyim “özel günlerde çocuklarına hediye almaktan iki yakası biraraya gelmeyen babalar kulübü” açılsa, üye sayıları oldukça iddialı olur diye düşünüyorum. Şimdi size bir iyi bir de kötü haberim var. Kötüden başlıyorum; yılbaşı yaklaşıyor ve bilimum yakınınız sizden, yarım elma gönül elma da olsa, üzerinde fiyonk olan bir şeyler bekliyor.
İyi haberse şu; alışılagelmiş hediye alışkanlıkları artık ve nihayet değişiyor.
Hediye dediğin pakette olur
Bugün kızımla izlediğimiz bölümde, Caillou’nun doğum günüydü. Annesi ve babasından hediye olarak acayip bir dinazor istemiş, onlar da almış, Caillou da havalara uçmuştu. Benim de birden ağzımdan çıkıverdi; “sen doğum gününde bizden ne isterdin?”... Cevap net; Cindirella’nın bebeği. Sanıyorum cevabı hızlı ve fazla düşünmeden vermiş olduğuna inanmamdan, “illa oyuncak gibi bir hediye istemek zorunda değilsin, deneyim de isteyebilirsin” diyerek, 2,5 yaşındaki bir çocuğa hiçbir şey ifade etmeyecek 50 gereksiz cümlenin birincisini kurmuş oldum. Bir de üzerine devam ettim. Mesela istediğin bir gösterinin bileti ya da gitmek istediğin bir yer, görmek istediğin birisi de hediye olabilir, biliyor musun?
Tabii ki bilmiyor çünkü şu zamana kadar hediye denen kavram ona kutu içerisinde verildi. Şimdi deneyim de neyin nesi? Cevap olarak uzun zamandır görmediği kuzeninin adını verse acaba annesi nasıl bir hediye paketi seçerdi? Aslında sadece o değil. Biz yetişkinler de paketlenmemiş hediye kavramına aşina değiliz. Ama öğreneceğiz.
‘Değiştirme kartlarından
bıkmadık mı?
Eskinin hediye alışkanlıkları değişiyor dedim ya, işte en köklü değişikliklerin biri de o. Yani “deneyim hediye etme”. Şöyle ki; son on yıl içerisinde aynı çantanın 10 farklı rengini aldığınız anneniz, on birinciyi size aynen iade etmeden önce, radikal bir değişiklik yapıyor ve ona soyut fakat kalıcı bir hediye veriyorsunuz. Mesela şarap tadım kursu ya da kurabiye yapımı eğitimi ya da yabancı dil ve ya tek galalık özel bir gösteri ya da belki de uzaklara yapılacak anlamlı bir seyahat . Kutudan çıkmıyor, sıradan mağazalarda bulunmuyor, bir başkasının üzerinde göremiyor ve muhtemelen aldığınız kişiye değiştirme külfeti çıkarmıyorsunuz. Size özel ve tamamen kendinizi geliştirmeye odaklı.
Kızım bugün pek bir şey anlamadı ama ilerleyen yıllarda o da bu yöntemi uygulayacak.
Çünkü hediye adını verdiğimiz kavram günden güne maneviyat kazanacak. Nihayet değiştirme kartlarından arınacak. Son birkaç yıldır denenen, bu yıl ayyuka çıkan “deneyim hediye etme” trendi, yılbaşı arifesinde epey denenecek. Sizce de denemekte fayda yok mu?