Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Sultan Süleyman, Hürrem Sultan’la arasındaki mektup trafiğinin bir gün internete düşeceğini bilse, muhtemelen hiç böyle bir işe kalkışmazdı. Aralarındaki en mahrem duyguların, milyarlarca kişi tarafından istenildiği an okunabileceğini tahmin edebilse, kesinlikle kayıt tutmazdı. Hele ki zamanında büyük bir gizlilikle; gerektiğinde kuşlardan, gerektiğinde okuma yazması olmayan dilsiz kölelerden yardım alarak ulaştırdığı mektupların, gün gelip herkes tarafından kolaylıkla ulaşılabileceğini öğrense, büyük olasılıkla intikamını da alırdı. Ancak geçmiş ola, oldu bir kere. Bu yazıyı yazmadan önce, hanedanın en önemli mektuplarının büyük bir çoğunluğunu okudum. Hatta sırf onların değil, tarih içerisindeki en ünlü mektupların büyük bir kısmına, hem de müthiş kolay bir biçimde ulaştım.

        GÜNLÜKLER OKUNUR

        Çünkü birilerinin zamanında itiraf etse mi etmese mi diye karar verirken kurdeşen, yazarken gözyaşı, ulaşıp ulaşmadığı konusunda emin olamadığı için ecel teri döktüğü özel mektupları artık ayyuka çıkmış durumda. Tarih içerisinde bu özel mektuplar ele geçirilmiş, ülkeden ülkeye, varlıklı ailelerden diğerlerine geçmiş, nice açık arttırmaları ziyaret etmiş ve en nihayetinde internete kadar düşmüş. Bizler de bir güzel okuyoruz. Ne yalan söyleyeyim, hala içim çok rahat değil. İzinsiz bir bahçeye girmişim, açılmaması gereken bir kapıyı açmışım gibi hissediyorum. Hayatım boyunca günlük tutmadım. Çünkü yakın arkadaşlarımın tecrübelerinden yola çıkarak, günlük tutmanın, meraklı annelerin işini kolaylaştırmaktan öteye giden bir alışkanlık olmadığını düşünüyorum. Odaları illa ki anneler toplar, toplarken illa ki günlüklere rastlar, hani bilinçli olarak yapmaz ama tesadüf bu ya, elinden düşer, sayfasına bir göz atar, derken bir nevi bağımlılık tadında “çocuğunun günlüğüne abone olma” huyu başlar.

        ATATÜRK’ÜN MAHREMİ

        Bu da bana göre mahremiyete saygısızlıktan başka bir şey değildir. İşte bu yüzden günlük tutma fikrine hiçbir zaman sıcak bakmadım. Ama zaman zaman mektup yazdım. Kendime, en sevdiklerime ve çocuklarıma. İleride çocuklarım ya da torunlarım dünyanın tarihini değiştirecek eylemlere imza atar da, onlara yazdığım mektuplar, “zamanında anneleri onlara olan sevgisini işte bu cümlelerle anlatmış” şeklinde internette yayınlanır mı bilemiyorum, fakat şimdilik hala mektupların “özel”liğini kaybetmemesi gerektiğine inanıyorum. Geçtiğimiz hafta önderimiz Atatürk ve Latife Hanım arasındaki yazılan özel mektupların açık arttırmaya çıkması gündemdeydi. Söylenildiğine göre, Latife Hanım’ın boşanırken talepleri ve cumhuriyetin ilk yıllarına ait önemli bilgiler bu 7 sayfalık mektupta yer alıyordu. Bir koleksiyoner için nadide bir parça olabilir. Koleksiyonunu her ziyaret edene göğsünü gere gere gösterebilir. Hatta bu ona ciddi bir yatırım kaynağı bile sağlayabilir. Buraya kadar kazanımlar süper. Fakat bir de kaybedilen var; cumhuriyet tarihinin en önemli iki figürünün mahremiyeti. Nitekim Latife Hanım’ın yakınları duruma müdahale etmiş ve mektuba savcılık kararıyla el konulmuş. Son derece yerinde bir karar olmuş diye düşünüyorum. Elbette ki merak ediyoruz; örnek aldığımız, müthiş saygı duyduğumuz isimlerin mektup diline, duygularına ve fikirlerine şahit olmak istiyoruz fakat kendimizi dizginlemek durumundayız. Bazen bilmenin değil, bilmemenin daha prestijli olduğunda hemfikir olmalıyız. Mektuplar her zaman özeldir, zaten özel olmasa adı mektup olmaz. Bana sorarsanız karıştırılmamalı, paylaşılmamalı çok da merak edilmemelidir!

        Diğer Yazılar