Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bir insan neden çoğalma kararı alır? Sevdiği insanla ortaklaşa, dünyaya kalıcı bir hatıra bırakmak istediği için mi, hiçbir uğraşı olmadığı için kendine minik bir uğraş aradığı için mi yoksa fiziksel görüntüsünü çok beğendiği, bakalım aynısından bir tane daha çıkarabilir miyiz dediği için mi? Bana sorarsanız, çocuk sahibi olmanın gerekçesi de tıpkı insanlar gibi, yıllar içinde olgunlaşır.

        Başlangıçta sadece ebeveyn olmak isteyen nicelerinin fikri, zamanla, dünyaya faydalı bir birey yetiştirmeye dönüşebilir. Hatta gözlemlerime dayanarak diyebilirim ki, en nihayetinde her ebeveynin birleşeceği, yaşlanınca ona sahip çıkacak bir evlat fikridir. 20’li yaşlardaki bir anne ve baba için bu düşünce çok ütopik gelebilir.

        Ne de olsa, bir gün yaşlanacakları, elden ayaktan düşecekleri hayal dahilinde bile değildir. Fakat gelin görün ki, 60 yaşında, çoluğunu çocuğunu büyütmüş, mürüvvetlerini görmüş, torunlarını kucağına almış, emekli olmuş bir ebeveyn için, çocuklarının ifade ettiği yegane şey, birkaç yıl içinde onu sahiplenecek birer yetişkin oldukları gerçeğidir. Zamanında nasıl ki o, dikiş iğnesiyle kuyu kazdıysa, samanları saklayıp zamanının gelmesini beklediyse, aynı özeni, sevgiyi, bakımı ve emeği hayıflanılmadan aynen ümit etmektedir.

        Bu yüzden şahsi fikrim, evet, çocuk demek aşktır, fedakarlıktır, hayatı adamaktır, hayat boyu mesaiye kalmaktır ama en önemlisi çocuk demek, ileriye dönük bir yatırım yapmaktır. Bugün son derece sapa bir yerde bulunan hatta ve hatta imara kapalı bir arsaya, sırf 50 yıl sonra değerleneceği inancıyla para bağlamak gibi bir şeydir.

        Bazen düşünüyorum, aslında hiç akıl karı bir iş değil. Eliniz kolunuz, bacağınız ve kafanız boşken, rahatken, özgürken, bir gün birden dertsiz başınıza dert almaya karar veriyorsunuz. Rahat mı batıyor ki, anne oluyorsunuz! İşin ilginç tarafı, başka kimseye yapmayacağınız davranışları ona gösteriyor, sarfetmeyeceğiniz sözleri söylüyor, göze alamayacağınız emeği veriyorsunuz. Üstelik hiçbir karşılık beklemiyorsunuz. Taa ki yaşlanana kadar...

        Roller değişiyor

        Bizzat yakın çevreme baktığımda, yaşlandıktan sonra rollerin bariz bir biçimde değiştiğini görüyorum. Anneler çocuk, çocuklar anne oluyor. Zamanında ne kadar çok çocuk yapılmışsa, anne o kadar el üstünde tutuluyor. Hele ki evlatlarınız kız ise, tadından yenmiyor. Geçen her hak helal oluyor. “Bana verdiğin hiçbir emeği unutmadım, her biri beş dakika önce yaşanmış gibi hatırımda” diyerek annesine, bebekleri gibi bakıyor. Üstelik gocunmuyor, söylenmiyor, hayıflanmıyorlar.

        Dedim ya, annelerin zamanında pek de işe yaramayan ama yatırım yapılan gayrimenkulleri gün gelip paha piçilmez arsalara dönüşebiliyor. Tabii şayet evlat kızsa... Erkekse işler biraz daha farklı gelişiyor. Gelin arsayı imara açarsa, yatırıma değiyor ancak gelin görün ki, çoğu zaman 50 yıl öncenin kuş uçmaz kervan geçmez arsaları, zamanında verilen meblağlara rağmen sapalığını korumaya devam ediyor. Ölü yatırım, boşuna yatırım ya da yazıklar olsun gibi ifadeler, sanıyorum bu durum karşısında söyleniyor.

        Diğer Yazılar