Kentleri özel yapan, tarihleri, kültürleri ve bu kültürün içinde yer edinmiş korunan mimarileridir.

Fransa yıllık 85 milyar euroluk turizm gelirini, Paris’in ünlü sarayları, görkemli yapıları ve güneyde muhteşem sahilleriyle elde eder.

İtalya’ya turistler Province bölgesine şatoları görmek doyumsuz yeşilliği izlemek için gider.

Bırakın onları, Yunanistan’da turizm gelirlerinin büyük kısımını tek ada çeker.

Öyle kendine özgü bir mimarisi, korunmuş güzellikleri vardır ki, Atina’ya gitmeyen, Santorini’yi tercih eder.

Atina’ya giden ise mutlaka Plaka bölgesine uğrar.

Öyle ahım şahım bir değildir. Bizim Varyant’ı düşünün. Bir yokuşun iki kenarında restore edilmiş tarihi Yunan evlerini şık restoranlara çevirip, mezeleri ve müziği eşliğinde yabancı turiste sunarlar.

Her giden bir gece mutlaka soluğu Plaka’da alır.

Ya da uzağa gitme!

Türkiye’nin de benzer destinasyonları var. Ürgüp Göreme’si var, Datça’sı var, Antalya’sı var.

Ama İzmir’i yoktur.

Kentin içinde yabancı turisti çekeceğiniz destinasyon neredeyse sıfır.

Lafa gelince 8 bin 500 yıllık tarihinle eşsizsindir..

Peki biz kent merkezinde gelişim adına ne yaparız!

Ya gökdelen ya AVM! Kardeşim, arkadaşım, dostum.

Sen o gökdelenlere, şehrin içinde kurduğun AVM’lere yabancıları getiremezsin. Hiçbir yabancı senin betonsal güzelliklerini görmeye gelmez!

Bu, yatırımcının da suçu değildir.

Kent kendinden ne beklerse, en yüksek kar’ı nerede bulacağına inanıyorsa yatırımcı oraya gelir.

Sen kent olarak kendi gerçeğini, kültürünü özelliklerini ortaya koymaz, perspektif sunmazsan, yatırım gücü olan o perspektifi kendince sana sunar.

KENT ANAYASASI OLMALI

Üçkuyular’da AVM yerine termal tesis kurdursan ve yabancı turist çekecek konsepti şart koysan yatırımcı onu da bunu değerlendirir.

Ama bölgede, Norveçlileri, İskandinavları ağırladığın tek tesis olan Balçova Termal Tesisi’ni kaybederken şimdi berisine, gerisine, AVM diktiriyorsan bu kentin tercihidir!

İlla yapılacaksa, İzmir’in mimari algısına, dokusuna uygun proje yaptır, sen yatırımcıyı buna yönlendir.

Ama öyle hale geldik ki, gökdeleni yapıyor, 1 oda bir salon 70 metrekareyi neredeyse villa fiyatına 700 bin TL’ye satıyor, buna gelişmişlik diyoruz.

Sonra sivil toplum örgütleri, platformlar, meslek odaları çıkıyor karşına. Haydi birçok projede filmi başa sar.

Çözüm, ‘Kent Anayasaları’ yapmakta.

Hangi bölgenin nasıl korunacağı ya da nasıl geliştirileceği master planda bilinmeli.

Mesele, kent dokusunu, doğayı korurken, turist eliyle artı gelir, yabancı kaynak yaratacak projeleri çekebilmekte.

Diyorum, diyorum da hani kime diyorum, vallahi onu ben de bilmiyorum!

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!