Aday enflasyonu
GERÇEKTEN garip bir ülkeyiz. Bir işi karman çorman hale getirmekte kimse elimize su dökemez. Baksanıza futbolumuzda olanlara 3 Temmuz'dan beri yaşanan kaosu bir türlü çözemediğimiz gibi işleri iyice arap saçına çevirdik. Türk futbolunu kurtarsın diye seçtiğimiz futbol federasyonunun 7 ayda bıktırdık, küstürdük ve sonunda kaçırttık ondan sonrada başladık bir kurtarıcı aramaya. Bizi bu dertten kim kurtaracak diye çabalarken önce Dünya futbolundaki yüz akımız Şenes Erzik'in ismini ortaya attık. Hatta bu işi kabul etmesi için her türlü baskıyı da yaptık ama deneyimli Erzik bu kaosu gördükten sonra böylesi bir yükün kendisine ağır geleceğini ifade ederek bu ortama girmeyi kabul etmedi.
Tam kim bu sıkıntıyı çözer derken birde baktık ki bu işin altından kalkmaya meraklı tam 21 kişi varmış. Sanırım Dünya'nın hiçbir yerinde böylesi bir ortamda bu kadar sıkıntının altına girmeye böyle büyük bir aday topluluğu çıkmaz. Gerçi kongreye kadar çoğu tıpkı Kürşad Tüzmen in yaptığı gibi kendiliğinden ayrılır ama böylesine bir aday enflasyonunun yaşanması bana pek doğru gibi gelmedi.
Adaylığını açıklayan isimler içinde en öne çıkanı hiç kuşkusuz Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören. Tam 14 kulübün desteğini alan Demirören en güçlü aday gibi gözüküyor. Bu noktada Demirören'in Beşiktaş Kulübü Başkanlığını yaptığı için tarafsız olamayacağını öne sürenlere sporun içindeki hemen herkesin bir kulübe bağlı olduğunu hatırlatmak isterim. Yapılan eleştiriler içinde en doğrusu Beşiktaş Kulübünün de bu şike soruşturması içinde adının geçmesi nedeniyle Demirören in başının çok ağrıyacağı. Bir diğer güçlü aday Ata Aksu gerçekten deneyimli ve bilgili bir spor adamı. Umarım 27 Şubat'taki kongreden Türk futbolunun hayrına bir sonuç çıkar.
3 Temmuz'dan bu yana yaşanan süreçte gerçekten ilginç ve üzerinde çok konuşulacak olaylar yaşadık. Ancak yiğidi öldür hakkını ver misali bu sürecin hedef tahtası haline gelen Aziz Yıldırım'ın bu dönemde de etkili bir liderlik örneği verdiğini söyleyelim. Çok zor olan bu süreci kendi açısından iyi yönetip kulübüne sahip çıkan Aziz Yıldırım'ın yaşanan ve Aydınlar'ın istifası ile noktalanan olağan üstü genel kurulunu da yönettiğini düşünüyorum. Kulübüne sahip çıkan tavrını beğenirsiniz veya beğenmezsiniz ama Yıldırım'ın iyi bir liderlik yaptığını söylemek gerek. Aynı şekilde Fenerbahçe taraftarının kulübüne ve başkanına sahip çıkarak gösterdiği tavırda ne kadar etkili bir taraftar olduklarını açık kanıtıdır. Böylesine sıkıntılı bir dönemde kenetlenmeleri ve asla pes etmeden mücadelelerini sürdürmelerini takdirle karşılamamak elde değil.
Bu sürecin bir diğer önemli tarafı da sürecin başından beri tavrını bozmayan duruşunu değiştirmeyen ve söylediğinin arkasında duran Galatasaray Kulübüdür. Bu dik duruş kanımca futbol dünyamızın aradığı en önemli özelliklerden biri olmalıdır. Yani kendileri açısından Fenerbahçe'de Galatasaray'da sergiledikleri tutumlarıyla bizden geçerli not almışlardır.
Alkışlar Ergin Ataman'a
Beşiktaş Milangaz basketbol takımı gerçekten büyük bir başarıya imza attı. Tarihinde ilk kez Spor Toto Türkiye Kupası'nı müzesine götürmeyi başaran siyah beyazlı ekibin bu zaferi hiçte öyle küçümsenecek bir şey değil. Ergin Ataman'ın önderliğinde birbirinden güçlü rakipler arasından sıyrılıp mutlu sona ulaşmak gerçekten çaba ve emek isteyen bir başarı. Türkiye'de basketbolu en iyi bilen isimlerden biri olan Ataman'ın bu yıl takımına oynattığı basketbol ve oyunculardan aldığı maksimum verim her türlü övgünün üzerinde. Barış Hersek ve Serhat Çetin gibi yetenekleri zirve yaptığı bir turnuva oynamak ve üst üste oynanan maçlarda asla pes etmemek Ataman'ın ve Beşiktaş'ın belirgin karakteri. Turnuvaya gelirken iddialı olduklarını vurgulayan ve bunu kupayla taçlandıran Ataman'ın şampiyonluk sonrası "bu daha başlangıç önümüzde kazanılacak Avrupa ve lig şampiyonlukları var" demesi beni gerçekten mutlu etti. Böylesine hedefler koyan ve bunun için ağır bir tempoda çalışan Ataman'ın bu sözlerinde yerine getirip Türk basketboluna uluslararası övünçler getireceğinden de hiç kuşkum yok. Tebrikler Ataman yolun açık ve başarılarla dolu olsun.
Maç mı seçiliyor?
Söz Beşiktaş'tan açılmışken yine Beşiktaş'la devam edelim. Hafta içinde müthiş bir Braga zaferine imza atan ve aldığı sonuçla hepimizi sevince boğan Beşiktaş'ın hafta sonu ligde aynı başarılı oyunu sergileyememesi beni biraz şaşkınlığa uğrattı. Elbetteki ağır maç temposunun bunda etkisi var. Ancak sezon başından beri Beşiktaş'ın Avrupa maçlarında farklı ligde farklı portreler çizmesi kafamda farklı soru işaretleri doğurmadı da değil. Acaba siyah beyazlı futbolcular özellikle de yabancılar lig maçlarını biraz hafife alıp nasıl olsa play-off var düşüncesiyle Avrupa maçlarına daha fazla mı konsantre oluyorlar. Şu ana dek oynanan maçlara bakarsanız pekte haksız olmadığımı görürsünüz. Dileğim Beşiktaş'ın Braga karşısında İstanbul'da vereceği rövanş mücadelesinde de tıpkı Portekiz'de olduğu gibi aynı kazanma kararlığıyla sahaya çıkıp gerçek Beşiktaş futbolunu sahaya yansıtması. Bunu başaracaklarından hiç kuşkum yok. Onlara Avrupa yolunda başarılar diliyorum.