BABALARIMIZ hepimiz için son derece değerli ve önemli. Babamı (Hasan Yılmaer) yitiridiğimde onunla yaşadıklarımı, paylaştıklarımı düşündüm ve ne kadar şanslı olduğumu anladım. Öncelikle o benim sadece babam değil, yaptıkları ile her zaman gurur duyduğum önemli bir meslektaşımdı. Mesleğe onun yanında başladım. İlk habere beni o gönderdi. Hatta bir gece aynı ajansta çalıştığım günlerde eve gelen bir telefon sonrası bana dönüp "Makinan yanında mı? Şişli yakınlarında bir çatışma çıkmış oraya gidiyorsun" derken annemin açılmış gözlerle "oğlumu çatışmaya mı gönderiyorsun" itirazlarına "Başkalarının oğlunu nasıl gönderiyorsam senin oğlunu da gönderiyorum" cevabıyla mesleğe olan bağlılığını daha iyi anlamanın güzelliğini yaşadım. Ne mutlu sana ki çok sevdiğin mesleğini son ana dek sürdürdün. Benimle birlikte seni son yolculuğuna uğurlayan tüm dostlara meslektaşlara, taziyelerini bildirenlere sonsuz teşekkürler.

 

Kongre bitti ama

SPORDA son günlerin en çok tartışılan konusu hiç kuşku yok ki, bir kez daha Aziz Yıldırım'ın zaferi ile noktalanan Fenerbahçe kongresi. Tarihin en yüksek katılımlı kongresinde rakibi Mehmet Ali Aydınlar'a ezici bir üstünlük sağlayarak Fenerbahçe'de en uzun süreli başkan olmaya hızla koşan Yıldırım ve ekibini kutluyor ve kongrenin Fenerbahçe'ye hayırlı olmasını diliyoruz. İyi bir kongre stratejisi izleyen ve üyelerle yoğun bir temas dönemi yürüten Aziz Yıldırım'ın bu zaferi gerçekten alkışlanacak bir başarı. İlk kez bu kadar büyük muhalefet gören Aziz Yıldırım karşısında Aydınlar'ın aldığı oy oranı da asla küçümsenemeyecek bir oran. Bu yüzden iktidar olma avantajını elinde tutan ve tüm kampanyasını 3 Temmuz süreci üzerinden yürüten Yıldırım'a rakip olarak çıkan Aydınlar'ı da kutlamadan geçemeyeceğiz.
Kongre bitti. Peki şimdi ne olacak? Fenerbahçe'de tüm sorunlar ve tartışmalar ortadan kalkacak mı? Bu soruya olumlu bir yanıt vermek ne yazık ki o kadar kolay değil. Öncelikle Yargıtay süreci halen F.Bahçe'nin üzerinde Demokles'in kılıcı gibi durmakta. Dava sonunda çıkabilecek olumsuz bir karar, F.Bahçe'de tüm taşların bir kez daha yerinden oynamasına neden olacaktır bu bir. Ayıca işin bir UEFA boyutu var ki orada durum biraz daha ciddi ve vahim görünüyor. Her ne kadar Fenerbahçe kongresi bu sonuçla yargıya ve UEFA'ya 'biz başkanımızın suçsuzluğuna inanıyoruz ve onlara güveniyoruz' mesajını göndermiş olsa da UEFA'nın bu sonuçtan pek memnun olduğunu söylemek güç. Onlar demokrasiye saygılı gibi gözükseler de Yıldırım ve arkadaşlarının suçsuz olduklarına halen inanmıyorlar ve Yıldırım'ın hala Fenerbahçe'nin başında olmasını içlerine sindirmeleri de zor gibi gözüküyor. UEFA'nın bundan sonra kişileri yargılaması ve cezalandırması gündeme gelecek ki bu da gerçekten sayın Yıldırım için sıkıntılı sonuçlar doğurabilir. Yani bir çok kişinin ön gördüğü gibi belirli bir süre sonra Fenerbahçe ister istemez yeni bir olağanüstü kongre sıkıntısı ile yüz yüze gelebilir. Tüm bunların açık anlamı ise şu. Her ne kadar Aziz Yıldırım kongre sonrasında 'bu aslında 3 Temmuz sürecinin bir hesaplaşmasıdır' dese de bu hesap özellikle UEFA açısında henüz kapanmamış ve uzun süre de kapanmayacaktır. Aldığımız tüm duyumların bu yönde olduğunu da bir kez daha vurgulayalım.
Fenerbahçe içinde bulunduğu gergin atmosfere karşı son derece olgun ve başarılı bir kongre yapmıştır. Bunda da en büyük pay Divan Başkanlığı görevini en iyi biçimde yürüten Sayın Vefa Küçük'ün ve centilmen bir tablo çizen M. Ali Aydınlar'ın olmuştur. Gönül bu tablo içinde büyük zafer kazanan Aziz Yıldırım'ın da aynı hava içinde olumlu ve birleştirici bir konuşma yapıp herkesi kucaklamasını beklerdi. Ancak sayın Yıldırım yine o bilindik tavrını sergilemiştir. Tamam, sayın başkan Fenerbahçe için kavga etmekten çekinmiyor. Ama inanın biraz daha sakin ve sevgi dolu tavırlar Aziz Yıldırım'a bu öfkeli halinden çok daha fazla yakışıyor. Hazır bu fırsat ele geçmişken, biraz daha olgun bir tablo Fenerbahçe'de rekorlar kıran ve gerçekten kulübüne büyük eserler kazandıran bir başkana daha çok yakışırdı diye düşünmeden geçemiyorum. Umarım bu yeni dönemde Fenerbahçe'de sorunları ve kavgaları değil de sportif başarıları izleriz. Çünkü Fenerbahçe bunu hakkediyor.

 

Savcılar da dertli

Geçtiğimiz hafta ülkemiz sporu için gerçekten önemli bir toplantıya tanık olduk. Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Spor Hukuku komisyonu ile İstanbul Barosu'nun ortaklaşa düzenlediği ve spor kanunun enine boyuna tartışıldığı toplantıda sporda şiddetin önlenebilmesi yapılması gerekenler enine boyuna tartışıldı. Özellikle bu konuda yoğun çaba gösteren spor savcılarımızın anlattıkları ve yaşadıkları sorunlar gerçekten üzerinde çok durulması ve tartışılması gereken noktaları gözler önüne serdi. Öncelikle şunu anladık ki, biz spordaki şiddeti önlemek için üzerinde fazla çalışmadan alelacele bir yasa çıkarıp işi çözeceğimize inanarak büyük bir yanlışa imza atmışız. Bu yasayı uygulamakla yetkili kıldığımız savcılar bile, yasayı uygulamakta zorluk çektiklerini ve sorunların hala sürüp gittiğini söylüyorlarsa varın gerisini siz düşünün. Toplantıdaki tartışmalardan net biçimde anladığımız bir başka noktada sorunun, yasa çıkarmaktan çok köklü bir eğitim çalışması ile çözülebileceği gerçeği. Bu konuda da öncelikle taraftar ve yönetici eğitiminin üzerinde durulması gerektiğinin altını da hemen çizelim. Türk sporunun en önemli sorunlarından birine dikkat çeken ve bugüne dek sorunlarını pek anlatamayan sayın savcılarımızın görüşlerini dile getirebildiği bu organizasyonu düzenleyen başta sevgili ağabeyim Türker Arslan olmak üzere emeği geçen herkese Türk sporu adına yürekten teşekkürler.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!