Dikenli yol
TÜRKİYE Futbol Federasyonu'nun 41. Başkanı Yıldırım Demirören oldu. Kendisine başarılar dileyelim ve başkanlığı içinde hayırlı olsun diyelim. Demirören gerçekten çok zor ve dikenli bir yola çıktı. Türk futbolunun içinde bulunduğu kaosu çözüp, kendi deyimiyle gemiyi limana yanaştırmak öyle kolay bir iş değil. Bu yolda futbolun içindeki tüm paydaların Demirören ve ekibine yardımcı ve destek olması gerekir. Aksi takdirde çözmeye uğraştığımız kaosu, daha da büyütür işi iyice içinden çıkılmaz hale getiririz.
Ankara'da izlediğimiz olağanüstü genel kurul öncesinde yaşananları şöyle bir hatırlatmak istedim. 21 adayla başlayan seçim sürecinin sadece tek adayla noktalanması gerçekten düşündürücü! Demirören'in en büyük güçlü rakiplerinden biri olarak gösterilen Ata Aksu'nun gerekli imzaları toplayamaması ise işin bir başka boyutudur. Demokratik ortamlarda herkesin seçme ve seçilme hakkının bulunması gerektiğini hatırlatırken, bu imza toplama maddesinin gelecekteki seçimler için yeniden gözden geçirilmesini ve daha da demokratik bir seçim ortamının sağlanmasını söylemek herhalde yanlış olmaz.
Demirören'le birlikte futbolumuzda yeni bir dönem başlayacağı kesin ancak kongrede gördük ki bu dönemde de bazı tartışmaların ve çekişmelerin süreceği açıkça belli. Örneğin; Bursaspor Kulübü'nün kongreyi ve Demirören'i protesto edip salondan çekilmesi Türk futbolu adına pek olumlu bir gelişme değil. Eğer bir sorununuz varsa bunu çıkar genel kurul salonunda söz alır ve herkesle birlikte açık açık tartışırsınız. Böylesine bir yol izlemeniz hem kulübünüze hem de Türk futboluna zarar verir. Demirören'in adaylığı konusunda ikna olduğunu söyleyen ve yeni başkanın kendilerini tatmin ettiğini vurgulayan Galatasaray'ın da oy vermeden salondan ayrılması gelecek için bir başka soru işareti.
Bizler bu sütunlarda hep futboldaki sorunun birlik beraberlik içinde çözülmesi gerekliliğini vurguladık. Bu bağlamda daha ilk günden ayrışmaları görünce önümüzdeki yolun hayli dikenli olduğunu söylemek kanımca yanlış olmaz. Belli ki sayın Demirören'in kafasında bir yol haritası var. Küme düşme ve puan silme cezalarının olmayacağı ve Süper Lig'deki takım sayısının arttırılacağı ifadeleri ortalıkta dolaşmaya başladı bile. Sanıyorum ki herhangi bir yaptırım için yargı aşaması beklenecek. Bu belki şimdilik doğru bir plan olarak gözüküyor. Ancak süre uzayıp kararsız kalındıkça başımıza gelenleri hep birlikte gördük, yaşadık. Tavsiyem uygulanacak plan ne ise bir an önce UEFA ve FIFA ile oturup karşılıklı bir çözüm arayışına girilmesi. Eğer UEFA ikna edilmezse bu sürecin hiç de istediğimiz gibi geçmeyeceği apaçık ortada.
Sonuç olarak yeni bir başkan ve yeni bir yönetimle yola çıkıyoruz. Başta da söylediğim gibi eğer içinde bulunduğumuz sıkıntılı durumdan kurtulmayı arzu ediyorsak her şeyi unutup tertemiz bir sayfa açmalıyız. Ama futbolumuzun içine işleyen dedikodu mekanizması hiçte öyle bir kenara çekip duracak gibi gözükmüyor. Söyleyeceklerini çıkıp kongrede dile getirmeyenlerin bu saatten sonra yapacakları dedikodu ile yolu daha da zorlu hale getirmeye hiç ama hiç hakları yok. Eğer selamete ulaşmak istiyorsak artık herkesin elini taşın altına uzatmasının zamanı. Bu zorlu ve gerçekten güç yolda işi hayli zor görünen Demirören ve ekibine bir kez daha başarılar dileyelim ve bekleyip neler olacağını görelim. İnşallah yaşananlardan gerekli dersleri almışızdır.
Kartal'ın yeni derdi
Yıldırım Demirören, Türk futbol gemisinin dümenine geçerek tam 8 yıl yönettiği Beşiktaş'a veda etti. Demirören'in ayrılmasıyla birlikte Siyah-Beyazlı kulüpte ilginç ve tartışmalı bir dönem başladı. Özellikle kulüpten alacağı olan 103 Milyon lirayı şartlı olarak hibe ettiğini açıklayan Demirören'in bu hamlesinden sonra ilginç tartışmalar da başladı. Siyah-Beyazlı kulüpte elbette etkili ve güçlü adaylar çıkacaktır. Ancak bu şartlı hibe sorununun kulüp içinde uzun süreler tartışılacağını ve yeni yönetimin üzerinde Demokles'in kılıcı gibi duracağına adım gibi eminim.
İyisiyle kötüsüyle tam 8 yıl Beşiktaş Kulübü'nü yöneten Demirören'in bu süreç içinde bazı hatalar yaptığı da bir gerçek. Nitekim son Divan Kurulu'nda bu hataların büyük bölümü dile getirildi ve eleştirildi. Çalışma gayreti içinde olan insanlar elbette hata yapacaktır önemli olan bu hatalardan gerekli dersleri çıkartıp yola ona göre devam etmektir. Şimdi aynen Futbol Federasyonu'nda olduğu gibi Beşiktaş'ın önünde de zorlu bir yol var. Bu göreve soyunanlar geçmiş hatalardan ders çıkartarak o sorumluluğu üstlenmek zorundadır. Gelinen nokta sorunları bir kenara bırakıp birleşme ve beraberlik içinde kulübü başarıya götürmenin yollarını arama zamanıdır. Aksi takdirde Beşiktaş da tıpkı futbolumuzun yaşadığı gibi sıkıntılı bir süreç içine girebilir ancak ben Siyah-Beyazlı camiada sağduyunun galip geleceğine ve kulübün bu süreçten güçlenerek çıkacağına inanıyorum. Yeter ki kulübüne gönülden bağlı olan Beşiktaş camiası bunu istesin ve gerçekten başarsın.