Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        AMANINI KELLE

        Hasılat verileri, filmlerin finansal performansını analiz etmek için en kestirme ve efektif yoldur. Ne yazık ki Türkiye’de sistem seyirci sayıları üzerinden yürüdüğü için, biz de bütün analizlerimizi kelle sayısına göre yapıyoruz.

        Eskiden “aklı dolu” yani “biraz dalgın” hocalarla eğlenmek için, sınıftaki enerjik arkadaşların yaptığı bir haytalık vardı. Sınıf başkanından eksikleri öğrendikten sonra, öğretmenler sınıfı bir de kendileri sayardı o zamanlar. Dile kolay 45-50 mevcut. Bir bölük etmezdik belki, ama okkalı bir takım rahatlıkla çıkardı o yığından. Operasyon, tam da hocanın sınıfı yavaş yavaş saymaya başladığı bu noktada hareket alırdı. Sınıfın arka sıralarına konuşlandırılan komandolar, hoca kendilerini sayar saymaz, sıraların altından sınıfın başka bir cephesine hucüm ederlerdi. Sınıfı alışageldiği şekilde eksik değil de fazla sayan adamın kafası karışırdı haliyle. Sınıfı 10 kez sayan hoca hatırlıyorum. Yaptığımızla gurur duymuyorum, ama açık konuşayım, gözlerimden yaş gelirdi.

        Türkiye’deki seyirci rakamlarındaki dalgalanma da aynı bu hesap. Biraz “dalgınsanız” veya sistemin işleyişine çok hakim değilseniz, olan biten karşısında apışmamak elde değil. Önüne gelen seyirci sayılarıyla oynar oldu. İşin kötüsü dilime bir de şarkı dolanmış ki: “Amanını kelle kelle. Altını üstünü yelle”

        Hızlı bir şekilde bu kelle sayısından, hasılat analizine geçmek en doğrusu olacak. Paradan konuşmaya başlarsak, hem daha çok ilgi çekeriz, hem de maliye meseleye dahil olur. Hadi kolaysa oynayın bakalım hasılat verileriyle o zaman. “Kelleyi verdim fırına. Pişmedi kaldı yarına!”

        BEN SANA UÇMA DEMİYORUM, AMA ÖNCE YERLERİ SÜPÜR…

        “Sihirbazın Çırağı” (The Sorcerer’s Apprentice) daha ilk haftasında liderliği tadanlardan. 133 kopyayla girdiği hafta sonunda, 72.254 bilet yapan film, şahsi kanıma göre kayda değer bir sürpriz yapmış durumda. Öyle ki bizim çırak, Amerika’da en üst basamağa adımını bile koyamamıştı. Çocuklara yönelik filmlerin bu dönemde avantajlı olduğunu kabul etsem de, vizyonun böyle yapımlarla dolup taştığını da unutmamak gerek. Sanırım boğucu sıcaklar, özellikle çocuklu aileleri, klimalı mekanlara yönlendirdi bu hafta. Bir de çapraz fayda efekti var tabi. Harry Potter fanatiklerinin “Sihirbazın Çırağı”nı da ihya ettikleri, ilk bakışta anlaşılıyor. Bununla birlikte gelecek haftadan itibaren takvim yine hareketlenmeye başlayacak. “Sihirbazın Çırağı”nın kalfalığa yükselebilmesi için, yine bir sürpriz yapması şart.

        YA TUTARSA

        “Alacakaranlık Efsanesi: Tutulma”nın (Twilight Saga: Eclipse) nefesi, tahmin ettiğim gibi çabuk kesildi. Bu kadar sıcakta ve nemde, daha ne bekliyordun diyenleri duyar gibiyim. Film 85 kopya kaybederek girdiği hafta sonundan, momentumunun %52’sini kaybederek 50.629 biletle çıktı ve 2.’liğe geriledi. Toplamda 794.629 kişiye ulaşan filmin selefinin performansına ulaşması artık mümkün değil. Hatta 1 milyonu görebilmek için adak adasın “Tutulma.” Ya tutarsa…

        ALGİDA DOLABINDA YATMAK İSTİYORUM

        “Oyuncak Hikayesi 3”ün (Toy Story 3) boğucu sıcaklardan nispeten daha az etkilendiği anlaşılıyor. 3 boyutlu olarak gösterimde olan en yeni film olması, bunun en önemli nedenlerinden. Geçtiğimiz haftaya göre sadece 1 salon kaybeden “Oyuncakların,” dijital projeksiyona sahip tüm salonlarda yerini koruduğu görülüyor. Öte yandan gelecek hafta “Son Hava Bükücü”nün (The Last Airbender) gösterime girmesiyle bu avantaj son bulacaktır. Zira o da genç izleyiciler için çekilmiş 3 boyutlu bir film. “Oyuncak Hikayesi” geçtiğimiz döneme göre sadece %44 kayıp yaşadığını söylemeden de geçmeyelim. Beraber gösterime girdikleri bir üsteki rakibi Tutulma’da bu rakamın 10 puan fazla olduğu hemen fark edilecektir. Demek ki neymiş: “Boğucu sıcaklarda gençler kendilerini dışarı, çocuklu ailelerse klimalı mekanlara, yani içeri atıyor.”

        BAYAN POPO

        Jennifer Lopez’i Kuzey Kıbrıs’ta ararken, listemizde bulduk. 66 salonla gösterime giren “B Planı,” (The Back-Up Plan) hafta sonu sadece 9.736 kişi tarafından seyredildi ve ancak 5. sıraya yerleşebildi. Seksi latinin, şımarık bir manevrayla Kuzey Kıbrıs konserini iptal etmesinin, bu başarısızlıkta etkisi nedir diye sorarsanız, “Nada” derim. Yani hiç! Zira “Bayan Popo”nun daha önce hiçbir filmi, Temmuz’un ortasında vizyona girmemişti. Bizim memlekette aşıklar yazın sinemaya gitmez. Gitse bile romantik komedi de ne ola ki! Türk delikanlısı zaten bir hal olmuş kendini sıkmaktan. Başarıya ulaşmak için çabalayıp duran şapşal adamları mı seyretsinler bir de.

        Her şeyden öte, Lopez’in 2 yıl önce hem de Mayıs ayında vizyona giren son filmi “Şöhret”in, (El Cantante) toplamda 5.000 kişiyi bile bulamadığını unutmamak gerek. Jennifer Lopez sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada popülaritesini yitiren bir aktris artık. Yani bu performans eksikliği terbiyesizliğinden falan kaynaklanmıyor. Hem size kim söyledi dünya adaletli bir yerdir diye. Yanlış yapanın başına kötü şeyler gelir öyle mi? Adalet kavramı insan beyninin bir ürünüdür. Adalet kendi kendine tecelli etmez, insanoğlu tesis eder. 30 yıldır darbe anayasasıyla yönetilmesine müsaade ettiğin bir memlekette, adaleti kim kaybetmiş de, sen buldun?

        Bence böyle alengirli meselelere kafa yormaya hiç gerek yok. Hem Jennifer Lopez’de nereden çıktı. Evli barklı, çoluklu çocuklu kadıncağızı ne yapacaksın. Kendi “Bayan Popo”muz bize yeter de artar. Biri çıkıp da Türkiye-Amerika kıyasını bu minvalde yapmaya kalkarsa yandık, o ayrı konu. Göz var, izan var yani.

        SIRADAN DURUMLAR

        Haftanın son yeni girişi “Sıradan İnsanlar” (Ordinary People) ilk 3 gününde sadece 103 kişi yaparak, 40. sırada yer aldı. Filmin sadece 2 kopyayla vizyona girmesinin, bu tablodaki etkisini yadsımıyorum, fakat salon başına 50 kişi de bir hayli düşündürücü.

        HÜLASA

        Köşemi takip edenler bilir. 2010’un gişe performansı açısından çok umut verici bir yıl olduğunu devamlı söylerim. Geçtiğimiz hafta “Antrakt Sinema Gazetesi” tarafından yapılan ikinci çeyrek analizi de aynı noktaya parmak basmış, fakat ilginçtir, farklı bir sonuca ulaşmış. Antrakta göre: “2010’un ilk yarısında seyirci sayısı, 2009’un aynı dönemine göre %20 artmasına rağmen, yıl sonunda aynı oran korunamayacak. Hatta yıl sonundaki toplam seyirci sayısı, geçtiğimiz yılı, yani 37 milyon bileti bile aşamayacak.” Antrakt’ın analizlerine çok değer veririm, fakat bu yorumlarına katılamayacağım. 2010’un sonunda 37 milyonu mutlaka geçeriz. Hakikaten de: “Göz var, izan var.”

        fatihomeroglu@cyapim.com.tr

        Diğer Yazılar