YÜKSEK tepelerinde kuvvetli rüzgarların estiği Fenerbahçe, bu sezona da fırtınalar altında giriyor. Son söyleyeceğimi ilk söz olarak söyleyeyim. Aziz Yıldırım’ın Ersun Yanal’ı istifaya götüren tavrı ve bu konudaki kararları noktası virgülüne kadar doğru. Aldığı kararları sık sık eleştirdiğim Aziz Yıldırım’ı bu sefer yerden göğe haklı bulduğumu söylemek zorundayım.
Olayların arka planını çok iyi bilen biri olarak söylemeliyim ki eğer geçen sezon kırılma anında Aziz Yıldırım’ın müdahalesi olmasıydı, Fenerbahçe asla şampiyon olamazdı. Söyleyiş tarzındaki arızalar bir yana Aziz Yıldırım’ın “Bu takımı Ersun Yanal şampiyon yapmadı” söylemi de tamamen doğru. Eğer geçtiğimiz sezon lig devam ederken Aziz Yıldırım son anda takıma müdahale etmemiş olsaydı, bugün farklı şeyleri konuşuyor olabilirdik. Örneğin Galatasaray’ın 4. yıldızını. Şampiyonluk yarışının kırılma anında Yıldırım’ın anlık müdahalesi ile raydan çıkan Fenerbahçe yeniden rayına girip şampiyonluk yarışında hamle yaparken, yarışa ortak olma fırsatını yakalayan Galatasaray rakibine şampiyonluğu kendi elleri ile vermiştir. Bu itibarla başkanın bu konudaki değerlendirmesi taraftarları üzmüş olsa da doğru bir değerlendirmedir. Fenerbahçe’nin sendelediği anları değerlendiremeyen Galatasaray, rakibinin geçtiğimiz sezonun sonunda şampiyonluğa ulaşmasında önemli bir faktör olmuştur.
Gelelim süreçteki hatalara. Başkanın haklı iken haksız duruma düşmesine neden olan en büyük olay bana göre Ersun Hoca’nın ses kaydının sosyal medyaya düşmüş olmasıdır. 3 Temmuz’dan bu yana Fenerbahçe camiası özellikle ses kayıtları üzerinden yürütülen itibarsızlaştırmaya karşı amansız bir savaş vermektedir. Bunun için camia, kendi başkan ve yöneticilerine kurulan çirkin tuzağın en önemli unsuru olan ses kayıtları ile Ersun Hoca’nın vurulmasına son derece büyük tepki göstermiştir. İçeriğinde tam aksine Yanal’ın lehine futbolcuların aleyhine unsurlar bulunan kaydın, Fenerbahçe taraftarı üzerindeki etkisi, bu kaydı servis edenlerin beklediğinin tam tersi olmuştur.
Ses kaydı konusunda başkanın ve kulübün sessiz kalması ise taraftarın aklına bir takım soruları getirmektedir. Bu kaydı sosyal medyaya kimin sızdırdığı bilinmemekle birlikte kaydın kulüp içinden biri tarafından yapıldığı çok açıktır. Öyle ise kulübün 3 Temmuz’dan bu yana tavizsiz bir şekilde arkasında durduğu etik değerlerin bir gereği olarak öncelikle bu kaydı elinde bulunduranı tespit etmesi, tespit ettiği bu kişi ile ilişkisini derhal kesmesi gerekmektedir. Ardından yapılması lazım gelen ise bu kaydı sosyal medyaya servis eden “itibar celladının” bulunması için adli makamlara müracaat edilmesi olmalıdır.
Aksi takdirde en azından bu kaydı servis edenin başkan tarafından bilindiği ve fakat feda edilemediği algısı kamuoyuna hakim olacaktır. Başkanın tüm öncelikleri Fenerbahçe olduğuna göre bu olayda feda edilemeyecek herhangi bir kişi de olmamalıdır. Çünkü bu olayın aydınlatılmamasından en büyük zararı Fenerbahçe görecektir. Benim tanıdığım Aziz Yıldırım, bu olayın failini 24 saat içinde tespit etmiştir. Bu saate kadar bu konuda bir adım atmamış olması, bu olayın failinin başkan için önemli bir kişi olduğunu düşündürmektedir. Ancak geçen her dakika Fenerbahçe’ye dolayısıyla Aziz Yıldırım’a zarar vermektedir. Benim beklentim kısa süre içinde çok önemli bir ismin kulüple olan ilişkisinin bir şekilde kesileceği ve bu kaydı yapanların bizzat başkan tarafından adalete teslim edileceğidir.
Aksi takdirde üzülerek söylemem gerekir ki Aziz Yıldırım’ı 3 Temmuz’dan bu yana tavizsiz duruşu sebebi ile kayıtsız şartsız destekleyen taraftar ciddi ciddi kandırılmış olduğunu düşünecek ve şartsız verdiği desteğini geri çekecektir. Bu nokta başkanın tüm iktidarı süresince karşı karşıya kaldığı en kritik eşiktir. Ya bu eşik atlanacak ya da yolculuk bu eşiğin önünde noktalanacaktır.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!