Ev kadını görünümlü süperstar yazarlar
Aşka Düşünce... Bir Aşk Çarpıntısı... Sonrası Şiir Gibi... Bir Kıvılcım Yeter... Uzun Yağmurlardan Sonra... Grinin 50 Tonu kadar olmasa da epeyce erotik yeni jenerasyon birkaç aşk romanı. Yazarları Marie Force ve Bella Andre adında iki kadın. Yazdıklarını edebiyat saymak şüphesiz mümkün değil, çünkü basbayağı kötüler. Ama satış rakamlarına bakılırsa çıtır çerez gibi de okunuyorlar. Bu iki yazarın en önemli özellikleri girişimci ruha sahip olmaları ve kitaplarını kendileri yayınlamaları. Marie Force ve Bella Andre geleneksel yayınevleriyle çalışmak yerine kendi yayınevlerini kurmuşlar, kazandıkları paralar inanılmaz. Onlarla “geleceğin edebiyatı” dedikleri bağımsız yayıncılığı konuştum. İşte anlattıkları...
MARIE FORCE
‘Reçeteler işe yarasaydı, hayat çok kolay olurdu’
Marie Force da tıpkı Bella Andre gibi görünüşte sıradan bir ev kadınından farksız. Kocası, biri 19 diğeri 16 yaşında olan iki çocuğu ve köpekleriyle yaşıyor. Ama o da bir nevi süperstar. Erotik-romantik kitaplarını kendi basıyor ve şaşırtıcı satış rakamlarına erişiyor. İlk kitabı toplam 5 milyon satmış. İnanılmaz kalabalık ve tutkulu bir hayran kitlesine sahip. “Perilerim” dediği eğitmenler grubuyla, yazmaya hevesli gençlere ticari başarı kazanacak romanlar yaratmanın püf noktalarını öğretiyor.
■ Bağımsız yayıncılık sizin için bir tercih miydi yoksa bir zorunluluk mu?
Bağımsız yayıncılık benim için kesinlikle bir zorunluluktu. Harlequin Yayınevi için bir pembe seri hazırlamıştım ama aslında daha büyük kitlelere hitap etmek istiyordum. Ne yazık ki bu tarz kitaplar yazan biri olarak tanınmışsanız, büyük yayınevleri kapılarını kolay kolay size açmıyor. Ben de yazdıklarımı kendim yayınlamaya karar verdim. Meslek hayatımda verdiğim en iyi karar sanırım bu oldu.
■ Bağımsız yayıncılığın bildiğimiz yayıncılığa göre avantajları ve dezavantajları neler?
Kitabınızla ilgili her şey sizin kontrolünüzde oluyor ki bu büyük bir avantaj. Kapak tasarımından yayın tarihine hatta fiyata kadar her şeyi siz belirliyorsunuz. Geleneksel yayıncılıkta kapağa, tasarıma karar veren bir ekip olur ve siz bir noktadan sonra kendinizi yardımcı oyuncu gibi hissetmeye başlarsınız. Öte yandan iyi bir ekiple çalışma şansınız varsa, geleneksel yayıncılığın avantajları da büyüktür, inkâr etmiyorum. Hele güçlü bir yayıneviniz varsa kitapçıda sizin eserleriniz hep ön raflarda durur, orada kaç hafta kalacağına da yayıneviyle dağıtımcı karar verir.
■ Kitapçıda ön raflarda size yer verilmiyorsa, okurlarınız nasıl buluyor kitaplarınızı?
Açıkçası fısıltı gazetesiyle ünlü oldum ben. Artık kitaplarımın reklamını falan yapmam gerekmiyor, okurlarım her çıkan kitabımı birbirlerine tavsiye ediyor, böylece kitapların satışları bir anda patlıyor. Şanslıyım.
■ Peki ama neden siz? Niçin onca yazar varken sizin kitaplarınız bu kadar çok satıyor?
Okurlarım romanlarımı seviyor, en büyük sırrım sanırım bu. Birkaç sır daha verebilirim size: Birincisi sezgilerime güveniyorum. Hikâyeyi hiçbir zaman uzun uzun planlamıyorum. Herhangi bir yerden başlıyor ve kendimi akışa bırakıyorum. İlham konusunda da sıkıntım yok, hikâyeler her yerde. Çevrenize dikkatlice bakmanız ve olayları kendi bakış açınıza göre yeniden yorumlamanız başlangıç için yeter de artar bile. İkinci sırrım şu: Okur kitlemi çok iyi tanıyorum ve neyi okumak istediklerini biliyorum. Bana mektup yazanların fikirlerini ciddiye alıyorum. Bu size yanlış gelebilir ama emin olun hayatta okurlarımı mutlu edecek romanlar yazmaktan başka bir hedefim yok.
■ Aşk sahneleri yazmayı seviyor musunuz?
Sevmediğimi söyleyemem.
■ Biraz değişik bir cevap oldu bu.
Peki itiraf edeyim o zaman: Yazmakla ilgili en sevdiğim şey aşk sahneleri değil. Ama ne yaparsınız ki onlar olmadan aşk romanı olmuyor.
■ Bana yazmak isteyen okurlarımın işine yarayabilecek bir Marie Force reçetesi verebilir misiniz?
(Gülüyor.) Keşke size işe yarayacağından emin olduğum bir reçete verebilseydim. Ama reçeteler hep işe yarasaydı, hayat çok kolay olmaz mıydı?
BELLA ANDRE
‘En büyük tutkum, aşk romanları!’
Stanford Üniversitesi İktisat bölümü mezunu Bella Andre, bir çırpıda okunan hafif ve epeyce erotik aşk romanları yazıyor ve her seferinde New York Times listelerine girmeyi başarıyor. Satış rakamları şimdiden 6 milyonu geçmiş. Ev kadını görünümüne rağmen Bella Andre enteresan bir kadın. Yıllarca Crosby Stills, Nash & Young gibi grupların, Santana ve Jewel gibi müzisyenlerin vokalistliğini yapmış. Ardından kendi besteleri ve sözleriyle şarkıcılığa geçmiş. Müziği bırakmasının sebebi evlenip 2 çocuk sahibi olması ve gece hayatının ona artık yorucu gelmeye başlaması. Andre çözümü hep hayal ettiği ama cesaret edemediği bir şeyde, yazarlıkta bulmuş.
■ İktisat öğrenimi görmeniz yazarlığınızı etkiledi mi?
Her gün öğlene kadar yazıyorum. Kitaplarımın bazılarında Bella Andre, bazılarında da Lucy Kevin adını kullanıyorum. Arada yemeğimi yedikten sonra koşa koşa ofise gidiyor ve bu kez gerçek adımı kullanarak iş görüşmelerine başlıyorum. 2011’de kurduğum Oak Press, LLC çok kısa bir sürede bağımsız yayıncılığın en çok kazanan yayınevlerinden biri haline geldi. Her zaman girişimci bir ruhum vardı, dolayısıyla hayatımın yarısını yaratıcı faaliyetlere ayırmam, yarısında da ciddi iş kadını olmam normal.
■ Müzik kariyerinizi tamamen sonlandırdınız mı?
Gençliğimde profesyonel bir besteci ve şarkıcıydım; gitar ve piyano da çalıyordum. Dünyanın birçok ülkesinde 1000’i aşkın konser verdim. Ama yazarlık hayatım başladıktan sonra oturup düşündüm; yazarlık ve müzisyenlik arasında bir seçim yapmalıydım. Ben de yazarlığı seçtim.
■ Sahnede olmayı özlemiyor musunuz?
Dürüstçe cevap vereyim: Hayır, hiç özlemiyorum. Ama tabii hâlâ en önemli esin kaynağım müzik. Bir şarkıyı arka arkaya dinlemeye başlamışsam, anlayın ki yeni bir romana başlamışım.
■ En sevdiğiniz müzisyenler kimler?
Taylor Swift olağanüstü bir yetenek ve bence rakipsiz. Joni Mitchell da favorilerimden. İkisi de şarkılarına zekâlarını, kalplerini ve sihirlerini koyuyor.
■ En sevdiğiniz yazarlar kim peki?
Hayattaki en büyük tutkum aşk romanları! En sevdiğim yazarları bir çırpıda sayamam, çünkü hâlâ günde bir roman bitiren iflah olmaz bir kitap kurduyum. Ama Nora Roberts ve Jennifer Crusie’yi çok seviyorum. Mükemmel yazıyorlar, tam bana göre.
■ Bağımsız yayıncılığı seçmenizin sebeplerini sorsam...
Yazarlığa geçtiğim ilk yıllarda da kendi romanlarımı kendim yayınlamayı istiyordum, çünkü zamanlamaya, kapağa, sayfa tasarımına; her şeye kendim karar vermek istiyordum.
■ Bağımsız yayıncılığın bildiğimiz yayıncılığa göre avantajları ve dezavantajları neler?
Az önce söylediğim gibi, kitaplarımın nasıl ve ne zaman yayınlanacağına, arka kapağa ne yazılacağına, hangi editör ve düzeltmenle çalışacağıma kendim karar veriyorum, kapağı bile kendim yapıyorum. Bu işin en güzel yanı bu.
DEBBIE MACOMBER
Çöpe atması söylenen kitapları 170 milyon sattı Debbie Macomber bu tarz aşk romanlarının yaşayan en ünlü ismi. Kendi hayatından yola çıkarak yazdığı ve tüm dünyada toplam 170 milyondan fazla satan Cedar Cove serisini bilirsiniz. Bizde “Küçük Mucizeler Dükkanı” diye çevrilmişti ve farklı çevrelerden gelen dört kadını anlatıyordu. Büyük sorunları olan bu dört kadını iyileştiren şey, dostlukları ve örgü örmeye duydukları tutku oluyordu. Romanlarının sonunda hikâyede geçen örgü modellerinin örneklerini de veren Macomber’in yazmaya başlama hikâyesi enteresan. Disleksi sorunu yaşayan bir genç kadın olarak yazdığı ilk romanını Harlequin Yayınevi’ne götürmüş. Ancak editör bu saçmalıklarla vakit kaybetmeyip romanını çöpe atmasını ve yazarlığı unutmasını söylemiş. O sıralar beş parasız olan Macomber da bir tanıdığından 10 dolar borç alarak romanını paketleyip Harlequin’in rakibi Sillhouette Books’a göndermiş. Sonucu söylemeye gerek yok. Yazarın hayranlarını sevindirecek bir haber vererek bitireyim: Cedar Cov serisini artık başrolünü ünlü yıldız Andie McDowell’ın oynadığı bir televizyon dizisi olarak da izleyebileceğiz.