Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Fransa'da, İngiltere'de, Almanya'da, ABD'de, İspanya'da muhafazakar hareketler demokratik siyasal sistemin temel ve çoğunlukla da siyasal iktidar gücüdür. Bununla beraber çağdaş batı düşüncesinde muhafazakarlık hiçbir zaman demokrasiye ve hukuk devletine karşıt yada tehdit olarak ele alınmamıştır.

        Oysa Yargıtay Başsavcısı Yalçınkaya önceki günkü konuşmasında bugüne kadar irtica yada dincilik olarak kategorileştirilen laiklik karşıtı siyasal tutuma muhafazakarlığı da tehdit olarak ekledi. Dünyada eşine rastlanmamış bu tespiti siyaset ve düşünce insanlarına sorduk..

        gulinyildirimkaya@haberturk.com

        YALÇINKAYA'NIN SÖZLERİ TARTIŞMA YARATTI

        ''Muhafazakar partiler öne çıktıkça, artan radikalleşmeyle birlikte, ekonomik büyüme ve modernizasyona daha çok vurgu yapılmak suretiyle,

        batı tipi demokrasilerin ayrılmaz parçası olan laikliğin gündemden düşürüldüğü ve tanımının değiştirilmeye çalışıldığı görülmektedir''

        HİKMET SAMİ TÜRK ADALET ESKİ BAKANI

        Muhafazakarlık laiklik karşıtı tehdit olarak algılanamaz

        "Muhafazakarlık toplumun var olan değerlerini korumayı öngören bir akımdır. Laiklik karşıtı olarak algılanamaz. Dincilikle özdeşşleyştirilirse olabilir. Dün radikal olan bir akım muhafazakar hale de dönüşebilir. Toplumlar genel olarak hızlı değişmeye çok hazır değillerdir, mevcut değerlerini korurlar. İngiltere'de örneğin Konservatif Parti bu ideoloji temsil ediyor, tutucu da değildir. Muhalif akımları dinci akımlarla birleştirmek yanlıştır. Köktendinci İslam, köktendinci milliyetçilik radikaldir. Türkiye'de bugün radikal akım olarak köktenci bölücü akımı gösterebiliriz. Radikal İslam'ı buna örnek gösterebiliriz, Bin Ladin'e kadar uzanır ama ülkemizde böyle tehdit olarak algılanabilecek bir İslam anlayışı yok.

        Demokratik rejimi korumak, bugünkü anayasal düzeni savunmak da muhafazakarlık olarak değerlendirilebilir. Ayrıca, bir hükümetin önündeki en önemli iş de ekonomidir. Her hükümetin görevi insanlara iş, ailelerine ekmek gitmesini sağlamaktır. "

        CÜNEYT ÜLSEVER GAZETECİ

        Batıda demokrasiyi ayakta tutan en önemli unsur muhafazakarlıktır

        "Türkiye'de muhafazakarlık tanımını tartışmaya açmak gerekiyor, bunu yaptığınız için teşekkür ederim. Öncelikle tanımları ayırd edebilmemiz lazım.

        Türkiye'de irtica ve muhafazakarlık ısrarla eşdeğer hale getirildi. Ben muhafazakarlıkla laiklik, demokrasi veya Cumhuriyet arasında teorik bir çelişki olduğunu düşünmüyorum. Konuşan kişiler Türkiye'deki siyasi partileri kastediyor, görevleri nedeniyle açık söylemiyorlar. Ak Parti'nin bazı icraatlerine ben de karşıyım ama muhafazakarlık laiklik karşıtlığıdır veya Ak Parti kapatılmalıdır diye düşünmüyorum. Muhafazakarlık, o toplumun sahip olduğu değerlerin korunması için hassasiyet göstermektir. Laiklik, demokrasi, örf ve adetler, Osmanlı'dan getirdiğimiz geleneklerimiz, bunların hepsi için insan muhafazakar olabilir. İnsanın fıtratında değişimi tereddütle karşılama, alışkanlıklarımızı hassasiyetle koruma vardır. Batıda demokrasiyi ayakta tutan en önemli unsur muhafazakarlıktır. Demokrasiyi korumada herkesten daha hassas davranabiliyorlar. Aynı muhafazakarlar örneğin kürtaja da Allah'ın emrine aykırı diyerek karşı çıkabiliyorlar. Muhafazakarlığın reddiyesinin de modernistleri hiçbir yere götürmediğini görmek lazım, her attıkları adımda geriye gidiyorlar. "

        PROF. DR. MÜMTAZ SOYSAL

        Muhafazakar insanlar son derece laik olabilirler

        "Herhalde Atatürk karşıtlığını kastederek söyledi bu sözleri Yalçınkaya, Atatürk düşmanlığını muhafazakarlık saydığı için.Muhafazakar insanlar son derece laiklikten yana da olabilirler. Aynı zamanda ekonomik ve sosyal konularda muhafazakar olabilirler, serbest piyasa olsun diyebilirler örneğin, yada sosyal güvenlik konularında devlet niye para versin, insanlar kendi kaderlerini kendileri çizsin diyebilirler. Yalçınkaya bunu muhafazakarlar laiklik düşmanı olabiliyor anlamında söylemiş gibi, ben şahsen bugün durum budur diye bir suçlamada bulunmayı istemem."

        PROF. DR. SÜHEYL BATUM Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi

        Muhafazakarlık Türkiye şartlarında laiklik karşıtı tehdittir

        "Fransa'dan örnek vereyim, Lopen ile sağ görüşlü olmasına kimse işbirliği yapmadı. Dediler ki, biz dinci veya ırkçı değil muhafazakarız.

        Türkiye'de bunun tam tersi yaşandı. Merkez sağda olan partiler Milli Nizam'dan Refah Partisi'ne işbirliği yapmak için birbirini çiğnedi. Türkiye'de muhafazakarım diyenler muhafazakarlığın gerektirdiği değerler bütününü bir kenara bırakarak oy almak için Kur'an-ezan-bayrak üzerinden siyaset yapıyor. Küçük bir marjinal parti olması gerekirken Ak Parti 'Ben merkez sağım, ne var işte, başörtüsüyse hepimizde var, imam hatipse hepimiz imam hatip mezunuyuz, en merkez biziz'dedi. Ve de merkezdeki tüm görüşleri temsil ediyormuş gibi bir görüş çıktı ortaya.

        Türkiye gerçeklerinde muhafazakarlığın laiklik ve demokrasi karşıtı bir tehdit olduğu doğrudur. Oy kaygısıyla birbirlerinden farklı tüm eğilimleri aynı potada göstermişlerdir, bütün değerler birbirine girmiş durumdadır.

        Dünyada muhafazakarlık laikliği ortadan kaldırmaz, Türkiye'de oy kaygısıyla kaldırır.

        Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanı

        Türkiye'de muhafazakar partiler laikliği sorguluyor

        Bu soruya doğrudan verilecek yanıt, “hayır” şeklinde. Fakat, Batılı devletler veya Avrupa referans alındığında, siyasal akımlar olarak, sol yelpazenin, sağ yelpazede yer alan ve Hıristiyanlığa vurgu yapan siyasal partilere göre, laik anayasal düzeni daha bir içselleştirmiş oldukları kolaylıkla gözlenebilir. Kuşkusuz bu saptama, sosyalist parti mensuplarının din dışında bulundukları veya tam tersine muhafazakarların laikliğe karşı oldukları anlamına gelmez. Ancak şu da bir gerçek: muhafazakar partiler, geleneksel, dinsel ve milliyetçi değerleri daha çok sahiplenir.

        Sol partiler ise, dünyevi, çağdaş ve evrensel değerlere daha çok vurgu yapar. Türkiye’de de laikliğin evrim çizgisi incelendiğinde, genellikle muhafazakar, milliyetçi ve dine referans yapmayı bir gereklilik veya siyasal iktidarı ele geçirme aracı olarak gören partiler, laik anayasal düzeni açık veya örtülü biçimde sorgular...

        Fakat konuya biraz daha genel düzlemde bakıldığında, şu anayasal kaydı hatırlamakta yarar var:“ insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyet”.

        Bütün sorun, Cumhuriyeti tanımlayan bu üçlü halkayı özümsemede düğümleniyor. Buna göre, temel ve asıl amaç, insan haklarına saygılı bir toplum oluşturmak. Bu açıdan, laiklik, neyin yapılmaması gerektiğini belirtir. Örneğin, hukuki bir düzenleme, dinsel referansa dayanamaz.

        Demokrasi ise, laikliğin açtığı alanda toplumun sorunlarına yanıt oluşturacak hukuk kurallarını koyma ortam ve olanağını sağlar. Bu durumda, laiklik ve demokrasi, haklar toplumunu kurma ereğinde birleşir.Kısacası, laikliği bu bağlamda tartışabilirsek, hem demokrasi ile çatışmacı yaklaşımdan uzaklaşırız, hem de insan hakları hedefini öne çıkarabiliriz."

        Diğer Yazılar