Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Hayat müşterek... Ya hesap?

        BİR yanımız Batılı bir yanımız Doğulu. Hem gelenekseliz hem de modern. Arada kalmışız istemeden, öyle de yapsak olmuyor böyle de bazen. Bu arada kalmışlık halinin en güzel örneklerinden biri de “hesap” konusu.

        Kadın hakları, kadın-erkek eşitliği diye yeri göğü inleten modern yanımız, hesabı erkeğe ödeten geleneksel yanımızla çarpışıp duruyor. İlk buluşmanın ardından yapılan sohbetlerde ilk sorulardan biri “Hesabı kim ödedi?” oluyor. “O!” cevabı alınınca, haneye bir aferin yazılıyor. Erkeklerin kadınları “işlerine gelince modern olmak”la suçladıkları erkeğe hesap ödetme meselesi, belki de koruyabildiğimiz ve korumaktan da içten içe bir keyif aldığımız en geleneksel yanımız. Peki aslında hangisiyiz? Restorana girene kadar müşterek olan hayat, sıra hesap ödemeye gelince nasıl birden erkeğin omuzlarına binebiliyor? Kadın dergilerinin bugüne kadar sayıkladığı “Hesabı ödeyen erkek kendini daha iyi hisseder, ona bu mutluluğu yaşatın” öğütleri bir masal mı? Dün HABERTÜRK Gazetesi’nde yer alan haberde kadınların ilişkilerinde yaptığı en büyük hatalardan birinin hesabı hep erkeğe ödetmek olduğu yazıyordu. Kadın erkek ilişkilerinin en can alıcı konusunu, şaşırarak okuduğumuz bu haber sonrasında tartışmaya açtık...

        GÜLİN YILDIRIMKAYA

        gulinyildirimkaya@haberturk.com

        Her konuda eşitsek hesabı öderken de eşit olalım

        Kadın da erkek de elini cebine atmalı, hesaplar yarı yarıya ödenmeli. Neden hep erkek cömert olmak zorunda olsun ki? Hayat hesabı da hep erkeklere kesiliyor zaten...

        Spor Yorumcusu ERMAN TOROĞLU: BİR yere gidildiğinde hesaplar yarı yarıya ödenmelidir. Yani hem erkek hem de kadın elini cebine atmalıdır. Yalnız restoran hesabına değil hayat hesabına da bakmanız gerekir! Hayat hesabını genellikle hep erkekler öder. Bana göre geleneksel olup hesap ödeme işini erkeklere bırakmak çok yanlış bir davranıştır. Kadın maddi açıdan güçlü biriyse genelde hesabın yarısını öder. Ama maddi açıdan durumu iyi değilse hesapları erkek arkadaşına ödetmeyi uygun görür. Bu sefer de erkeğin zihniyetinde şöyle bir düşünce oluşur: Ben bu kadın üzerinde baskımı kurabilirim. Bence her zaman için restoranlarda ya da tatillerde verilecek ücret yarı yarıya paylaşılmalıdır. Bunun sürekli olması gerekmektedir. Birinde erkek ödedi, öbüründe kadın ödedi durumu olmamalı, her zaman için yarı yarıya hesaplar ödenmeli. Neden erkekler hep cömert olmak durumunda olsun ki? Her zaman hesabı erkeğin ödemesi konusu ne kadar yanlış bir düşünce tarzıdır... Hayat hesabı hep erkeklere kesilir. Baksanıza kadınlar erkeklerden daha fazla yaşar. Neden? Kadınlar erkekleri hep bu gibi hesap konularında strese sokar. Bir ilişkide her zaman için eşitlik olmalıdır. Bütün kadınlar her konuda eşitlik istiyor. Neden hesapta istemiyor? “Madem her şeyde eşit olacağız” diyorlar o zaman parasal konularda da eşit olmasını bilmeliler.

        Hesabı kadına ödetecek adam yemeğe çıkmasın

        Kesinlikle erkekler her zaman hesabı ödeyen taraf olmalıdır. Hesabı ödeme işi bayana bırakılırsa kibar bir davranış olmaz. Ödeyemeyeceğiniz yemeğe hiç çıkmayın, olsun bitsin...

        Oyuncu OKTAY KAYNARCA: RESTORANDA ya da başka bir yerde hesabı ödeyemeyen adam bir kadınla yemeğe çıkmasın, çıkmamayı tercih etsin. Kesinlikle erkekler her zaman hesap ödeyen taraf olmalıdır. Hesap kadına ödetilmez.

        Kadına ödeten adam dışarı çıkmasın. Hesap ödeme işi herhangi bir şekilde bir bayana bırakılmamalıdır. Bırakılırsa kibar bir davranış olmaz, bir erkeğe hiç yakışmaz. Her zaman masalarda hesap ödeyen erkekler kendilerini kullanılmış gibi hissetmezler, bu saçma bir düşüncedir. Neden böyle hissetsin ki? Böyle bir konuyu genellemeye yormak komiktir, yanlıştır. Böyle araştırma sonuçlarından bir sonuç alınmaz.

        Hesap ödeme konusu ilişkiden ilişkiye değişiyor. Her ilişkinin kendine göre davranış tarzı vardır. İlişkideki kadın ve erkek bunu kendi arasında halleder. Belki sadece erkek öder, belki sadece bayan öder, belki de ikisi de ödeme yapar. Kişilere göre farklı bir hal alır. Kendi aralarında çözümünü bulurlar. Ama bana göre hesabı her zaman erkek ödemelidir. Ben öyle yapmayı tercih ediyorum.

        Hesabı ödeyen erkek, ilerleyen saatlere de hâkim olmak ister

        Akşam Gazetesi Yazarı SERDAR TURGUT: “HESAPLARI ödemek erkeğin görevidir” demek mümkün değil. Hem çok genel bir konu hem de “Erkekler her zaman hesap mı öder” cevabı verilmesi zor bir soru.

        Eğer bir erkek bir kadını yemeğe ya da farklı bir mekâna davet etmişse, tabii ki masaya gelen hesabı erkek ödeyecek. Ama hesap ödemek erkeğin kesinlikle görevi değildir. Neden erkeğin her zaman hesap ödemesi konusunda genel bir düşünce var bilinmez. Ama eğer ortada bir davet varsa elbette ki davet eden erkek ücreti de ödemesini bilmelidir. Erkeklerin hesap ödemeleri kadınların üzerinde bir hâkimiyet gösterisidir. Bence en sağlıklı olan şey dışarı çıkılıyorsa, romantik bir amaç yoksa ortada hesabın her zaman paylaşılmasıdır. Bu da hem kadına hem erkeğe daha fazla güç verecektir diye düşünüyorum. Erkeğin sürekli hesap ödediğini düşünün, “Ben böylece baskı kurarım bu kadın üzerinde. Güç her zaman bende. Ben ödedim hesabı” şeklinde konuşabilir. Hesabı öderse her zaman gecenin ya da günün ilerleyen saatlerinde her zaman her şeye hâkim olmak isteyecektir, hep baskı kurmak isteyecektir. İlişkinin en başından hesap ödemede paylaşım için anlaşılsa, ilişkide de bir sorun yaşanmaz. Çünkü o zaman karşılıklı talepler işlemeye başlayacaktır. Bu da ilişkide yapıcı olur. Ama hesap ödemek erkekler için çok da üzüntü verecek bir konu değildir. Hâkimiyet şeklinde gördükleri için hesap ödemeyi kendilerini kullanılmış gibi hissetmeyeceklerdir. Kadının kendilerinden bir şey talep ettiğini zannederler. Ama bu da çok yanlış bir şeydir.

        Kıyamam...

        HABERTÜRK Yazarı RAHŞAN GÜLŞAN: EĞER bir tarafın maddi durumu diğerinden çok çok daha iyi değilse, hesaplar paylaşılmalı. Yıllardır kadın hakları diye yırtınıp duruyoruz, her alanda eşitlik istiyoruz, iş hesap ödemeye gelince yan çizmek bana hiç de adil gelmiyor. İlişkilerin getirdiği maddi külfetin kimin belirlediği belli olmayan sanal kurallar dolayısıyla sonsuza kadar erkeklere yıkılmasına karşıyım. Onların da deli gibi çalışarak kazandıkları parası en az biz kadınların parası kadar değerli. Buradan bakınca, kıyamam diye düşünüyorum.

        Kadın sahiplenilmeyi sever hesabı ödenince onore olur

        Modacı CEMİL İPEKÇİ: HESABIN erkek tarafından ödenmesi kadını onore eden bir şeydir. Kadın ve erkek eşitliği yanlış anlaşılıyor. Kadın ve erkek kanunlar önünde eşittir. Ama duygu paylaşımlarında ve hissedişlerde ne hormonal olarak ne de duygusal olarak eşit değillerdir. Erkek her zaman sahiplenmeyi sever. Kadın da sahiplenilmeyi sever. Onun için de bir erkeğin kendine sahip çıktığını hissetmesi bir kadını onore eder; bir kadının da sahiplenilmesine müsaade etmesi erkeği onore eder. Bugünkü gençlikteki mutsuzluk ve sevginin, aşkın, duyguların bitişi, evliliklerin çok kısa sürüşü kadın ve erkeğin kanun önünde eşit olmayla yaşamda, duygularında farklı olduklarını karıştırmalarından kaynaklanıyor. Kadının duyduğu aşkla erkeğin duyduğu aşk aynı şey değil. Âşık olduklarında birbirlerine duydukları duygular farklı, beklentileri farklı. Bunun farkında olanların ilişkileri devam ediyor.

        Kadın, erkekleşmeye başladığı zaman duygularda erkek komplekse kapılıyor. Roller karışıyor ve kendini ezilmiş hissediyor. Bir süre sonra da o kadın artık onun için bir şey ifade etmiyor. Fiziksel kadın olması onu etkilemiyor. Erkekler de bir süre sonra karşısındaki özel bayana normal bayan arkadaşıymış gibi davranmaya başlıyor. İlişki sıradanlaşıyor. “Gel Taksim’de buluşalım, sen kendi hesabını öde. Ayrı ayrı oturalım” durumu başlıyor. Erkeğin de bu işine geliyor ama onları da mutlu etmiyor. Erkekler de sevgisizlikten, kadınların kadın olmayışından, kadınların annelerimiz dönemindeki kadınlıklarını yitirdiklerinden, çok erkekleştiğinden şikâyet ediyorlar. Modernleşmekle erkeğin hesap ödememesinin alakası yok. Her şey değişebilir. Bir şeyin rengi değişebilir ama özü değişemez. Çağa göre renginiz değişebilir ama özünüz, atomunuz değişemez. Kadının atom yapısıyla erkeğin atom yapısı farklı. Bu kabul edilebilir. Bunun için feminizme de karşı gelmişim. Çok radikal çok hassas davranılması gereken bir şey. Kadın haklarını korumak demek. Kadının “Ben bu gece çıkıyorum, sabah gelirim” dediği dakika bu kadın erkek eşitliği demek değil. Kadın ev, eş demektir, kadın bir limandır.

        Diğer Yazılar