Tarih kokan salonlar mı multipleks sinemalar mı?
Alkazar Sineması’nın kapanması tartışma yarattı
Yeni ,eskiyi yutuyor. Türkiye’de tarihi pek çok sinema art arda kapanmaya devam ediyor. Son iki yılda ağırlıklı olarak İstanbul’da olmak üzere Türkiye genelinde toplam 37 sinema kapandı. Son haber, 1994 yılından beri özellikle bağımsız filmleri sinemaseverlerle buluşturan, kurucu ortakları arasında Onat Kutlar’ın da olduğu Alkazar Sineması’ndan geldi. Uzun süredir yaşadığımaddi zorluklar nedeniyle 1 Mart’ta kapılarına kilit vuracak olan Alkazar yönetimi adına açıklama yapan Adalet Dinamit, sinemayı kapatmak zorunda kaldıkları için hemsitemetti hem de izleyicilerden özür diledi: “Büyük alışveriş merkezlerindeki son derece yüksek yatırımlarla yapılan, teknolojik olanaklarla donatılmış olan ve popüler, ticari filmleri izleyiciye sunan 8-10 perdeli sinema salonlarına karşı ya da yanı başında adeta kahraman bakkallar gibi küçük, iddiasız sanat sineması olmayı sürdürecek gücümüz ne yazık ki kalmadı.” Daha Emek Sineması’nın aylardır süren sessizliğine alışamamışken, sınırlı sayıdaki bilet satışlarıyla kendini döndürmeye çalışan Alkazar Sineması’nın vedasıyla bir devir daha kapanıyor. “Tarihi salonlarda film izlemenin tadı hiçbir şeye değişilmez” diyerek kararı eleştirenlerle, sinemada belli bir standardın sağlanması gerektiğini ve bu vedanın nedensiz olmadığını söyleyenlerle “Bu salonların kapanması bağımsız filmler için bir tehdit mi? Hem tarih hem modern doku yaşatılamaz mı?” sorularına da yanıt aradık...
GÜLİN YILDIRIMKAYA
gulinyildirimkaya@haberturk.com
‘Alkazar Sineması’nın kapanacak olması kültür için büyük bir yenilgi’
Tarihi sinemaları Batı’daki ‘art house’ denilen mekânlara dönüştürmek ve buralarda ticari kaygı taşımayan filmler göstermek gerekli
Habertürk Gazetesi Sinema Yazarı Mehmet AÇAR: BU tarz tarihi sinemaları korumak için bence belediyelerin veya başka kurumların sponsor olması gerekiyor. Bu tür salonlarda Batı’daki art house dediğimiz tarzdaki mekânlar gibi ticari kaygı taşımayan filmler göstermelerigerekli. Alkazar’ın da bir sponsor kurum desteği altında bir art house’a dönüşmesi gerekiyor. Bu tür salonların destek görmeden rekabet etmesi imkânsız. Alkazar bir sinema olarak kalmalı, kalmazsa bu genel olarak kültür için de yenilgi olur.
‘Sinema AVM’lerde eğlencelik oldu’
Sinemamuzik.com Yazarı Cumhur CANBAZOĞLU: BU sorun sadece Alkazar için değil alışveriş merkezlerinin dışındaki bütün salonlar için geçerli. Semt sinemaları da aynı tehlikenin pençesinde, Feriye Sineması da kapatıldı, Sinepop kapalı, doğru düzgün bir tek Atlas Sineması kaldı. Artık film izleme kültürü değişiyor.Gösterimden 20 dakika önce reklam başlıyor. Filmler alışveriş merkezlerinde bir eğlencelik olarak bulunuyor. Bugünkü piyasa şartlarında bunun önüne geçilmesi mümkün değil. Ancak Kültür Bakanlığı’nın desteğiyle mümkün, onların da umurunda değil. Sanat filmlerinin bu kadar aşağılandığı, köşe yazarlarının sanat filmlerini hor gördüğü bir ortamda bunun olması bekleniyordu. İzleyicilerin de hatası var, sanat filmi gösteren sinemalar desteklenmiyor.
'Hem sinemasal hem de toplumsal bir darbe'
Haberturk.com Sinema Yazarı Kerem AKÇA: NE yazık ki multipleks sinemalar açılmaya devam ettikçe Alkazar, Beyoğlu, Emek gibi sinemalar da yavaş yavaş kapanacak. Kapitalizmin getirdiği bu düzene ayak uydurmalı mıyız peki? Elbette hayır, sadece böyle sinema salonlarının daha modern bir düzene girip seyircisine kaliteli hizmet vermesi için bir şeyler yapılmalı. Mesela New York’ta da bu durum böyledir. Sanat filmlerinin gösterildiği salonlar küçük olsalar da temiz ve ses-görüntü kalitesi açısından sorunsuzdurlar. Multiplekslerin durumu ise bizimkinden daha iyidir elbette... Alkazar’ın kapanması en kısa tanımıyla; sanat filmleri gösteren salonların silinip, ülkemizde kaliteli sanat filmlerinin izlenmeyecek olduğunu gösteriyor maalesef. Bu da hem sinemasal hem de toplumsal bir darbe!
‘Buraların yaşatılması gerekiyor’
Milliyet Gazetesi Sinema Yazarı Nil KURAL: ALKAZAR Sineması’nın kapatılmasını çok üzücü buluyorum. İstanbul’daki ana akım dışındaki filmleri gösteren ender sinema salonlarından birisiydi. İzleyicilere bu tür filmleri görme imkânı sağlıyordu. Tam da Altın Ayı Ödülü’nü alan Semih Kaplanoğlu’nun dağıtım sorunlarından bahsettiği konuşmasından sonra bu üzücü haber geldi. Bir şekilde bu tür salonların yaşatılması için herkesin elinden geleni yapması lazım.
‘Sinemanın temeli teknoloji. Gelişen imkânlarla kendisini yenilemesi lazım’
Tarihi sinemalarımızı korumak adına elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz ama teknoloji ve yeniliklere de gözümüzü kapatmamamız lazım
Kültür ve Turizm Bakanı ERTUĞRUL GÜNAY: ÇOCUKLUĞUMDA kendime verdiğim en büyük hediyelerden biri, bir sınavı başarıyla geçmişsem eğer, Beyoğlu’na gidip bir sinema seyretmek olurdu. Bunu yaptığım zaman kendimi dünyanın başka bir yerinde çok hoş bir salonda gibi hissederdim. Hâlâ da öyle bir duygu vardır içimde. Tarihi mekânlarda, kostümlü filmleri severim, hiç kaçırmam. Hangi döneme ait olursa olsun tarihi mekânlara karşı da ilgim vardır. Ama teknolojiye de gözümüzü kapatmamamız lazım. Bir yandan internetin, bilgisayarın getirdiği imkânlar ama bir yandan da tarihin verdiği bakış açısı. Bütün bunlarla birlikte çok güzel, yaratıcı ve yeni ürünler de çıkacaktır ortaya. Sinema, tiyatronun teknolojik hali değil mi? Teknoloji gelişti, sinema gelen teknolojik imkânlarla kendisini nasıl yenilemez? Sinemanın da kökü zaten teknoloji. Biz tarihi sinemalarımızı korumak adına elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Restorasyona, tarihi mekânların korunmasına çok önem veriyoruz. Geçmiş yıllarda yapılmış çok kötü bir tahribat var, her şeyi ilk günkü gibi korumak mümkün değil. Bazen yenisini açarak bazen de yeni bir yapıya eskisinin lezzetini katmaya çalışarak ortaya güzellikler çıkarmaya çalışıyoruz.
‘Tarihi olmak yetmez iyi işletmek lazım’
SİYAD Onursal Başkanı Sabah Gazetesi Sinema Yazarı Atilla DORSAY: ALKAZAR Sineması, Beyoğlu’nun en eski salonlarından biri. Anlaşılan sahibi devretmiş. Sinema olarak kapanıyor ama salon olarak korunacak, müze olacakmış. Aslında bu iyi bir karar, çünkü Alkazar çok kötü yönetiliyordu. En son gittiğimde parça parça beyazperdesi, kötü projeksiyonu ve anlaşılmaz ses düzeniyle salonun sinema olarak sonunun yaklaştığı belliydi. Eski olmak yetmiyor, salonların adam gibi işletilmesi lazım. Sanat sineması yapmanın arkasına sığınılarak kötü işletmecilik yapmak affedilemez.
‘Alkazar, AVM’ler yüzünden değil kalitesindeki düşüş yüzünden kapanıyor’
Hürriyet Gazetesi Sinema Yazarı ÖMÜR GEDİK: TARİHİ sinemaların korunması gerekiyor, yurtdışında da özellikle Avrupa’da bu sinemalara çok daha fazla değer verilerek öne çıkarılıyor ama diğer taraftan da tarihi sinemalara belirli standartların getirilmesi gerekiyor. Bunun ikisi de aynı anda yapılabilir. Alkazar Sineması da bu şekilde düzenlenebilir. Hem tarihi dokusu korunabilir hem de modern standartlarda çalışmalar yapılabilir. Hiçbir sinemanın kapatılması taraftarı değilim, daha fazla sinema salonu açılmalıdır. Hele ki tarihi dokuya sahip olan, insanların anılarının olduğu sinemalar asla kapatılmamalı ama şartları daha da iyileştirilerek, modern hale getirilerek hizmet vermeye devam etmelidir. Ve ben eminim ki bu sinemaların şartları iyileştirildiğinde bu sinemalara gidenler daha fazla olacaktır, çünkü o tarihi kokuyu hissetmek, orayı solumak ve bu şekilde film izlemek çok daha farklı modern komplekslerden. Tarihi sinemalar daha çok Beyoğlu ve civarında bulunuyor. Beyoğlu’na çıktığınızda büyük bir insan seliyle karşılaşıyorsunuz. AVM’lerdeki sinemalara da birçok insan gidiyor ama Beyoğlu’nun sokakları boş. İnsanlar AVM nedeniyle oradaki sinemalara gitmiyor diye bir şey yok. Orada da hafta sonları, akşamları insan dolu oluyor. Bu insanlar da illa ki Alkazar’a gitmek zorunda değil. Atlas’a da gidebilir. Başka bir modern salona da gidebilir. Alkazar’a AVM’lerdeki sinema salonları yüzünden gidilmiyor değil. Bence Alkazar’ın kalitesindeki düşüş ve standartlarının düşük olması nedeniyle tercih edilmiyor. AVM’leri karalamak olmaz. Beyoğlu’nda da insanlar boş zamanlarını keyifle değerlendirebiliyorlar. AVM’ler nedeniyle bu tarihi sinemaların kapatıldığı görüşüne inanmıyorum.