Dindar insanlar daha mı sağlıklı?
Uzun ömrün sırrı ‘inanmak’tan mı geçiyor?
PSİKİYATRİST Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Diyanet Dergisi’nin mart sayısına verdiği röportajda dindar insanların daha uzun yaşadığını, daha az hastalandığını ve dua etmenin hastalara, sağlığa iyi geldiğini söyleyerek, çok tartışılan “Dindarlık ve sağlık arasında bir ilişki olabilir mi?” sorusunu yeniden gündeme getirdi.
Tarhan’ın sözleri sadece bir “iddia” değil. Harvard’lı Dr. Herbart Benson’un “Hand Book of Religon and Health” araştırmasını referans gösteren Tarhan, dünyada dinin, dua etmenin sağlığa, hatta suç oranlarının düşmesine fayda sağladığını kanıtlayan araştırmalar
bulunduğunu da söylüyor. Geçtiğimiz haftalarda kalp cerrahı Prof. Dr. Bingür Sönmez de sağlıklı kalp önerileri arasında tasavvufi aşkı saymış, inanmanın kalp sağlığına iyi geldiğini söylemişti.
Peki dini inancın sağlığa gerçekten olumlu etkisi var mı? “Yasaklar”dan uzak duran, ibadet eden dindar insanlar diğerlerinden daha uzun ve sağlıklı mı yaşar? Son zamanlarda artan intihar vakalarının, toplumsal çatışmaların ana nedenlerinden biri olarak inançsızlık sorununun gösterilmesini de göz önüne alarak, uzmanlara sorduk. İşte farklı görüşler...
GÜLİN YILDIRIMKAYA
gulinyildirimkaya@haberturk.com
‘Dinin sakinleştirici özelliği var, bu yüzden dindar insanlar daha sağlıklı’
“Sadece Müslümanlıkla ilgili olarak söylemiyorum, tüm dinler için geçerli. İçki ve uyuşturucu gibi dinen yasak ve sağlıksız şeylerden de uzak duruyorlar”
Psikiyatrist Prof. Dr. İbrahim BALCIOĞLU:
SAMİMİ dindar insanların daha sakin olduğu biliniyor. Sadece Müslümanlıkla ilgili değil bütün dinlerin sakinleştirici özellikleri var. Dindar insanların dinin uzak saydığı şeylerden, içkiden, uyuşturucudan uzak durduğu için daha sakin oldukları ömürlerini daha sağlıklı
geçirdikleri şeklindeki görüş yanlış değildir. Ayrıca dindar olmayan bir kişi de sağlıksız şeylerden uzak durarak dindar gibi yaşam sürebilir.
‘İnançlı hastalar daha dirençli ‘
Onkolog Prof. Dr. Erkan TOPUZ:
ASKO’nun 2009 Haziran’ında Washington’daki toplantısında yarım gün din ve sağlık konusu tartışıldı. Dini yaklaşımların sağlığa faydalı olduğu, inançlı insanların hastalığa daha iyi direndikleri konusunda araştırmalar var. Ben de aynı fikirdeyim.
‘İnanarak ibadet edenler daha
Psikiyatrist Prof. Dr. Armağan SAMANCI:
RUH halimiz olumlu ya da olumsuz olarak dış etmenlerden etkileniyor. Bireyler dini
pratikleri gerçekten inanarak yapıyorlarsa, bu çok önemli, ruh halleri bundan olumlu
etkileniyor. Ruh sağlığı için katkısı olan bir olgu dini inanç. Günümüzdeki en büyük sıkıntı,
belirsizlik toplumunda yaşıyor olmamız. Bu anlamda inançlar, belirsizlikleri belirleme
konusunda çok büyük katkıda bulunuyor. Günümüzde kişileri hastalığa götüren bir grup
sıkıntının en büyük nedeni toplum içi çatışmalar, rahatsızlıklar, bireylerin birbirlerine iyi
davranamamaları... İslam dininin, ahlak dini olduğundan bu anlamda toplumsal düzenin
korunmasında, bireylerin kendilerine, çevrelerine olan saygısının korunmasında yardımcı bir etkisi var. Dini pratikleri inanarak yapanlarla inanmayarak yapanlar arasında çok fark var. Kendini kandırmadan, inanarak yapan kişilerin bu durum sağlığına da olumlu yansıyor.
‘Dindarlar daha sağlıklı diyerek yanlış mesaj veriliyor, dua etmek niye ömür uzatsın?’
Dindarlıkla alakası yok, mesele insanın kendini iyi hissettirecek sağlıklı şeyler yapması.
“Dine dönün, kurtuluşunuz orada” türünde mesajlar vermek çok yanlış ve tehlikeli!
Psikiyatrist Prof. Dr. Alper HASANOĞLU:
BANA göre böyle bir genelleme yapmak çok yanlış. Ama tabii ki insanın kendisini rahat,
huzurlu hissettiği, hayatını anlamlı kılmasını sağlayacak her şey kişiyi stresten, sıkıntıdan uzak tutacağı için, kişinin hayatını uzatacak, yaşam kalitesini artıracaktır. Ama bu kimisi için dini inanç olur, kimisi için hemşirelik mesleğini seçip insanlara yardım etmek olur, kimisi için çok para kazanmak olur. Oradaki asıl mesele, kişinin kendisini iyi hissetmesini
sağlayacak herhangi bir şey yapıyor olması. Dindar insan sağlıklı olur diyerek çok
yanlış bir toplumsal mesaj vermiş olursunuz. Bu dine dönün, kurtuluşunuz orada demek gibi bir şeye dönüşür ve çok tehlikeli. Dua etmenin kendisi değil, belli toplumsal değerler sizi uzun ömürlü kılar. Geleneklerin göreneklerin daha güçlü olduğu bir toplumda yaşıyorsanız dini kurallar ve ahlak kuralları sizin için önemliyse tabii ki daha az suç işlersiniz, daha az risk alırsınız, çünkü toplumdan dışlanmak istemezsiniz. Asıl konu dua etmek değildir, dua etmek neden ömür uzatsın? Sizin kendi içinizde geliştirdiğiniz etik değerler -bunun illa din olması gerekmez- size kendinizi iyi hissettirir. Toplumun genel değerlerine uygun düşmeyebilirsiniz ama kendi içinizde tutarlıysanız bu da sizi sağlıklı kılar.
Psikiyatrist Prof. Dr. Atilla SOYKAN:
‘Dinine ya da eşine fark etmez, bağlanma kapasitesi olanlar daha sağlıklıdır’
İNANÇ dediğimiz şey, bağlanmayı ifade eder. Bağlanabilme kapasitesine sahip kişilerin de ruhsal durumu daha iyidir; ama burada kastedilen sadece dini inanç değil. Her türlü
bağlanabilme kapasitesi olan kişi sağlıklı olur. Bu eşe bağlanabilme olabilir, ki evli insanlar
daha uzun yaşar, ruhsal durumları daha iyidir. Köpek sahibi olup ona bağlanma olabilir, bu da kişinin ruhsal sağlığını daha zinde tutar. Sadece din değil, bunu ayırmak lazım. Bağlanabilme kapasitesi olan herkes ruhsal hastalıklara karşı daha dirençli olur. İnancı
bağlanma diye tarif ederek algılamak lazım, inanan kişi bağlanır. Bağlanma anne çocuk ilişkisinde başlar, orada sağlıklı bir bağlanabilme yaşamışsa -buna güvenli bağlanma diyoruz- hem kendine güvenir, hem karşısındakine güvenir, bu da sağlığını olumlu etkiler. Dini bağlanma kapasitesi olan kişide de olumlu etkiler olabilir ama sadece din değil, olay
kişide biter. Bağlanma yeteneği yoksa din de işe yaramaz. Ama sahipse evcil hayvan da, eş de, din de aynı olumlu etkiyi yaratır.