Yılmaz Özdil'in yazısı tartışılıyor...
Kınanması gereken kim? Saldıran mı yoksa saldırılan mı kınanmalı?
Ahmet Türk’e yönelik provokatif saldırı Türkiye’de eşi görülmemiş bir ortak tepkiyle kınandı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den Başbakan Tayyip Erdoğan’a, MHP Lideri Devlet Bahçeli’den CHP Lideri Deniz Baykal’a farklı kulvarlardan birçok siyasetçi ortak tavırda birleşirken, saldırıya uğrayan Ahmet Türk de saldırı anından başlayarak sağduyulu bir yaklaşım göstererek takdir topladı. Ortak kınamaya ters düşen görüşler ise Sözcü Gazetesi ile Hürriyet Gazetesi yazarı Yılmaz Özdil’den geldi. “Mayın demokrasiyse, yumruk niye faşizm?” diyen Özdil’in yazısına Hürriyet Gazetesi’nden Ertuğrul Özkök ve Rahmi Turan da dünkü köşelerinden destek verdiler. Türk’e saldırıyı kınayanlarla, kınayanlara tepki koyanlar karşı karşıya... İşte tarafların görüşleriyle medyanın “Ahmet Türk” polemiği...
GÜLİN YILDIRIMKAYA
gulinyildirimkaya@haberturk.com
Hürriyet Gazetesi Yazarı YILMAZ ÖZDİL’in tartışmayı başlatan yazısı:
‘Çocukları öldürmek demokratik hak da yumruk niye ırkçılık!’
Yumruğunu “adaletin tokmağı” yerine koyup, Ahmet Türk’ün burnuna inen kişi, bu ülkede pek çok kişinin duygularına tercüman oldu. Bu ülkenin çocuklarını öldürmek demokratik hak kabul ediliyorsa, parti liderine girişmek niye ‘ırkçılık’ oluyor?
BU ülkenin çocuklarına ateş edip öldürmek “demokratik hak” kabul ediliyorsa, parti liderine
girişmek niye “ırkçılık” oluyor? Mayın demokrasiyse yumruk niye faşizm? Dün televizyonda, papyonlu bir arkadaş, “İzmir-Bursa, Trabzon-Samsun hattında tehlikeli yapılanmalar var, oralara dikkat” diyordu... “Hakkâri-Diyarbakır hattı”nda olan ne peki? Oraya dikkat çekmeye gerek yok mu, Allah’ın papyonu? Bir tanesi de “İlk kez bir parti liderine saldırılıyor” diyordu... Mesut Yılmaz’ın burnunu kırmadılar mı? Demirel’e yumruk atılmadı mı? Özal’a ateş edilmedi mi? Ecevit’e İzmir’de kurşun sıkılmadı mı? Normaldir demiyorum...
Niye “ilk” deniyor? Başbakan geçmiş olsun diye aramış Ahmet Türk’ü, ki aramalı... Peki, Deniz Baykal’a niye geçmiş olsun yok? Taş atmak, yumurta fırlatmak şiddete girmiyor mu? Light linç olur mu? ...Kandil’den gelenlerle otobüsün üstüne çıkıp şehir turu atmadığı için mi suçludur Baykal? ...Açın gazetelerin internet sayfalarını, bu haberin altına yapılan yorumları okuyun... Yumruğunu “adaletin tokmağı” yerine koyup, Ahmet Türk’ün burnuna inen kişi, bu ülkede pek çok kişinin duygularına tercüman oldu... Çünkü, teröristi meşru hale getiren “açılım” saçmalığı, sadece bir tarafta değil, öbür tarafta da “eşkıyayı kahraman” yapmaya başladı.
Hürriyet Gazetesi Yazarı ERTUĞRUL ÖZKÖK:
‘Özdil’in sözleri aklımı başıma getirdi’
ÖNCEKİ sabah Ahmet Türk’ü aradım... Yeğeni ile konuşup geçmiş olsun dedim. Uğradıkları
saldırı beni gerçekten üzdü. Kürt açılımı ile ilgili endişelerimin yavaş yavaş belirginleşmesi
de ürküttü. Sonra Yılmaz Özdil’in dünkü yazısını okudum. Her zamanki olağanüstü zekâ, ondan üstün üslup ve espriyle yazılmış bir yazı. İlk okuyuşta insana “Acaba Ahmet Türk’e saldıranları mı savunuyor” dedirten bir yaklaşımla kaleme alınmış. Ama hiç öyle değil. Okurken birden elimi başıma vurdum ve “Hay Allah” dedim. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal geçen hafta Van’da saldırıya uğradı. Ben açıp Deniz Bey’e bir geçmiş olsun demedim. Peki Samsun’daki saldırı da, Van’daki neydi? Yılmaz Özdil, işte hepimizin hafızasındaki bu tutukluğu çok güzel suratımıza vuruyor. Şimdi oturup bu sorunun cevabını çok iyi düşünmeliyiz. Yılmaz’ın bahsettiği o papyonlu arkadaşın, “Samsun-Trabzon, İzmir-Bursa hattında yapılanmalar var” diyerek, Batı’da Kürtlere karşı oluşan tepkiyi eleştirdiği olayın bu tarafına da mutlaka bakmamız lazım. Evet şimdi gelin hep birlikte soralım bakalım. Ahmet Türk‘e yapılan saldırıya gösterdiğimiz ve çok da iyi yaptığımız o enerjik tepkiyi, Deniz Bey’e yapılan saldırıda neden göstermedik? ...Yılmaz Özdil’in şu sorusuna dikkat: “Kandil’den gelenlerle otobüsün üstüne çıkıp şehir turu atmadığı için mi suçludur Baykal?” Bu sözler benim de aklımı başıma getirdi. Geçmiş olsun Sayın Baykal...
Taraf Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni AHMET ALTAN:
‘Hürriyet 68 yaşındaki bir adama saldırıyı alkışlayacak hale geldiyse!’
HÜRRİYET Gazetesi’nde, Ahmet Türk’e vurulan yumruğu “adaletin tokmağı” olarak değerlendiren insafsız bir yazı yayımlandı. Belli ki Kürtleri de Türkleri de öfkeden çıldırtmaya
çalışıyorlar. Hürriyet Gazetesi gibi bir gazete 68 yaşındaki adama yapılan rezilce saldırıya
alkış tutacak hale geldiyse, kışkırtmalar bu boyutlara varıyorsa, bu, çaresizliği ve çaresizlerin her türlü belaya razı olduğunu gösterir. Saldırı olsun, kan olsun, şiddet olsun, yeter ki şu değişim gerçekleşmesin. ...En “büyük” gazeteler şiddeti övüyorlar. İnsan vicdanını kanatacak saldırılarla Kürtleri öfkelendirmek, bir karşı saldırı olmasını sağlamak sonra da bunu ülkenin her yanına yaymak. Plan bu herhalde. Ne yaparlarsa yapsınlar değişimi önleyemeyecekler. Bu ülke değişecek.
Hürriyet Gazetesi Yazarı RAHMİ TURAN:
‘Yumrukçu İsmail gibi düşünenlerin sayısı az değil’
YUMRUKÇU İsmail “Her gün Karadeniz’e şehit cenazesi geliyor. Dayanamadım” diyor. Ülkede İsmail gibi düşünenlerin sayısı herhalde az değildir. Güneydoğu’da sürekli olaylar çıkıyor. Sokaklar savaş alanına dönüyor. Tüm bunlar vahşet iken, DTP’liler olaylara “Halkımızın demokratik tepkisi!” diyor. Peki, demokratik tepki yalnız onların hakkı mı? Şimdi yumruklu saldırı ile Ahmet Türk’ün burnunu kıran İsmail de kalkıp “Bu da benim demokratik tepkim” derse ne olur? Demokrasi sokak savaşlarında aranırsa, doğuracağı tepkiler bellidir. Kafamdan geçen düşünceleri, Yılmaz Özdil’in dünkü yazısında okudum.
Benden önce davrandı. Yaşanan üzücü olaylar, ülke insanlarını bölmenin sonucudur. PKK’lı teröristleri savunan “Onlar bizim kardeşimizdir” diyerek işledikleri cinayetleri hoş görüp, ırkçılığın daniskasını yapanlar, her etkinin bir de tepkisi olacağını düşünmelidir.
****
Vatan Gazetesi Yazarı REHA MUHTAR:
‘Böyle benzetme olmaz, tehlikeli ve utanç verici!’
“PKK’ya ses çıkarmıyorsunuz” deyip toplumsal infial ve hassasiyetleri arkanıza alıp, Ahmet Türk’e yapılan saldırıyı ‘anlaşılabilir’ kılmak faşist bir anlayıştır... Herkes bir silkinmeli ve kendine gelmeli...
BÖYLE komik benzetmeler yapılmaz... Ahmet Türk’e yapılan saldırıyı “toplumsal infial
kontenjanından” haklı göstermek için “PKK da terör yapıyor!.. Ona neden ses çıkarmıyorsunuz?” diye yorum yapılmaz... PKK bir terör örgütü!.. Amacı zaten terör, onu yaygınlaştırmak, onu kullanarak mevzi kazanmak... “PKK’ya ses çıkarmıyorsunuz” deyip, toplumsal infial ve hassasiyetleri arkana alıp, Ahmet Türk’e yapılan saldırıyı “anlaşılabilir” kılmak faşist bir anlayıştır... Bunu sokaktaki bir vatandaşın seslendirmesi rahatsız edici ama belki mazur görülebilir... Lakin kamuoyu oluşturan gazetecilerin bunu yazıp söylemesi tehlikeli ve utanç vericidir... Herkes silkinmeli, kendine gelmeli... Yeni bir “infiale, Türkiye’yi kan gölüne çevirecek yeni bir provokasyona ve çatışmaya karşı uyanık olmalı...” Bu ülkenin ordusunun terör örgütüyle savaşması başka şeydir... Toplumun sivil vatandaşlarının birbirine yumruk atması başka... Hiç kimsenin PKK terörünü gerekçe göstererek, kimseye
saldırma hakkı yok... Geçmişte de birileri “Devletin içinde boşluk var” diyerek, devletin yapamadığını yaptıklarını, “komünistleri öldürdüklerini” söylüyorlardı... Neyin boşluğunu doldurdukları, aslında hangi amaçlar için kullanıldıklarını 12 Eylül zindanlarında öğrendiklerinde çok geç olmuştu... Aynı provokasyonları bugün denemeye sokmak günahtır... Sivil vatandaşa, “devletin ya da hükümetin boşluklarını giderme görevi” vermeye
kalkanlar, yarın oluk gibi akacak olası kanın hesabını verebilecekler mi?..
Taraf Gazetesi Yazarı YILDIRAY OĞUR:
‘Münferit sırası Kemalistleremi geldi?’
“PKK karşıtı bir genç, PKK yanlısı açıklamaları nedeniyle eleştirilen Ahmet Türk’ü yumrukladı. Ağzı burnu kanayan Türk zor kurtuldu. Olacağı buydu dedirten olay...” Daha fazla mide bulandırmaya gerek yok. Önceki gün 150 bin kişi Sözcü Gazetesi’ndeki bu manşeti okudu. Hadi diyelim bu gazeteyi dikkate almıyorsunuz. ...Peki, ya 500 bin kişinin okuduğu Hürriyet’in, beş dil bilen reklamcıdan ayda beş bin dolar kazanan borsacıya forward rekortmeni yazarı Yılmaz Özdil’in güya başkalarının düşündüklerini aktarır gibi yapıp söylediği “Yumruğunu adaletin tokmağı yerine koyup, Ahmet Türk’ün burnuna inen kişi, bu ülkede pek çok kişinin duygularına tercüman oldu...” cümleleri de dikkatinizi çekmeyecek mi? Yılmaz Özdil de mi münferit? “Yanlış yapmış ama çok tatlı ve komik” öyle mi? Yarın annesinin Mardinli olduğu üzerine Kürtçe bir yazı yazar, Ahmet Türk’ün açık adresini verdiği yazlık evine baklavasıyla gider olayı çözer, olmadı en goşist 1 Mayıs yazısıyla sizi mest eder, AKP’ye öyle bir çakar ki içinizin yağları erir değil mi? Böylesine bu sokağın esnafı, öylesine bu camianın kaşarlı bir faşizm çeşididir onunki, öyle mi? Saldırganlar münferit, olay münferit, 150 bin satan gazete münferit, 500 binlik büyük gazetenin en popüler yazarı münferit. Bu münferit lafı size de bir yerlerden tanıdık gelmiyor mu? Bir zamanlar İslamcılar, solcular, milliyetçiler yaptıkları hatalarının başlarına bela olmaması için her şeye “münferit” derlerdi. Şimdi münferit sırası Kemalistlere mi geldi? Bu marjinallerin, bu münferitlerin hepsinin Kemalist, ulusalcı olması da bir tesadüf mü?