Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Et ve Balık Kurumu yıllar sonra başrolde...

        Türkiye, aylardır yaşadığı kırmızı et krizinde son aşamaya geldi. Devlet

        Bakanı Zafer Çağlayan, et fiyatlarında son günlerde meydana gelen spekülatif fiyat artışlarının dengelenmesi amacıyla Et ve Balık Kurumu’na canlı hayvan ve et ithalatı yapabilmesi için gerekli belgelerin Dış Ticaret

        Müsteşarlığı tarafından verildiği açıklamasını yaptı. İthalatın ağırlıklı olarak AB ülkelerinden ve “helal et sertifikası” aranarak yapılacağı belirtiliyor. Yurtdışından yapılacak olan et ithalatının üreticilere maddi açıdan zarar vereceğini, ülkedeki tarım ve hayvancılık sektörünün de önünü tıkayacağı

        eleştirileri yükselirken, konuyu tartışmaya açtık. Özellikle kırsal kesimin en temel geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılık, et ithalatından darbe alır mı?

        Canlı ya da cansız hayvan ithalatı Türkiye’deki hayvancılığın önünü keser mi? İşte farklı görüşler...

        GÜLİN YILDIRIMKAYA

        gulinyildirimkaya@haberturk.com

        ‘Kimsenin Türk insanına dünyanın en pahalı etini yedirmeye hakkı yok!’

        Devlet Bakanı ZAFER ÇAĞLAYAN:

        ‘Üretici kayba uğramayacak. İthalat kararı, bu işin spekülasyonunu yaparak fiyatları yükseltenlere karşı alınmış olan bir tedbirdir’

        Bu işin spekülasyonunu yapan, bunu speküle ederek fiyatların yükselmesini sağlayanlara karşı alınmış olan bir tedbirdir. Türkiye, son yıllarda hayvancılık alanında çok iyi bir yatırım ortamı sağlamıştır. Bu, özellikle büyükbaş hayvancılık konusunda yakaladığı iyi yatırım iklimiyle üretici ve tüketicinin mağduriyetini engelleyecek olan bir çalışmadır. Üreticinin fiyatların bu şekilde yükselmesinde bir dâhili yok. Hiç kimsenin de bu kadar fiyatlarla Türk halkına, 70 milyon insana dünyanın en pahalı etini yedirme gibi bir hakkı yok. Arada bu işin spekülasyonunu yapan, bunu speküle ederek fiyatların yükselmesini sağlayanlara karşı alınmış olan bir tedbirdir. Üretici bundan bir kayba uğramaz, uğramayacaktır. Tüketicinin zaten talep etmiş olduğu bir konudur.

        TBMM Tarım ve Köyişleri Kom. Üyesi, AK Parti Diyarbakır Milletvekili ALİ İHSAN MERDANOĞLU:

        ‘Bu bir arz-talep meselesi...’

        Bununla ilgili olarak Tarım Bakanı Mehdi Eker açıklamalarda bulundu. Bu bir arz talep meselesidir. Arzı az olunca ne yapsınlar? Yani bunlar da teknik araştırmalar. Ama ben ithal etin olumsuzluk getireceğine inanmıyorum. Marketlerde de kırmızı etin kilosunun 30 TL’den satılmasının mantığını anlayamıyorum. Üreticiler niye tedirgin olsun ki? Türkiye Cumhuriyeti’nin Tarım Bakanı’nın açıklamaları var önümüzde. Bu konuda araştırmalarım yok ama Tarım Bakanı Sayın Mehdi Eker’in yaptığı açıklamaları da dikkate almak lazım.

        Türkiye Kasaplar, Besiciler Et ve Et Ürünleri Esnaf ve Sanatkârları Federasyonu Başkanı FAZLI YALÇINDAĞ:

        ‘İthalat uygun şartlarda yapılırsa üreticiyi de tüketiciyi de kurtarır’

        GEÇEN sene haziran ayından beri konuyla ilgili bakanlıkla ortak çalışmalarımız var. Gelinen nokta şu: Şu an besili havyan sayısı 2 milyon 192

        bin. Halk şikâyetçi, kasap şikâyetçi, üretici şikâyetçi. Esnaf dükkân kirasını ödeyemiyor, sattığı etin yerine et alamıyor, dükkânını kapatıyor. Yılbaşından bu yana iki gün üst üste aynı fiyattan et almak mümkün olmadı. Ortada bir yangın var, bu yangın bir şekilde söndürülecek ve yangının bir daha çıkmaması için tedbirler alınacak. Devletin daha önce pirinçte sergilediği bir duruş var, ette de aynı duruşu bekliyoruz, bunu sayın Bakanımıza da söyledik. Kalıcı çözüm isteniyorsa beslenecek materyal getirilmeli, sütte kalıcı bir istikrar sağlanmalı. Siz bir memlekette hayvan yetiştirmek istiyorsanız süt

        üretmeli ve tüketmelisiniz. Süt olmazsa inek de olmaz, inek olmazsa dana olmaz, dana olmazsa et olmaz. Bu çerçeve içinde düşünülüp kalıcı bir çözüm sağlanmalı bu da ithalatla mümkün. Biz ithalatın canlı erkek dana olarak yapılmasını ve küçük üreticiye dağıtılmasını istiyoruz. Küçük üretici piyasada tampon görevi yapıyor, büyük üreticilerse daha profesyonel yaklaşıyor, huzursuzluk yaşanıyor. Et fiyatı tabii ki artacak ama enflasyon oranlarının üstünde olunca bu en çok bizi rahatsız eder. İthalat, uygun şartlar içinde yapılırsa bizi de tüketiciyi de kurtarır.

        ***

        ‘İthalat başımıza daha büyük bela açacak, bu filmi daha önce gördük’

        TOBB Türkiye Hayvancılık Meclisi Başkanı FEVZİ TOPAL:

        ‘Et üreticileri yıllardır zarar ediyor. Dışarıdan 5 dolara getirilirse üretici ne olacak? Mecburen üretimden çekilecek. İnsan sağlığı riski de var’

        Bu işi sadece tek yönlü olarak düşünmemek lazım. Hangi noktadaydık, bu noktaya nasıl geldik? 2004 yılından 2009 yılının Haziran ayına kadar, üretici bir defa kar etmedi, zararına çalıştı. Et fiyatları sabit kaldı, hindi fiyatları yüzde 100 ile yüzde 300 arasında değişti. 2008’in Aralık ayından itibaren de “Artık yeter” dedi ve işletmeler hayvan almadı. 2009 Haziran ayına kadar hayvan alınmadı. O devrede iklim farklılıklarından dolayı girdi fiyatlarında yüzde 30 düşüş oldu. O daha önce işi bırakan işletmeleri boş bulan üreticiler “Acaba zararımızın bir kısmını telafi edebilir miyiz?” düşüncesiyle yeniden üretime girdiler. Ramazan ayı içinde de fiyatlar da yükselmeye başladı. Aralık, Ocak, Şubat ve Mart aylarında besiciler besihanelerine hayvan koymadıkları için arzda bir eksiklik oluşmaya başladı. Talep karşılanamadı, fiyatlar yükselmeye başladı. Üretici de üretime dönmek istediği için pazara hayvan almak için girdiğinde 5 TL seviyesinde olan canlı fiyatları 7,5-8 TL’ye çıkmış. 2007-2008-2009 Haziran ayına kadar hatta sütte 2009’un sonuna kadar süt fiyatları gerçek maliyetlerinin altına kaldı. 600 TL’lik fiyat olmasına rağmen 350 TL’ye verildi. Burada da işletmeler kapatılmak zorunda kalındı. 2007-2009 arasında koyun ve kuzu eti fiyatlarında da durgunluk yaşandı. İnsanlar ellerindeki damızlık koyunlarını satmak zorunda kaldı. Koyunculuk için 100 bin, damızlıktan gelen 70 bin ton et kaybı oldu. Kaçak et girişi oluyordu, kriz sonrası girişler de azaldı. Yüzde 20 ile 22 seviyesinde arzda noksanlık oluştu. Dışarıdan gelecek et 5 dolara alınıp, ülkemizde pazarlanmaya başlanırsa üreticilerimizin hali ne olacak? Bugünkü fiyatlarla eğer yağlı kesim, 15 bin TL’nin altında fiyatta olursa bu fiyat başa baş noktası demektir. Demek ki etin fiyatının bunun üzerinde olması gerekir. Aksi halde üreticiler zarar eder. Yıllardır zarara katlanan bu insanlar tekrar zararla karşı karşıya kalırlarsa üretimden çekilirler, bir daha da üretime dönmeleri zor olur. Bu iş başımıza daha büyük bela açar. İnsanları üretimden soğuturuz. Biz bu senaryoyu daha önce de yaşadık. Bugün yaşananlar da eski dönemde getirilen ithalattan kaynaklanıyor. Buradaki üreticiyi korumadık. Bu düşünce son derece yanlış. Et ithal edilirse insan sağlığı için de problem oluşturabilir düşüncesindeyim.

        Tarım, Orman ve Köy İşleri Fed. Üyesi, CHP Burdur Milletvekili RAMAZAN KERİM ÖZKAN:

        ‘Kesinlikle ithalatın karşısındayız günlük çözümler işe yaramaz’

        Hayvancılık sektörü et ithalatıyla olumsuz etkilenir. Etkilendiğini de gösterdi. Bugün mezbahalar canlı hayvanla dolu. Etin ucuzlayacağı tereddütüne kapılar. Bu arada hayvancılık üzerine doğru bir politika uygulanmadığı için iş hayvanları kesilecek. Daha önce süt fiyatları için de böyle bir uygulama yapıldı ama yaraya merhem olmadı. Hatta fabrikalar süt fiyatlarından dolayı kapandı. Şu anda vatandaş da, üreticiler de mağdur durumda. Tüketici fiyatlar pahalı olduğu için alamıyor. Üreticinin de karnı aç. Arz talep dengesini kurmak Tarım Bakanlığı’nın, Çalışma Bakanlığı’nın ve hükümetin görevidir. “İthalatla çözüm bulunacak” diyorlar. Ama çözüm bu değil. Vatandaşlar, besi yapmak için yemedi içmedi, hastalanıp doktora gidemediler, çocuklarının düğünlerini ertelediler. Bu durum olunca da ellerinden aldılar besileri. Biz mezbahalarla görüştük. “Şu anda fiyat veremiyoruz. 16 TL, 14 TL, 13,5 TL” diyenler var. Tam bir kargaşa ortamı oldu. Bu konuyla ilgili, “Araştırmalar yapalım, tedbirler alalım” dedik. Dikkate alınmadı. İthalatın kesinlikle karşısındayız. Belki ticaret yapmamak ama üretim amacıyla olursa kabul edilebilir. Ancak kesinlikle Türkiye’nin hayvancılık konusunda sürdürülebilir bir politikasının olması gerekir. Günlük çözümler olmamalı.

        Milliyet Gazetesi Yazarı GÜNGÖR URAS:

        ‘Fiyatlar düşecek ama ülkemizde hayvancılık bitecek’

        FİYATLAR yükselecek diyerek, fındığı, buğdayı, pirinci çuvala koyarak

        depolamak mümkündür. Maliyeti yoktur. Ama fiyatı yükselecek diyerek kesim ağırlığına gelmiş hayvanı bekletmek mümkün değildir. Çünkü hayvanın kesimini bekletmenin günlük bir maliyeti vardır. Bu maliyet, et fiyatındaki artışla karşılanamayacak kadar yüksektir. Tarım Bakanı “İthalat haberi bile fiyatları düşürmeye yetti. Kesime giden hayvan sayısı arttı” diyor.

        Doğrudur. Çünkü ithalat haberi hayvan yetiştiricisini paniğe sevk eder. İthalat başlayınca hayvan fiyatı düşecek endişesiyle yetiştirici hayvanlarını bir an önce elden çıkarma paniğine kapılır. Kesim ağırlığına ulaşmamış hayvanlar bile kesilir. Kısa sürede et fiyatları düşer ama, sonunda, ülkedeki hayvan

        varlığı erir. Hayvancılık çöker. Bu anlatılanlar hikâye değildir. Biz bu filmi gördük. Bugün et fiyatlarının artışında daha önce yapılan ithalatın suçu var. 2007 yılında Tarım Bakanlığı süt tozu ithalatına kapıyı açtı. İthalat paniğiyle süt fiyatları düştü. Sağmal hayvan üreticileri düşen süt fiyatlarının maliyeti

        karşılayamaması karşısında hayvanları kesime sevk etti. Et fiyatları düştü. Ama bu yanlış politika ülkedeki hayvan varlığının da azalmasına yol açtı. 1980 yılında büyükbaş hayvan varlığımız 16 milyon idi. 2007 yılında 10 milyon 500 bin veya 10 milyon 750 bin dolayında olduğu söyleniyor. Ekonomide arz-talep dengesi bozulursa polisiye tedbirle, Başbakan’ın marketleri teftişiyle fiyatlar aşağıya çekilemez. Ucuz ithalat, ülkede hayvancılığı yok eder. Her üründe olduğu gibi hayvancılıkta da hedef üretimi

        artırmaktır. Tarım Bakanlığı yanlış politikalarla üretimi artıracak yerde geriletiyor. Et fiyatlarındaki artışın nedeni budur.

        Diğer Yazılar