Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Mutluluk 50 yaşından sonra mı başlıyor?

        ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, insanların hayatındaki en mutlu dönem 50. yaştan sonra başlıyor. New York’taki Stony Brook Üniversitesi tarafından 340 bin kişiyle yapılan ankette, katılımcılara “neşe, mutluluk, stres, endişe, öfke ve üzüntü” hislerini ne oranda hissettikleri soruldu. Ankette, stres ve öfke hissinin 20’li yaşlardan sonra azaldığı ve insanların 50 yaşlarından sonra daha az endişe duymaya başladığı belirlendi. Bu yaştan sonra da sabit kalan tek olumsuz duygunun üzüntü olduğu bulundu. Stony Brook Üniversitesi’nden Psikolog Dr. Arthur Stone, “İnsanlar, kronik hastalıkların baş göstermesiyle hayatın kötüye gideceğini düşünür ancak böyle olmuyor. Çünkü 50 yaşından sonra insanlar aile ve arkadaşlar gibi iyi şeylere odaklanıyor” dedi. Peki mutluluk gerçekten 50’sinden sonra mı başlıyor? Yaşımızın ilerlemesinden boşuna mı endişe ediyoruz? Farklı görüşler şöyle...

        GÜLİN YILDIRIMKAYA

        gulinyildirimkaya@haberturk.com

        ‘Hayat tecrübeyle güzel asıl keyif 50 yaşından sonra başlıyor’

        50 yaşından sonra her şeyinizi tamamlamış oluyorsunuz. Hayat tecrübeniz fazla, işiniz az oluyor. Ben yaşıma rağmen çok mutluyum. Bakın şimdi de arkadaşlarımla birlikteyim, tavla oynuyoruz...

        İşletmeci ERTEKİN DİNÇAY:

        Ben yaşıma rağmen çok mutluyum. Bakın şimdi de arkadaşlarımla birlikteyim, beraber tavla oynuyoruz, çok keyifli oluyor 50’li yaşlardan sonra hayat. Bence hayat elli yaşından sonra daha güzel, benim yaşım ellinin çok üstünde, çok memnunum hayatımdan. Bir kere 50 yaşından sonra her şeyinizi tamamlamış oluyorsunuz, emekli oluyorsunuz, hayat tecrübeniz çok yüksek oluyor. Bunların da mutluluğunuzda büyük bir payı oluyor. Tecrübeler sizi yaşınız ilerlediğinde mutlu kılıyor. Çevrenizde arkadaşlarınız oluyor, yanınızda aileniz oluyor. Elli yaşını aşınca aileniz ve arkadaşlarınız sayesinde de kendinizi daha güvende hissediyorsunuz bu da mutluluğu getiriyor.

        Ressam GÜNSELİ KATO:

        ‘İyi ki 50 yaşındayım geriye dönmek istemem’

        Kadın gözüyle de, sanatçı gözüyle de iyi ki elli yaşındayım, geriye dönmek istemem. Elli yaş gerçekten de mutluluk yaşı çünkü bazı sorumluluklarınızın bittiği yaş. Çocuğunuz, kocanız, evlilikler, şunlar, bunlar… Ama bazı sorumluluklarınızın da başladığı bir yaş. Anneniz, babanız yaşlanmış oluyor. Daha şuurlusunuz ve onu bile keyfine vararaktan, annenize babanıza yardım ediyorsunuz, onlar hastaysa hastaneye götürüyorsunuz, onun bile keyifli yaşayaraktan, yardım etmek keyfi bile ayrı bir özellik oluyor elli yaşta. Sonra erkeklerden daha rahat yaşıyor. Yaşlanıyorsunuz, mesela ben kilo alıyorum en iyi şekilde çalışıyorum ama spor yapamıyorum. En güzel eserlerimi icra ettiğim için çok mutluyum. Her şeyin şuurundasınız, en güzelini, daha iyisini yapıyorsunuz. Vücudum şişmanlıyor diye hiç sorunum yok. Ben şişman da güzelim. Benim güzelliğim sadece dış görüntü değil. Ben yaptığım işlerle güzelim zaten. Zayıflamak da istiyorsanız bir ay ara verip zayıflayabiliyorsunuz da. Yahut kadınlar “Aman şuram kırıştı” diyerek bir botoks yaptırarak daha mutlu olabiliyor. Ama erkeğin andropozu o zamanda daha bir ayyuka çıkıyor. Kadın seks olarak değil aşk olarak yaşamak istiyor. Gerçek sevgiyi bulmaya gayret ediyor veya buluyor. Bulamasa da hayaliyle güzel güzel yaşıyor. “Elli yaş kadın için en muhteşem yaş” diyelim, eğer takıntılarınız yoksa. Kendinizle barışık yaşayabiliyorsanız, birilerine bir şey ispat etmeye, gençlik aşılamaya, gençliğinizi ispatlamaya çalışıyorsanız var ya kızlarıyla anneleri aynı yaşta gösteriyor. Aynı elbiseyi giyiyorlar, elli yaşındaki anne de çektiriyor, giyiyor; bunlar zavallılar. Ama siz yaşınızı, olgunluğunuzu, yaşınızın güzelliğini, etinizi budunuzla kırışıklığınızla yaşamaya “Varım” diyorsanız, dünyanın en güzel kadınısınız, en mutlu kadınısınız.

        Psikiyatr ARİF VERİMLİ:

        ‘Hayattamutluluk yok mutlu anlar var, onlar da 50 yaşından sonra çoğalıyor’

        Yapılan bu anket bizim günlük pratik bilgimizi doğruluyor. İnsanlar yaşlandıkça çok daha fazla tecrübe kazanıyor. Bu sayede kişiler çok daha tolerans sahibi olabiliyor. Dolayısıyla da daha az stres yaşamaya başlıyor. Bunu da kişinin yaşam bilgisinin daha fazla olmasından kaynaklanan bir tablo olarak anlayabiliriz. Daha da yaşlanıyorsunuz, hayat tecrübeniz daha fazla oluyor, kriz anlarındaki yönetimleri daha iyi ve daha soğukkanlı bir biçimde yapabiliyorsunuz. Ama aslına bakarsanız hayatta mutluluk diye bir şey yoktur, mutlu olduğunuz anlar diye bir şey vardır. Eğer siz de o mutlu olunan anları uzatabiliyorsanız- bu da size bağlı olan bir şeydir- elbette mutlu olmayı sürdürebilirsiniz. İnsanlar da elli yaşından sonra hayatta mutluluk denilen bir şey olmadığını, sadece mutlu anların olduğunu öğreniyorlar. Bu nedenle 50 yaşından sonra biraz daha mutlu olunabiliyor.

        ***

        ‘Dondurma gençken yenince mutluluk verir 50’sinde gastrit yapar’

        Seksolog HAYDAR DÜMEN:

        50’den sonra işler daha zor. Çocuklar evlenmek ister, sizde para yok, pul yok, masraf çok. Kredi kartlarını emekli maaşıyla ödemeye çalışırsın. 50 yaşından sonra mutluyum diyen varsa gelsin ellerinden öpeyim...

        Tuzu kuru ülkelerde ‘Mutluluk 50 yaşından sonra başlar’ sözünü kullanmak doğru olur. Adamlar, düzenlerini kurmuşlar, güvencelerini sağlamışlar, hastalık ve ölüm olaylarını en arkalara atmışlar, 90’lı yaşları yaşamayı garantilemişler. Ektiğini biçerken, armut ağacının altında uzanıp armutları toplayıp yerken elbette mutluluk orada fazla olur. Mutluluk kişiden kişiye değişen, standardı olmayan bir ölçüdür. Genç bir kız sevgilisiyle birlikte gezip dondurma yerken mutluluktan uçar da, 50 yaşından sonra yenilen bir dondurma insanın midesinde gastrit yapar. Bunun için standardı belli olmayan konulara bakarak bizim kalkıp onlardan esinlenmemiz Türkiye için doğru olmaz. Çünkü Türkiye’de 50’li yaşlardan sonra sıkıntılı bir dönem başlıyor. 50’li yaşlardan sonra her anlamıyla dış dünya size kapalı oluyor. El monoton hayat! Geçim derdi çok oluyor. Çocuklar evlenmek ister, sizde para yok, pul yok bir sürü masraf var. Kredi kartlarının borçlarını emekli maaşıyla ödemeye çalış. Bir yanda kasaba gidiyorsunuz beğeneceğin et yok. Yani Türkiye’de “50 yaşımdan sonra mutluyum, mutluluğu bu yaştan sonra yakaladım” diyen yüzde 10 oranında bile kişi varsa vallahi gelsinler, onlarla bir röportaj yapayım. Hem onları hastalarıma da anlatayım hem de bu yaşıma rağmen saygıyla onların ellerini öpeyim. Yabancı ülkelerde 50’li yaşlardan sonra düzenlerini kurmuş oluyorlar, emekli maaşları da iyi oluyor, dünya turuna çıkıyorlar. Sağlık güvenceleri de var, tabii ki mutlu olacaklar ayrıca bütün kapılar onlara açık oluyor. Yabancı ülkelerle bizim ülkemiz asla kıyaslanmaz. Bizim ülkemiz kendine özel dertleriyle, aydınlığa kavuşma savaşı verirken nedense aydınlık yolunda meşale taşıyanlara çelme takılıyor. Mutlu olacağınız varsa bu nedenle olamıyorsunuz.

        Akşam Gazetesi Yazarı SERDAR TURGUT:

        ‘50’den sonra mutluluk değil ölüm korkusu başlar’

        Dünyada ölüm korkusu denilen şeyin var olduğunu düşünecek olursanız “İnsanlar 50 yaşından sonra daha mutlu olur” sonucunu çıkaran anket tamamen saçmadır. Elli yaşından sonra mutlak suretle mutluluk yok. Elli yaşından sonra insanların aile ve arkadaşlar üzerine yoğunlaştığı bu nedenle kendilerini iyi hissettikleri etkisi doğrudur, mutluluk getirebilir ama ölüm korkusu da var. İnsanlar için hangisi daha baskın çıkarsa dengeyi bulabilir.

        Menajer ERKAN ÖZERMAN:

        ‘20’sinde de 90’ında da mutlu olmak mümkün’

        MUTLULUĞUN bir yaştan sonra başladığı konusu, yüzde yüz inanmadığım bir konudur. Mutluluk 50 yaşından sonra başlar diye bir şey yok, onun ne zaman başlayacağı belli değil ki. Mutluluk o kadar olaylara bağlı bir şey ki... İnsan mutlu da doğabilir, mutsuz da doğabilir. Ya da 4 yaşında anne babası ayrılan çocuğun yaşadığı mutsuzluk değil midir? Mutluluğun yaşla değil, yaşamla ilgisi var. Mutlu olmak insanın kendinde olan bir şey, mutluluğunu da mutsuzluğunu da kendi kendine yaratabilirsin. Bu 20’ sinde de böyle, 90’ında da. Olaylar insanı mutluluğa ya da mutsuzluğa sürükler. Mesela ben televizyon seyrettiğim zaman mutsuz oluyorum. Stresimin artmaması için son zamanlarda daha az televizyon seyrediyorum, yapay bir dünyayla yaşamak

        istemiyorum. Bir insanı mutsuzluktan başkası korumaz, ancak kendisi korur. Benim gençlere tavsiyem budur.

        Diğer Yazılar