Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Davetliler şıklık yarışında sınıfı geçebildi mi?

        Her sene tartıştığımız biricik konumuz bu: Altın Portakal Film Festivali’ne katılan, ödül alan, ödül veren sanatçıların kılık kıyafet sorunu. Becerebildiler mi, yakıştı mı yakışmadı mı, 10 üzerinden puan vermelerimiz, bu sene Emir Kusturica fırtınasının gerisinde kaldı gibi. Bu yıl yönetmeliğe giren “koyu renk kıyafet” şartı herkesi zorunlu bir özene davet etti ve tartışılacak bir şey yok muydu yoksa yine övgüye olduğu kadar eleştiriye değer örnekler de var mıydı? Festival adabı denilen şey zamanla dönüşüp modernize mi oldu yoksa hâlâ klasik üslubuyla duruyor mu? Eğer duruyorsa uymayı öğrenebildik mi? Sanatçı bir şeylere “uymak” zorunda mı, özgünlüğünü korumalı mı? “Özgünlük ağartılmış jean’le gelmek değildir” diyenler mi haklı, “Olmak istediği gibi olabilenler daha cesurdur” diyenler mi? İşte bir sürü soru ve cevapları...

        ‘Bari smokin kiralayın solmuş jean’le ödül almayın!’

        Modacı Cengiz ABAZOĞLU:

        Kıyafetlerini inceledim, katılımcılar, önemsenmesi gereken bir ödül töreni olduğunu bence düşünmüyorlar, bu görüntüden belli. Altın Portakal organizasyon yapısıyla Oscar’a dahi benzetiliyor. Ama kesinlikle uzaktan yakından alakası olmayan bir benzetme bu.

        Özellikle erkeklerin solmuş, ağartılmış jean ve deri ceketlerle müzik yarışmasına gidermiş gibi, hiç ağırlığı olmayan giysilerle, saç sakal karışmış durumda olmaları kesinlikle hoş bir görüntü sergilemiyor. Kadınlar çok daha özenli. Kıyafetlerin çok pahalı markalardan olması gerekmiyor, istenirse bugün smokin kiralanabiliyor. Bir moda tasarımcısı olarak ülkemizde yapılan en önemli ödül töreninde böyle bir görüntüden hoşlanmıyorum. Daha şık giyinilmesini tercih ederim.

        ‘Yönetmeliğe madde kondu, herkes özenli giyindi’

        SİYAD Kurucusu, 47. Altın Portakal Film Festivali Jüri Üyesi Atilla DORSAY:

        Bu seneki Altın Portakal Film Festivali Ödül Gecesi’nde katılımcılar kıyafet anlamında bana kesinlikle daha özenli geldi. Jüride olduğum için yönetmeliği okudum, şöyle bir madde koymuşlar: “Gerek ödül almaya, gerek ödül vermeye gelenler koyu renk elbise giymelidir.” Ödül verecekler belki değil ama ödül almaya gelen herkes herhalde o maddeyi okumuştur ve sanıyorum o cümleden de etkilenmişler. Geçen yıllardaki gibi kılıksız çıkanlar pek azdı, daha ziyade kısa filmler, öğrenci filmleriyle ödül alan isimlerdi. Onun dışındaki filmlerin kalabalık ekipleri gayet düzenli giyinmişlerdi. Demek ki yönetmeliğe madde koymak lazımmış, isteyince oldu.

        ‘Kırmızı halıda bu kıyafet saygısızlık!’

        HABERTÜRK Moda Yazarı Esra ÇORUH:

        Altın Portakal’da kadınlar şıklık yarışına girerken erkeklerin özensiz kıyafetleri gözden kaçmıyor. Bir kırmızı halı etkinliğine giderken tüm davetlilerin daha özen göstermesi gerektiğini düşünüyorum. “Black tie” davetlerinde kadınların uzun gece elbisesi, erkeklerin de smokin ya da koyu renk takım elbise giymesi adettendir. Böyle bir etkinliğe jean’le ya da kravatsız yaka bağır açık gitmenin, hatta sahneye çıkıp ödül almanın, doğru olmadığı gibi saygısızlık olduğunu düşünüyorum. Bana kalırsa “cool” olmak adına farklı kıyafet arayışına giren beylerin, şık bir takım elbiseyle daha da “cool” görüneceklerinin bilincine varmaları gerekir. Eğer önemsemeyip öyle giyiniyorsa da hiç katılmasın daha doğru.

        ‘Sahneye çıkan herkes spor bile olsa çok şıktı‘

        47. Altın Portakal Film Festivali Yüzü, Sunucusu, Oyuncu Ebru AKEL:

        Bu sene davetiyelerde özellikle belirtilmiş bu elbise konusu sanıyorum. Belki de o dikkate alındı çünkü ben sahneye çıkan herkesin çok şık olduğunu gördüm. Spor bile giyseler bir özen ve şıklık yaratabilmişlerdi. Böyle özel gecelere herkesin biraz daha özenli gelmesi gerektiğini düşünüyorum, öyle de oldu. Dekoruyla, içeriğiyle görkemli ve şık bir geceydi. Öncesinde yapılan tartışmalar da gölge düşüremedi. O kadar çok film varken, emek varken insanların odak noktası ne siyaset ne de kıyafetti. Tek odak nokta sinemaydı.

        ‘Kıyafetten önce enerjiler düzeltilmeli’

        Modacı Dilek HANİF:

        Festivallerin giysi adabı o ülkenin insanlarının bu tarz etkinliklere olan yakınlığına, hatta özel günlerdeki alışkanlıklarına bağlıdır. Dolayısıyla Cannes veya Oscar ile bu açıdan karşılaştırmayı doğru bulmuyorum. Gördüğüm kadarıyla sunucular gayet özenliydi. Katılımcılar arasında kendisini daha konforlu hissetmeyi tercih edenleri de anlamak gerekir. Olmak istediği gibi olanları, üzerindekini eğreti taşıyan ve özenti tercihler yapanlardan daha cesur bulurum. Bu ödül törenini diğer törenlerle karşılaştırırken, katılımcıların giysilerinden çok, enerji anlamında mukayese etmek gerekir diye düşünüyorum. Yüzlerde gülümseme ve mutluluk yerine “Neden buradayım?” ifadesi taşıyan ödül veren ve alanları görünce zaten “Daha çok işimiz var” dedim inanın...

        Diğer Yazılar