Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Tez konusu porno olduğu için öğretim görevlilerinin okuldan atılması ne anlama geliyor?

        İstanbul Bilgi Üniversitesi öğrencisi Deniz Ö. bitirme ödevi olarak kendine porno film projesi seçti ve filmi Bilgi Üniversitesi Santral Kampusu’nun stüdyolarında çekti. Olay basına yansıyınca üniversite karıştı, rektörlük bir açıklama yaparak olayda sorumluluğu tespit edilen 3 öğretim üyesinin okulla ilişiklerinin kesildiğini ve devam eden soruşturma ile ilgili yasal mercilere de başvuru yapıldığını açıkladı.

        Porno filmli bitirme tezine zayıf not veren Bilgi Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü’nden Prof. İhsan Derman, dipnot.tv’ye yaptığı açıklamada “Ben ahlak polisi değilim. Öğrenciye ana konuyu belirlediğinde telkinlerde bulundum. Zor bir konu olduğunu belirttim. Fakat ‘Yaparım’ dedikten sonra her öğrencime davrandığım gibi davrandım. Sonuçta biz projelerin, videoların içeriğine karışmıyoruz. Bu videoları teknik olarak değerlendiriyoruz. Verdiğim not da teknik yeterlilik ile ilgili. Porno projesi olması benim değerlendirmemi değiştirmedi. Bilkent Üniversitesi’nden gelip bu bölümü kuran kişi benim. Şimdi okuldan bana, şahsıma hiçbir açıklama yapılmadı. Genel bilgi email’ine konuyla ilgili 3 öğretim görevlisinin işten atıldığına dair bir e-mail atıldı. Bu e-mail’e göre benimle birlikte jüride bulunan Ali Pekşen ve Ahmet Atıf Akın’ın üniversite ile ilişkisi kesildi’’ dedi. Öğrencilerin porno tez projesiyle akademik özgürlüğün sınırlarını test etme girişimleri tartışılmaya devam edilecek. Biz ise polemik sayfamızı öğretim görevlilerinin okulla ilişiklerinin kesilmesine ayırdık.

        Bilgi Üniversitesi Rektörlüğü’nün kararı doğru mu, yoksa öğretim görevlileri günah keçisi mi oldu? Akademisyenlere sorduk, işte farklı yanıtlar...

        Gülin YILDIRIMKAYA

        gulinyildirimkaya@haberturk.com

        ‘Yönetimden habersiz okulda porno çekilemez, hocalar günah keçisi!’

        Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. MAYA ARAKON:

        Bilgi Üniversitesi Rektörlüğü’nün konu medyaya yansıdıktan sonra aldığı tavrı son derece akademik teamül dışı ve hatalı nitelendiriyorum. Nihayetinde dersin adı Görsel Tasarım ve projenin tez hocası Prof. Dr. İhsan Derman, uzman vasfıyla bu konuyu uygun görüp onay vermişse -ki bu tür onaylar ancak fakültelerin de onayıyla yürürlüğe girer- yani okul yönetiminin bu projeden haberi olmamasını ihtimal dahilinde görmüyorum. Bu noktadan sonra olaya “ahlak polisi” zihniyetiyle değil, projenin dersin gereklerini yerine getirip getiremediği açısından bakılması gereklidir, ki anladığım kadarıyla İhsan Hoca da olaya aynen böyle yaklaşmış ve teknik açıdan projenin dersin gereklerini karşılayıp karşılamadığı üzerinden notunu vermiştir. Kaldı ki söz konusu proje okulun kendi kampusundaki stüdyolarda çekilmiştir! Yönetimden hiç kimsenin bu durumdan haberinin olmaması mümkün müdür?

        Görünen o ki projenin içeriğinin “porno” olduğunun iddia edilmesi sebebiyle görevden alma ortaya çıkmıştır. Projenin içeriği “buzağıların bakımı” gibi bir konu olsaydı o öğretim üyeleri de işten çıkarılmayacaktı. “Özgür bilim yuvası” olması gereken üniversitelerde 21. yy’da hâlâ “ahlak zabıtalığı” üzerine bina edilen bir bilim anlayışı olduğunu görmekteyiz. Üniversitede sorumlu mercilerin projenin içeriğinden haberdar olduklarını, olay krize dönüşünce kendilerine günah keçisi bularak öğretim üyelerini işten çıkardıklarını düşünüyorum.

        Kaldı ki kim o filmin “porno” olduğuna karar verdi? Belki de son derece estetik bir filmdir, görmediğimiz için bilemiyoruz. Bu kadar sübjektif kriterlerle nasıl bilim yapılabilir? Türkiye’de filmlerdeki öpüşme sahnelerini bile “porno” ilan eden bir bakış açısı hâkim. Tezi yapan öğrencinin denemek istediği “akademik özgürlüğün sınırları” nın da nerede bittiğini hep birlikte görmüş olduk.

        ‘Etik olmadığı basına yansıyınca mı anlaşıldı arkasında başka iş var’

        İstanbul Üniversitesi Öğr. Üyesi MEHMET ALTAN:

        Ben üç hocanın görevden alınmasının ardındaki sebebi tam olarak anlamadım. Tez hazırlanmasında Sosyal Bilimler Enstitüsü’nün sürekli bir denetimi var, tezi yöneten üçlü hocası var, sosyal bilimler dosyası var, arşivi var vs. Tüm bunlar hesaba katıldığında bu pornografik filmin çekilmesi meselesinde akademisyenlerin olay basına yansıdıktan sonra görevden alınmasının gerekçesi net değil. Bugün bir yerde de ‘gruplar arası tasfiye’ gibi bir haber gördüm. İşin altında daha karışık konular var gibi görünüyor.

        Muhtemelen bu konu ile ilgili dava açılacaktır o yüzden şu anda bir şeyler söylemek çok spekülatif olur. Akademisyenlerin olay basına yansıdıktan sonra görevden alınmaları manidar. Tez için çekilen filmin etik olup olmadığı basına yansıyınca mı bir anlam kazandı?

        Doğru dürüst bir üniversite düzeni arıyorsak, bütün üniversitelerin YÖK’ün ortadan kaldırılmasını istemesi gerekir. Belki bunu sadece Bilgi üstünden Türkiye’de özlenen bir üniversite düzeni tartışmasına açmakta fayda var. Üniversiteler dün kışlaydı bugün camiye dönebilir. Yeryüzü standartlarında üretim yapan üniversite, öğretim üyesinin memur sayılmayacağı, özgürlüğün beşiği ve kalesi olan aynı zamanda kendi kendini yöneten ve insanların orada kamplaşarak birbirlerine düşmanlık etmeyip kaliteleri itibarıyla hayata bakacakları bir yeni üniversite algısına ihtiyaç var. Türkiye’nin hiçbir üniversitesi gerçek bir üniversite değil.

        ‘Pornografinin toplumsal bir işlevi vardır’

        Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sosyoloji Böl. Başkanı Prof. Dr. ALİ AKAY:

        Sinemanın kategorilerinden birisinin X film olduğunu hatırlayalım. Fransız sinemacı C. Breillat saygı gören ve filmleri Türkiye sinemalarında da oynatılmış bir X film yapımcısıdır. Sanatçı Nan Goldin pornografik fotograflar üzerine sergilerini, Larry Clark reşit olmayanlar üzerine pornografik filmlerini dünyanın her saygın müzesinde gösterdi. Lawrence Weiner’in son filmi porno üzerineydi. Jeff Koons, Ciccollina ile pornografik fotoğraflarını büyük boyutlu olarak müzelerde sergiledi. Bu kategori “universitas’’ olarak adlandırılan evrenselin tartışıldığı bir akademik ortamın bir parçasıdır. Toplumsal bir işlevi bile vardır. 20. yüzyılın son yarısında milliyetçiliği ve dili geliştirmek için bazı devletler porno filmleri teşvik bile ettiler. Rektörlüğün tutumu radikal gözükmekte.

        ‘Pornoyla sınır zorlanmış,hocalar da bunu onaylamış; elbette bir yaptırımı olacak!’

        Eski Haliç Üni. Rektörü Prof. Dr. AHMET ÇAKIR:

        Söz konusu akademisyenlerle ilgili gereken soruşturmanın yapılıp yapılmadığı, ne kadar sürede yapıldığı net değil. Basından takip ettiğimiz, öğrencilerin açıklamalarından okuduğumuz kadarıyla bu öğrencilerin sınırı zorlamak gibi özel bir amaçları olduğu anlaşılıyor. Pornoyla sınır zorlanmaz. Başka şekilde zorlanabilir ama pornoyla zorlanmaz, buna izin verilmez. Ben bu inançtayım. Eğer böyle bir zorlama yapılır ve hocalar da bunu onaylarsa okuldan uzaklaştırmak belki fazladır ama bunun bir yaptırımı olması lazım.

        ‘Üniversite boş yere öğretim üyesinin işine son vermez, karara saygı duyulmalı’

        Eski YÖK Başkanı MEHMET SAĞLAM:

        Olay hakkında detaylı bilgim yok, konunun detayları üniversitededir o bilgilere ulaşmak gerekir. Bu görevden uzaklaştırmaların neden icap ettiğini ancak onlar bilebilirler, sebepsiz bir görevi sonlandıracaklarını sanmıyorum. Üniversitelerde kararlar kolektif aklın ürünüdür, dolayısıyla üniversite yönetim kurulu oturup bir karar verdiyse o aklın ürününe saygılı olmak gerekir.

        Tezden yönetimin haberi olarak ya da olmayarak yapıldığına dair bir tartışma olmaz, zaten mutlaka soruşturma yapılmıştır, dolayısıyla soruşturma yapılmadan birkaç öğretim üyesinin işine kimse son vermez. Çünkü bu çok ciddi bir meseledir.

        Üniversitenin kararına saygılı olmak gerektiğini düşünüyorum. Olayın magazin tarafı bir tarafa bırakılırsa bu çok ciddi bir konudur, üniversite oturup değerlendirmesini yapmış, biz de o karara saygılı olmalıyız.

        Diğer Yazılar