Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Sevgililer Günü ve Mevlit Kandili'nin aynı güne denk gelmesi güzel bir tesadüf mü?

        14 Şubat’ta Mevlit Kandili ve Sevgililer Günü kutlamaları çakışıyor. Hangisini kutlamalı, ertelenmeli mi, öne çekilmeli mi türlü tartışma dönerken Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, bu tesadüf için, “Bir güzellik olarak görüyoruz” diyerek konuya ılımlı yaklaşanlardan.

        “Ne güzel bir tesadüf veya tevafuk. Çünkü biz kendi kültürümüzde ve medeniyetimizde sevgili peygamberimize ‘Sevgililer Sevgilisi’ adını veriyoruz. Dolayısıyla bu iki günün bu sene tesadüf etmesini bir güzellik olarak görüyorum. Biz hem hep birlikte ‘Sevgililer Sevgilisi’nin doğum gününü kutlarız, mevlidi çok daha canlı yaşarız, hem de ‘Sevgililer Sevgilisi’nden aldığımız sevgiyi kendi sevgililerimize de en güzel şekilde ifade etmiş oluruz” diyen Görmez'in sözlerini konunun uzmanlarıyla tartışmaya açtık. “İkisi bir arada olur” deyip Görmez'e katılanlar da var, ikisinin de anlamı yok diyenler de.

        İşte farklı görüşler...

        Gülin YILDIRIMKAYA

        gulinyildirimkaya@haberturk.com

        ‘İki gün de sevgiyi temsil ediyor buluşmasında ne sakınca var ki!’

        Marmara Üni. İlahiyat Fak. Din Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı HABERTÜRK Gazetesi Yazarı Prof. Dr. BAYRAKTAR BAYRAKLI:

        Kandilller İslam dininin kendisinden değildir, sonradan çıkmıştır. Ama bunlar bir kültürdür. Kültür ise bir gerçeğe dayanmalıdır.

        Peygamberimizin ana rahmine intikal gecesini kandil olarak kutlamak gerçeğe uygun değildir. Diğer taraftan Hz. Peygamber'in doğduğu geceyi de kesin olarak bilmiyoruz. Ama bunlar bir kültür olarak konulmuştur. Sevgililer Günü de bir kültürdür. Onun için iki kültür değeri buluşmuş.

        Diyanet İşleri Başkanı'mız doğru bir yorum yapmıştır. Çünkü Sevgililer Günü, cinsellik ağırlıklı bir günü temsil etmiyor. O sevgi denen duygunun yüceliğini temsil ediyor. İkisinin buluşmasında ne sakınca var ki?

        'Evli olanların Sevgililer Günü ve kandili aynı anda kutlamasında sakınca yok'

        İlahiyatçı Yazar ALİ RIZA DEMİRCAN:

        Seküler dünyamızda Sevgililer Günü, aralarında evlilik bağı bulunmayan, fiziksel ve ruhsal ilişkiler bulunan kadınla erkek arasında, maddi nitelikli değişik hediyelerle kutlanan bir gün anlamına gelir. Biz Sevgililer Günü'nü çağrıştırdığı bu dar anlamıyla kutlayamayız. Dinimizin ana kaynağı olan Kuran, Allah sevgisi, Peygamber sevgisi ve insan sevgisi üzerinde yoğunlaşmaktadır. Buradan hareketle biz sevgili olarak başta peygamberimiz olmak üzere, ana babamızı, eşlerimizi, çocuklarımızı ve dostlarımızı algılayabiliriz. Sevgili Peygamberimizin doğum yıldönümü, onun hayat önderliğini daha iyi anlamak için kültürel etkinliklerle kutlanabilir.

        Sevgililer Günü de, bahsettiğimiz sevgili kapsamındaki kişilerle hediyeleşerek kutlanabilir. Bizim açıkladığımız anlam dahilinde tutmak koşuluyla, ikisini bir arada kutlamanın sakıncası yok. Ama aralarında evlilik bağı olmayan, fiziksel yakınlıkların bulunduğu ilişkilerin dinimizde meşruiyeti yoktur, bu yüzden kutlanması da söz konusu olamaz.

        'Güzel bir tesadüf değil, Sevgililer Günü'nü değil kandili kutlayacağım'

        Vakit Gazetesi Yazarı SİBEL ERASLAN:

        Ben Sevgililer Günü'nü kutlamıyorum. Bu yıl 14 Şubat kandile denk geliyor ve kandili ailemle geleneksel şekilde kutlamaya devam edeceğiz. 14 Şubat'ta büyüklerimizi ve hastalarımızı ziyaret edeceğiz, çocuklarımızla beraber yemek yiyeceğiz, o geceyi mümkün mertebe dua etmeye çalışarak geçireceğiz.

        Aynı güne denk gelmesinin güzel bir tesadüf olduğunu düşünmüyorum., çünkü Sevgililer Günü'nü kutlamıyorum. Sevgililer Günü içn ciddiye alınmayacak bir gün diyemem, kimileri ciddiye alıyor ama ben almıyorum. Sevgililer Günü'nün ticari bir şey olduğunu düşünüyorum. İnsanlar birbirlerine hediye alıp veriyorlar bu da ticarete bir renk, bir katkı sağlıyor. Burada tabii ki kapitalizm eleştirisi devreye girer.

        Bizim önceliğimiz hastalık ve sıhhat üzerine ama tabii Allah sevenleri de birbirine kavuştursun, temennimiz odur.

        'Mevlit Kandili'ni de Sevgililer Günü'nü de kutlamak yanlış, ikisine de hiç gerek yok'

        İlahiyatçı Yazar İHSAN ELİAÇIK:

        Ben bu tür yılda bir kere yapılan, ister peygamberle ilgili olsun, ister Sevgililer Günü ile ilgili olsun olaylara karşıyım. Bunlar bana içten ve samimi gelmiyor. Mevlit Kandili'nin de dinde yeri yok, bu bir örftür, adettir. Sahabeden hiçbiri Mevlit Kandili'ni kutlamamıştır. Türkler Anadolu'da Müslüman olunca Hristiyanlara karşı 'onlar Hz. İsa'nın doğum gününü kutluyor milat olarak bizim peygamberimizin doğum günü neden olmasın?' diye sonradan icat edilmiştir. Dini bir gün değildir, geleneksel bir gündür ve o günde insanlar peygamberimizi hatırlamak için camilere toplanıp anmalar yapıyorlar. Ama ertesi gün herkes bildiğini okumaya devam ediyor, peygamber öyle anılmaz.

        Peygamber hayatın içinde, onun yaptıklarını yaparak, onun davrandığı gibi davranarak, yaşadığı gibi yaşayarak anılır. Durum böyle olunca ben her iki günle de ilgilenmiyorum.

        Tam olarak aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık durumu... Ben her ikisine de karşıyım, böyle kutlamalara gerek yok. Din böyle yaşanmaz, peygamber böyle anılmaz. Peygamberin hayata taşınması için daha köklü, daha büyük reformlar gerekir. Sevgililer Günü'nü de kutlamak kapitalizmin bir icadıdır.

        İnsanlar sevgililerine eğer sevgilerini göstermek istiyorlarsa ilişkilerine dikkat etmelidirler, sevdikleri insanları aldatmamalıdırlar, ona karşı dürüst davranmalıdır, bunlar olduğu zaman zaten sevgini kanıtlamış oluyorsun, böyle günlere gerek yok.

        ‘İkisi de sevgiyi çağrıştırıyor demek Hıristiyan kültüre ait’

        İslamcı Yazar İSMAİL NACAR:

        Sevgililer Günü, Anneler Günü, Babalar Günü vb. tüketimi esas alan kapitalist sistemin tüketim politikasıdır. Bunlar Batı'dan bize gelen birtakım kavramlardır. Tüketim toplumunu temsil etmek için Anneler Günü, Babalar Günü, Sevgililer Günü icat edilmiştir. Bizim ebeveynler için böyle günlerin kutlaması yoktu ama sevgileri son derece büyüktü. Bugün Sevgililer Günü’nü kutlayan insanlara bakıyorum bir de büyükannem ve büyükbabamın sevgisine ve bağlılığına bakıyorum, onlarınki çok daha gerçek.

        Bu tip günler bizim kültürümüzün ürünü değildir. 365 gün sevdiğimize sevgimizi veririz, onları hatırlarız.

        Kandiller de sonradan İslam coğrafyasında kutlanan günlerdir. Tabii ki Peygamberimizin doğumu bizim için önemlidir ve kandille onu hatırlarız, onun bize getirdiği mesajı yeniden anlamaya çalışırız, Kuran'ın söylediklerini hayatımızda uygulamak konusunda çaba sarf ederiz. Mevlit Kandili meselesi İslam açısından sorgulanması gereken bir davranıştır.

        Peygamberimiz doğumu vesilesiyle okutulan şiirler, mevlit gibi şeyler İslam açısından hakikaten doğru mudur, değil midir? Diyanet bunu düşünmelidir. İslam adabıyla bağdaşmayan bazı ifadeler kullanıyoruz. Peygamber zamanında yapılmayan birtakım şeyleri gözden geçirmemiz lazım.

        Tarihsel dinle Kuran’daki din birbiriyle çelişiyor. Bugün önümüzü tıkayan da tarihsel din. Sevgililer Günü ve Mevlit Kandili’nin aynı güne denk gelmesine bağlı olarak yapılan, ikisi de sevgiyi çağrıştırıyor vs. açıklamaları biraz Hıristiyan kültürünü anımsatıyor, onu destekler bir bakış açısı.

        Eşlerimizi 365 gün severiz sayarız. Peygamberimizi de bütün hayatımız boyunca, mümkün olduğu kadar onun bize ulaştırdığı vahiyleri öğreniriz.

        Diğer Yazılar