Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Dünya çalkantılı bir dönem yaşıyor. Sorunu olmayan ülke ve bölge neredeyse yok gibi. Birçok ülkenin birbiriyle kavgalı olduğu bu sürece bir de korona virüs salgını eklenince dünya tuhaf günler yaşamaya başladı. Küresel ekonomide yaşanan sorunlar birçok sektörü derinden etkiledi. Savunma sanayi gibi bazı sektörler ise konjonktüre uygun olarak büyümelerini devam ettirdi.

Türkiye’nin savunma sanayi sektörü de özellikle son yıllarda yaşadığımız gerek hareketli günler sebebiyle gerekse yerli ve millileşme gayretleriyle önemli bir atılım gerçekleştiriyor. Savunma sanayi şirketlerimiz büyüyor. Daha önce yurtdışından yabancı savunma şirketlerinden temin ettiğimiz ürünleri artık kendi firmalarımızın yapıyor olması cirolarına da büyüme olarak yansıyor. Bu sene birisi özel diğerleri ağırlıkla kamu olmak üzere ilk 100’de 7 şirketimizin yer almasının en önemli nedenlerinden birisi bu.

Dünyanın savunma sanayi listesi olarak dikkat çeken ve ilgiyle takip edilen, ancak bazı şirketler başvurmadığı için tüm savunma sanayi şirketlerini de kapsamayan ‘Defense News Top 100’de ilk defa bu sene 7 Türk şirketinin girmesi ülkemiz adına önemli. İlk defa bu listede Türkiye’nin şirket sayısıyla 4’üncü ülke olarak adını yazdırması da kayda değer bir gelişme.

Bu gelişmelerden sonra önemli olacak husus şirketlerimizin listede kalıcı hale gelerek, daha yukarılara tırmanmaya devam etmeleridir. Zira ilk 100’deki ilk 50 şirket arasına da ilk defa bu yıl bir Türk şirketi Aselsan girdi. İlk 50’deki şirket sayımızın çoğalması için 2020’den sonra daha fazla savunma ürünü ihraç etmemiz gerektiğinin de altını çizmekte fayda var.

Öte yandan Tük Havacılık ve Uzay Sanayi AŞ (TUSAŞ), ilk 100’deki şirketler arasında 16 basamak ilerleyerek 53’üncü sıraya çıkmasına ayrıca temas etmek gerekiyor. Platform araçlar üreten TUSAŞ, savunma sanayimizin toplam cirosunun 0’luk kısmını gerçekleştirerek, Türk şirketler arasında en yüksek ikinci payı alan şirket. TUSAŞ, 2012’de 83’üncü sıradan dâhil olduğu listede, geçtiğimiz yıl 69’uncu sıraya kadar yükselmişti. 2020’de ise bir önceki yıla göre 16 basamak birden yükselerek “Top 100” listesinde 1 yıl içinde en çok yükselen 2’nci şirket olarak dikkat çekti.

TUSAŞ bu hızla büyümesine devam eder, Atak, Anka İHA, Hürkuş ve Hürjet gibi patform araçlarını ihraç etmeye başlar, TUSAŞ Genel Müdürü Temel Kotil ve ekibi de bu çalışma temposuna devam ettikçe gelecek yıl büyük ihtimalle ilk 50 arasında yerini alarak hızla daha yükseklere tırmanacaktır.

TUSAŞ’ın başarısındaki bir önemli husus ise sadece Türkiye içine yönelik değil, yurtdışı partnerleriyle ihracata yönelik işleri sebebiyle bu başarıya imza atmasıdır. Sadece savunma veya askeri alanda değil, sivil havacılık sektöründe de önemli projeleri bulunan TUSAŞ’ın küresel sektör lideri iş ortakları da bu listenin ilk 50’si arasında yer alıyor. Mesela Airbus geçtiğimiz yıl 9’uncu sırada yer alırken bu yıl 12’nci sıraya geriledi. Leonardo 13’üncü, BAE Systems 7’nci sıradaki yerini korudu. Honeywell 25, Rolls Royce 27, GE Aviation 29’uncu sırada yer aldılar.

Listede yer alan 7 şirketimiz (sırasıyla); Aselsan (48), TUSAŞ (53), BMC (89), Roketsan (91), STM (92), FNSS (98) ve Havelsan (99), toplamda 6 Milyar 232 Milyon ABD Doları ciro gerçekleştirmiş. Sadece 4 yıl içinde listedeki şirket sayısının 2’den 7’ye çıkması şüphesiz ciddi bir başarı. Aselsan Genel Müdürü Haluk Görgün ve çalışma arkadaşlarının ilk 50’ye giren bir Türk şirketini dâhil eden gayretleriyle daha yukarılara yolcukları da devam edecektir.

“Top 100” listesinde yer alan şirketleri ülkelere göre adet olarak sınıflandırdığımızda ABD, İngiltere, Çin ve Türkiye şeklinde sıralanıyor. Ancak bazı ülkelerden şirketler bu listede yer almak için başvurmadığı için bu tablonun dünya savunma sanayi sektörü hakkında bir fikir verdiği, kesin neticeler içermediğinin bilinmesi gerekir.

Bir başka detay ise zırhlı kara aracı üreticisi FNNS’in listede dikkat çeken tek özel sektör savunma şirketimiz olması. Kamuyla bağlantısı olmayan FNNS’in başarısında çeşitli ülkelere yaptığı rekabetçi ihracat ürünlerinin yer aldığına özellikle vurgu yapmak gerekir. Ayrıca yine bu listede yer alabilecek bir şirketimizin de katılmamış tercih ederek, başvuru yapmadığı için isminin anılmadığını belirteyim.

Not etmek istediğim husus da bu sene içinde görevinden ayrılan Havelsan eski Genel Müdürü Ahmet Hamdi Atalay’ın 2015’te göreve geldiğinde “Defence News Top 100” listesinde yer alma hedefine ulaşmış olması. Atalay’dan sonra göreve gelen Havelsan Genel Müdürü Mehmet Akif Nacar bu çıtayı daha da yukarı taşıyabilir.

Bakalım gelecek yılın “Top 100” listesi nasıl olacak?

Savunma sanayinde dışa bağımlılığı azaltmak için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başlattığı “Milli Teknoloji Hamlesi” vizyonunun izlerini TUSAŞ’ta görmek mümkün. TUSAŞ, bu vesileyle son yıllarda sahip olduğu bilgi ve tecrübe birikimini geleceğin hava platform araçlarının tasarlanması ve üretiminde kullanmaya ağırlık verdi.

Havacılık alanında üretimini gerçekleştirdiği platformalar ve uzay alanında sürdürdüğü faaliyetleriyle birlikte TUSAŞ, dünya havacılık ekosisteminin önemli şirketleri için de üretim ve montajı gerçekleştiriyor. Yapısal parçaları ile de Türkiye’nin öncü havacılık şirketi misyonunu sürdürüyor. Geçen yılki toplam cirosu 2 milyar 266 milyon dolar olan cirosuyla da 16 basamak yükselerek ilk 100’de hızlı yükseliş gösteren iki şirketten birisi oldu.

Dünya’da sadece ABD, Rusya ve Çin’in gerçekleştirdiği 5’inci nesil savaş uçağını ülkemizin yerli kaynaklarıyla gerçekleştirmek için çalışan TUSAŞ, Milli Muharip Uçak (MMU) projesiyle önemli bir misyon üstlenmiş durumda.

TUSAŞ Genel Müdürü Temel Kotil’in ilk 100 listesi için hedefi ise ilk 10’da yer almak. Bu hedefe ulaşmak için TUSAŞ’ın projeleri arasında yerli imkânlarla geliştirilip üretilen ilk genel maksat helikopteri GÖKBEY, İHA’lar, Hürkuş temel eğitim uçağı gibi hava aracı platformları bulunuyor.

Güneş paneli üretiminin entegre olarak tek çatı altında toplayan ve bu özelliği ile dünyada tek olan Kalyon Güneş Teknolojileri Fabrikası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla açıldı. Hayırlı olsun. Ülkemiz için tartışmasız önemli bir tesis. Türkiye’nin yenilebilir enerji kaynaklarına yatırım yapılırken şimdiye kadar bu konunun teknoloji tarafı epeyce gerilerde kalmıştı. Böylece bu yaklaşımda değişecek gibi görünüyor. Ancak son çıkılan güneş ihale şartnamesinde halen daha yerli teknolojiye vurgu yapılmadığının, yerli ve milli teknolojilerin önünün açılmadığının, yabancı şirketlerin işlerinin kolaylaştırıldığının altını çizeyim.

Kalyon’un fabrikasında güneş paneli teknolojisi Türkiye’ye kazandırılacak, Avrupa ve Ortadoğu’daki tek entegre güneş paneli tesisi olacak. Fabrika güneş paneli üretim teknolojilerinin tümüne; ingot (cevher), wafer (plaka), hücre ve modül olarak 4 ayrı bölümüne sahip olacak. Üretim hattına ham madde olarak giren silisyum (kum) madeni hattın sonunda yüksek verimliliğe sahip güneş paneli olarak çıkacak. Burada üretilen güneş panelleri ilk etapta Kalyon’un ihalesini kazandığı Konya Karapınar’daki sahalara ancak yetecek. Peki ya Türkiye’nin diğer alanlardaki güneş panellerini kim üretecek? Bu alanda faaliyet gösteren yerli ve milli Türk şirketlerine bu aşamada ve zaman kaybedilmeden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın destek olması gerekiyor. Bunun yolu da son çıkılan ihale şartnamesinin ilgili maddesinin düzetilmesinden geçiyor.

Hali hazırda da tamamen Türk mühendisleriyle güneş enerjisi santrali üretme yoluna girmiş, tüm aşamaları sıfırdan yerli ve milli teknolojilerle yapan şirketlerimiz var. Lütfen bunların kıymetini bilelim. Düzenlemelerimiz milli ve yerli olsun. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başlattığı “Milli Teknoloji Hamlesi” vizyonuna uygun olsun.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!