Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Dünya doğalgaz piyasasındaki gelişmeler ve ülkemize yansımaları sıklıkla gündeme geliyor. Bu yıl hem doğalgaz tüketimi düştü, hem de pahalı boru gazının yerini ucuz Sıvı Doğal Gazın (LNG) ikame etmeye başladı. Boru hatlarıyla tedarik edilen doğalgaz ile LNG rekabetinde dünya en yoğun günlerini yaşıyor. Bu sene dengeler ciddi olarak değişti.

Halbuki Rusya’nın enerji devi Gazprom 2010-2013 yıllarında Türkiye için açıkladığı projeksiyona göre 2020’de 60 milyar metreküp doğalgaz tüketimi bekleniyordu. Yaklaşık 5 yıl önce LNG’in piyasaları bu kadar değiştireceği tahmin dahi edilemiyordu.

Diğer taraftan Türkiye’yi dünya sıralamalarında ön basamaklara taşıyan bir de LPG piyasamız var. Doğalgaz kesintilerinde LPG’nin acil ikame ürün olarak da devreye girdiğinin altını da çizeyim.

Sıvılaştırılmış petrol gazı veya Likit Petrol Gazı (LPG) bütan ve propan gazlarından oluşan bir karışım. Doğalgazın çeşitli işlemlerden geçirilmesiyle veya ham petrolden üretiliyor. Normal şartlarda gaz halinde bulunan LPG, basınç altında sıvılaştırılarak her yere kolaylıkla taşınması ve depolanması kolaylaşıyor. Aynı zamanda LPG birim başı enerji verimliliği de oldukça yüksek ve çevreci bir enerji kaynağı. Bu detaydan sonra bakalım ülkemiz LPG’nin neresinde kalıyor?

Türkiye, LPG’li araç sayısı ve otogaz istasyon adedi açısından dünyada birinci sırada yer alıyor. Dünyanın en büyük onuncu, Avrupa’nın ise ikinci büyük LPG pazarı. LPG, dünyanın hemen her ülkesinde yaygın olarak kullanılırken, Avrupa’da dökme LPG, gelişmekte olan ülkelerdeyse tüplü LPG pazarı öne çıkıyor.

Hali hazırda ülkemizde yüzde 80 oranla LPG’nin en fazla tüketildiği otogaz pazarındaki ilk beş oyuncu şöyle; Aygaz, İpragaz, Petrol Ofisi, Shell ve Milangaz.

Ancak pazarda rekabet yoğun olduğu kadar şirket birleşmeleri, yeni stratejilerle sektöre dahil olan OYAK gibi gruplar da söz konusu. Bu sebeple sektöre biraz daha yakından bakmakta fayda var.

OYAK daha önce TOTAL ve M Oil markalarını çatısı altına almıştı. Ağustos’ta ise yaklaşık bir yıldır devam eden görüşmeler sonrasında Milangaz’ı bünyesine aldı. OYAK’la birlikte sektör de daha dinamik hale geldi. Şimdi pazardaki duruma bir büyüteç tutalım.

Son istatistiklere göre Türkiye’de her yıl yaklaşık 60 milyon adet 12 kg’lık mutfak tüpü satılıyor. Her yıl araçlarda ise yaklaşık 200 milyon depo otogaz tüketiliyor. Kısacası 2019’da toplam 4 milyon 177 bin 612 ton LPG satılmış.

LPG sektöründeki bu tüketim oranlarından devlet geçen yıl ÖTV ve KDV bazlı vergi geliri olarak yaklaşık 11 milyar TL tahsil etmiş. Otogaz, tüplü ve dökme olarak satılan LPG sektöründe yüzde 80,3 pazar payı ile açık ara otogaz lider. Tüplü gazın payı yüzde 17,44 ve dökme gaz yüzde 2,26.

Rekabetin çok yoğun, kâr marjların düşük olduğu sektörde otogazda pazar lideri yüzde 21,9 ile Aygaz. Yüzde 12,6 ile Petrol Ofisi ve yüzde 11,6 ile Shell ilk üçü paylaşıyor.

Aygaz yüzde 41,5 ile tüplü gaz segmentinde de birinci basamakta. Yüzde 29,1 ile İpragaz ikinci ve onu yüzde 19,2 ile Milangaz takip ediyor.

Dökmegaz da ise yüzde 43,8 ile İpragaz liderliği elinde bulundururken, onu sırasıyla Aygaz ve Milangaz takip ediyor.

Yukardaki dağılımın bayii sayılarına yansıması ise şöyle: Aygaz 1734 bayii ve yüzde 16,1 pazar payı ile birinci. Petrol Ofisi 1399 bayii ve yüzde 13 pazar payı ile ikinci, Shell 846 bayii ve yüzde 7,8 pazar payı ile üçüncü, İpragaz 657 bayii ve yüzde 6,1 pazar payı ile dördüncü; Milangaz 544 bayii ve yüzde 5 pazar payı ile beşinci.

Otolarda LPG tüketiyoruz

Türkiye otogaz pazarındaki mevcut rakamlar dünyanın en büyük ikinci büyük otogaz pazarı olduğumuza işaret ediyor. Daha ilginci LPG’li araç sayısı Türkiye’de liderliğe koşuyor. Ülkemizde yaklaşık 12,5 milyon binek aracın yüzde 37,2 si LPG’li. Dizellerin oranı yüzde 38,1 ve yüzde 24,2’si ise benzinli.

Ancak toplam otogaz tüketiminin benzin tüketiminden fazla olduğuna işaret etmekte fayda var. Zira LPG’nin binek araçlarda yaygın kullanılması nedeniyle dünyadaki kullanım oranlarından farklı bir tablo karşımıza çıkıyor.

Tüpgazdan vazgeçmiyoruz

Tüplü LPG, en kolay taşınabilir enerji kaynağı olması sebebiyle yaygın kullanılıyor. LPG, ev tüketimi ve ev dışı tüketim diye iki ana kategoride değerlendiriliyor. Evlerde ocak ve şofbenlerde, ev dışında ise ticari ve endüstriyel alanlarda pişirme, kapalı ve açık alan ısıtması, üretim prosesi, forklift vs. yerlerde kullanılıyor.

Ülke olarak LPG tüketiminin yüzde 25’ini yerel rafinerinden, yüzde yüzde 75’ini ise ithalat yolu ile karşılıyoruz.

Otolar LPG’yi yukarı taşıyor

Türkiye’deki LPG pazarı özellikle otogaz pazarında yaşanan büyümenin etkisiyle son beş yıldır yukarı doğru bir ivme yakalamış durumda. LPG piyasası 2015-2019 yılları arasında toplamda yüzde 10 oranında büyümüş. Aynı dönemde tüplü pazar yüzde 9 daralmış, ancak otogaz tarafındaki yüzde 18 büyüme yaşanmış.

Özellikle otogaz pazarındaki artış eğilimi LPG pazarının önümüzdeki yıllarda da büyümeye devam edeceğini gösteriyor. Tüplü LPG pazarı doğal gazın etkisiyle düşük düzeyde kalacağı, dökme LPG’nin de mevcut hacmini koruması tahmin ediliyor.

Alım gücü zayıf vergisi yüksek

LPG’nin her yere taşınabilir enerji kaynaklarının başında gelmesi, en ücra köşelerde dahi enerji sağlaması önemini korumasını sağlıyor. Doğal gazın yaygınlaşmasıyla tüplü LPG tüketiminde görece daralma yaşanmasına rağmen Türkiye, bu alanda dünyanın en büyük pazarlarından birisi...

Doğal gazın ulaşmadığı kırsal bölgelerde tüplü LPG en önemli enerji çözümlerinin başında geliyor. Diğer bir ifadeyle şehir dışında, kırsal bölgelerde gelir seviyesinin düşük, alım gücünün zayıf olduğu yerlerde tüplü LPG tüketiliyor. Ancak doğal gaza nazaran daha yüksek vergi oranlarının olduğu LPG’deki bu vergi yükünün alım gücü zayıf vatandaşa yüklenmesi ilginç bir durum. Kesinlikle tüketici kitlesinin alım gücü dikkate alınarak yeniden düzenlenmesi yapılması gerekir.

Yeni oyuncu OYAK’lı Milangaz

Milangaz yeni evine taşınmadan önce, 2019 yılını toplam 670 bin ton üretim kapasitesiyle kapattı. Şu an 1200 tüplü gaz, 545 otogaz bayii ile yaygın bir ağa sahip. 5 ikmal termal tesisi ve 19 dolum tesisi bulunuyor. Yaklaşık olarak bin personelle faaliyetlerini sürdürüyor.

Merak-ı mucibim bu tablonun OYAK ile birlikte nasıl değişeceği. Çünkü OYAK ciddi anlamda akıllı bir strateji yaparak bu sektöre girdi. Bu sene entegrasyon ile geçeceğinden özellikle 2021 sonu rakamları ilginç olacak.

Yap-İşlet-Devret (YİD) modeliyle hizmete sokulan köprü ve otoyollarının döviz bazlı geçiş ücretlerinin yüksekliği, cep yakması gündemden düşecek gibi görünmüyor. Özellikle de döviz böyle yüksek seyrettikçe kamuoyu da hesap kesim tarihlerinde bu konuya tartışmaya devam edecek.

Tartışmanın iki cephesi var; Birincisi vatandaşın cebinden çıkan para. İkincisi ise köprü ve otoyollardan geçen araç rakamlarının garantileri karşılamaması sebebiyle devletin kasasından ilgili şirketlere ödenen rakamlar. Korona virüs salgını, bölgemizdeki tartışmalar ve TL’nin değer kaybı sebebiyle gerek Türkiye ekonomisindeki durgunluk ve gerekse küresel ekonomideki çalkantılar nedeniyle döviz bazlı YİD projelere ödenen rakamlar daha dikkat çekici oluyor.

Osman Gazi Köprüsü’nün yüzde 50 indirime rağmen vatandaşın alım gücünün çok üstünde kalan geçiş ücreti ve buna rağmen garanti edilen araç geçişlerinin olmaması elbette düşündürücü. Hatta yüzde 50 indirime rağmen köprünün kullanımı çok az.

Köprünün devamındaki otoyolları, diğer köprü ve projelerde de sorunlar aşağı yukarı aynı. Yakında bunlara araç geçiş ücreti 15 euro olan Çanakkale Köprüsü de eklenecek. Üstelik dolar veya euro bazlı olan rakamlarda sabit değil. Onlarda yıllara göre artığı için tartışmalar katlanıyor. Mesela 35 dolar geçiş ücretiyle başlayan Osman Gazi Köprüsü 45 dolar seviyelerine geldi. Diğer projelerde de kredilerin temin edildiği ülke ve finansman şartlarına artışlar oluyor.

İstanbul-İzmir Otoyol Projesi 4 bölümden oluşuyor. Osman Gazi Köprüsü ilk devreye giren bölüm olduğu için en fazla tartışılan oldu. Otoyol tarafındaki ücretleri ise kamuoyu bu sene uçtan uca test etmeye başladı. Otoyolda km başına geçen 5 sent ile başlayan fiyatlarda 7 sent seviyelerine yükseldi. Ancak otoyol tarafında garantiler karşılanmış olsa dahi 4 bölümlük proje için devletin kasasında para çıkmasını engelleyecek gibi görünmüyor.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve diğer projelerde hesap kesimleri yıllıkken 6 ayda bire çekildi. Özellikle döviz kurlarının hareketliliği böyle netice doğurdu. Mesela daha önce geçiş ücretleri için düzenlemeler her senenin başında yapılıyordu. Şöyle bir tablo söz konusuydu. 2 Ocak 2018’de 1 dolar 3,77 TL olarak, 2 Ocak 2019’da ise 5,27 TL olarak işlem görmüştü. Ağustos 2020’de ne olduğu hepimizin malumu.

Dolayısıyla köprüden geçelim veya geçmeyelim bu tartışmanın bir parçası olmaya devam edeceğiz.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!