Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Türk Hava Yolları (THY) son 4-5 yıldır hava kargoya özel önem vermeye başlamış, stratejilerini de bu yönde kurgulamıştı. Kovid-19 salgın döneminde ise bu yaklaşımının ciddi anlamda karşılığını aldı. Hava kargoda pazar payını artırdı ve büyümeye devam etti. Korona aşısının nakliye ve lojistiği sebebiyle de dünyada ismi anılan 5-6 havayolundan birisi haline geldi.

Halihazırda THY’nin hava kargo filosuna her sene 2-3 adet Boeing 777 Frieghter uçağı katılıyor. Şu an yolcu uçaklarının altında taşınan (Belly cargo) kapasiteye ilave olarak THY’nin alt markası Turkish Cargo’nun filosunda toplam 25 adet kargo uçağı bulunuyor. Bunun 18 adedi (10’u Airbus 330-200F ve 8’i adedi ise Boeing 777F kargo uçağı) THY’ye ait. Diğer 7 adedi başka hava kargo şirketlerinden kiralık. THY yönetimi son aldığı kararlar işte bu yapıyı şirketleştirerek, ayrı ve özel hale getirecek.

THY’den Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan açıklamada yeni bir kargo şirketi kurulacağı açıklandığında bazı yanlış anlaşılmalar oldu. Halbuki bahsedilen şirketin her türlü altyapısı tamam. Sadece organizasyonun resmileşmesi için karar alınması ve gerekli işlemlerin yapılması gerekiyor.

Ancak THY Yönetim Kurulu her nedense benzer şirketleşme adımını Anadolujet için yıllardır atmıyor. Turkish Cargo’ya göre çok daha öncelikli sebepleri ve nedenleri olmasına rağmen Anadoljet ayrı bir şirket olarak yapılandırılmadı. Bir network (uçuş ağı) havayolu olan THY maliyetleriyle, düşük maliyetli havayolu (Low-Cost Carrier) Anadolujet’in operasyonları bir yönüyle maliyetli yapılıyor. Kovid-19 salgını sebebiyle kargonun öne çıkmış olabilir, tahminimce normalleşme başlayınca Anadolujet için de şirketleşme adımları atılacaktır.

Turkish Cargo, rekabet avantajından en üst düzeyde faydalanması için yüzde 100 THY iştiraki olan bir hava kargo şirketine dönüşecek. Hafta içi Atatürk Havalimanı’nda Turkish Cargo’nun merkezinde yarım gün geçirdim. Çok farklı, eğitimler, sertifikalar isteyen uluslararası stratejik bir iş. THY, alt markasıyla birlikte taşıdığı hava kargolarla şu an dünyanın 6’ncı şirketi. Bu yaz bir dönem 5’nci sıraya kadar da gelmişti. Dolayısıyla dünyada ilk 10’a girmiş bir operasyon ayrı bir şirketleşmeyi çoktan hak ettiği söylenebilir.

Koronavirüs aşıları soğuk halkası korunarak nasıl taşınacak? Hangi şirketler bunu yapabilecek? Rekabet kimler arasında geçecek? Tartışmaları arasında Turkish Cargo yeniden gündeme gelmişti. Hatta Çin’den Brezilya’ya taşıdığı Korona aşılarıyla bu işe çoktan hazır olduğunu ilan etmişti. Üzerine şirketleşme haberi geldi.

THY ilaç taşıma için gerekli olan ve IATA tarafından verilen ‘Yüksek Sertifikasyon (CEIV) Belgesi’ni 2016’da dünyada ilk alan şirket olmuştu. Bu sertifikasını 2020’de de yeniledi. Üzerine canlı hayvan, taze meyve sebze ve bitki gibi başka nitelikli ürünleri taşımak için gerekli olan sertifikaları da ekledi.

THY şu an dünyada soğuk zincirle taşıma yapan 4 şirketten birisi ve dünya pazarından aldığı pay yüzde 7. Normal dönemlerde hava kargo ile taşınan malların yaklaşık yüzde 80’i yolcu uçaklarının altında, yüzde 20’si ise kargo uçaklarıyla taşınıyor. Fakat THY’de bu oran hava kargoya özel yatırım yapılması sebebiyle yüzde 60 yolcu uçağı, yüzde 40 kargo uçağı şeklinde gerçekleşiyor. Korona salgınından bu sebeple diğer şirketlere göre daha az etkilendi. Yolcu uçaklarını da kargo olarak kullanan ilk şirketlerden oldu.

'Prieghter' böyle doğdu!

Salgın dönemiyle eve kapanmalar başlayıp, yolculu uçuşlar durdurulunca hava kargoların taşınmasında ciddi sorunlar ortaya çıktı. Başta tıbbi malzemelerin taşınması olmak üzere kargoların nakliyesinde yolcu uçakları (Passenger) devreye sokuldu. Kabin içinde yolcu koltuklarının üzerinde eşya taşınması için her bir paketin 70 kg. geçmeyecek, bulunduğu yere bağlanacak, hareket etmeyecek ve içerikleriyle ilgili prosedürler yayınlandı. Yolcu koltuklarında eşya taşınmasıyla yeni bir uçak modeli veya tanım ortaya çıktı. Frieghter (kargo) ile passenger’ın karışım “Prieghter” uçaklarla tanışmış olduk. THY’de bu süreçte tüm Boeing 777 model yolcu uçaklarını devreye alarak, 3 bine yakın sefer yaptı.

Aşı için 'Aktif Taşıyıcı Konteynır'

THY alt markası Turkish Cargo ile Kovid-19 aşılarını taşımak için de ilave önlemler alıp, yatırımlar yaptı. Atatürk Havalimanı’ndaki merkezlerinde tüm detayları gördüm. Özel soğuk zincir odalarını inceledim. 150 adet ‘Aktif Taşıyıcı Konteynır’ın (RKN) aynı anda soğuk bir ortamda ve elektrik hattıyla beslenecek şekilde imkanlar oluşturulmuş. Bu konteynırlar kendi bataryalarıyla sayesinde -20 dereceye kadar bir ürünü muhafaza edebiliyor. Bir konteynırda yaklaşık olarak 100 bin aşı taşınabiliyor. Tabi adetler aşıların hacmi ve korunması gereken soğuk zincirle yakından ilgili…

Mesela Biontech’in -70 derece soğuk halkasında taşınması gereken aşısı, işte bu -20 derecelik konteynırlarla taşınacak. Aşılar etrafındaki özel ambalajlı kuru buzlu paketiyle -70 derece taşınmasında bu şekilde olacak. Gittikleri havalimanlarında, şehirlerde bu konteynırlar 48 saate kadar sorun yaşamayacaklar. Yetkililerden aldığım bilgiler böyle…

Soğuk halkasıyla taşınan aşıların özel donanımlı konteynırlar sebebiyle yolcu uçaklarının kabininde taşınması söz konusu değil.

Koronavirüs aşısı dünyanın en önemli 40-45 merkez havalimanından, 400 adet ilaç koridoru olarak tanımlanan hatlarda taşınacak. Bu hatların ve 400 ilaç koridorunun anlamı, gidilen havalimanlarında soğuk zinciri koruyacak donanımlı, sertifikalı altyapının olması.

Netice itibariyle THY, önemli bir pazarda, hava kargo piyasasında bundan sonra “Turkish Cargo” olarak yer alacak. Peki hava kargo Pazar payı açısından bakıldığında dünyanın en büyük şirketleri kimler?

Dünya hava kargonun 7 Lideri

  • 1) Katar Airways
  • 2) Cathay Pacific (Hong Kong)
  • 3) Cargolux (Luxemburg)
  • 4) Emirates
  • 5) Lufthansa
  • 6) THY
  • 7) Air France/KLM

THY Anonim Ortaklığı’nın şu an itibariyle 5 adet bağlı ortaklığı bulunuyor. Bu listeye yakında Turkish Cargo da resmen eklenecek.

  • 1) THY Teknik A.Ş.
  • 2) THY Uçuş Eğitim ve Havalimanı İşletme A.Ş.
  • 3) THY Havaalanı Gayrimenkul Yatırım ve İşletme A.Ş.
  • 4) THY Uluslararası Yatırım ve Taşımacılık A.Ş.
  • 5) Cornea Havacılık Sistemleri San. Ve Tic. A.Ş

Ayrıca THY AO’nun şu an 12 adet de çeşitli oranlarda katılım sağladığı iş ortaklıkları var.

  • 1) Güneş Ekspres Havacılık A.Ş.
  • 2) THY DO&CO İkram Hizmetleri A.Ş.
  • 3) P&W T.T. Uçak Bakım Merkezi Ltd. Şti. (TEC)
  • 4) TGS Yer Hizmetleri A.Ş.
  • 5) THY OPET Havacılık Yakıtları A.Ş.
  • 6) Goodrich Thy Teknik Servis Merkezi Ltd. Şti.
  • 7) Uçak Koltuk Sanayi ve Ticaret A.Ş
  • 8) TCI Kabin İçi Sistemleri San ve Tic. A.Ş. (TCI)
  • 9) Vergi İade Aracılık A.Ş.
  • 10) Air Albania Arnavutluk
  • 11) We World Express Ltd. Hong Kong
  • 12) TFS Akaryakıt Hizmetleri A.Ş.

Kovid-19 öncesi tecrübeli yolcuların uçak seyahatlerindeki profesyonel davranışı, salgın sonrasında uçak içinde bulaş riski en büyük uygulamalar olarak görülüyor.

Çünkü tecrübeli yolcular tek koridorlu ekonomi uçuşlarında cam kenarını tercih etmiyorlar. Bunun yanı sıra kan dolaşımı için sürekli ayağa kalkıp yürüyüş yapmak istiyorlar. Bazıları kabin üstünde yer alan el bagajlarına hızlı ulaşmak, kabin ekipleriyle daha yakın olup ihtiyaçlarını çabuk iletmeyi arzuluyor. Ancak Kovid-19 süreci tecrübeli yolcu kavramında da birçok değişikliğe sebep oldu. Eski alışkanlıklarını bir tarafa bırakıp yeniliklere yönelmelerinin gerekliliği ortaya çıktı.

ABD'de Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) tarafından “Seyahatlerin Kovid-19'u yayması” hakkındaki uyarıları üzerine yapılan araştırmalarda, uçakların diğer alanlara göre daha güvenli olduğu, uçak içinde ise en güvenli yerin cam kenarı olduğu belirtiliyor. Sık seyahat eden tecrübeli yolcuların koridor kenarını tercihleri böylece riske giriyor. Araştırmada kıtalararası 10 ABD uçuşunda, tek koridorlu uçakların ekonomi sınıfındaki yolcu davranış ve hareketleri incelenmiş.

İnceleme yapılan 7 uçuşta boş koltuk yoktu. Diğerlerinde ise 2, 3 ve 17 boş koltuk vardı. Her uçuşta 10 kişilik araştırma ekibi, tek koridorlu uçaklarda ekonomi sınıfında oturan yolcuların ve mürettebatın davranışlarını ve hareketlerini kaydetti.

Yolcuların yüzde 38'inin uçuş sırasında koltuklarından hiç ayrılmadığı, yüzde 38'inin bir kez, yüzde 13'ün iki kez ve yüzde 11'inin ikiden fazla ayrıldığı gözlemlendi. Hareket eden her yolcu koltuk dışında 5,4 dakika süre geçirmiş. Koltuklardan en az bir kez ayrılma oranı oturulan konumuna göre değişiyor. Pencere kenarında oturan yolcuların yüzde 43'ü, orta koltukta oturan yolcuların yüzde 62'si ve koridorda oturan yolcuların oranı yüzde 80’i uçuş sırasında en az bir kez hareket etmiş. Yolcuların yarısı uçuş sırasında tuvalet kullanmamış. Yüzde 38'i bir kez, yüzde 9'u iki kez ve yüzde 3 ise ikiden fazla kullanmış.

Test edilen 10 uçuşta 825 kişi tuvalet sırası bekledi. Ortalama süresi ise 4.3 dakika. Yolculardan ayağa kalkıp kabin üstü bagajını kontrol eden yolcu sayısı 135 ve ortalama süre 1 dakika. Ön lavaboda bekleme süresi arka lavabonun iki katı olarak belirlendi.

Sonuç olarak uçaklarda bulaşma riski olan bir yolcunun yakınında oturmayan yolculara doğrudan virüs bulaşma olasılığının düşük olduğu tespit edildi. Gerçek patojen yükünü ölçmek için ekipler uçuşlar sırasında 229 çevre örneği topladı. İnfluenza mevsiminde sekiz uçuş olmasına rağmen tüm testler negatif çıktı.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi, seyahat etmeyi önermese de uzmanlar, mikropların ve virüslerin, uçaklardaki filtreleme sistemi sayesinde kolaylıkla yayılmayacağını ve uçakların güvenli olduğun konusunda bilgiler veriyor. Özellikle yolcuların havalimanına girişte ateşlerinin ölçülmesi, ellerini yıkaması ve maske takması halinde uçakların güvenli olduğu belirtilirken uçağın havalandırılmasının da önemli olduğunun altı çiziliyor.

Uçaklarda koridor tarafındaki koltuklar, salgınlarda ve özellikle bu dönemde insanların virüs kapma olasılıklarını daha yükseğe çektiği, dolayısıyla cam kenarında oturmanın virüse karşı daha koruyucu olduğu da araştırmayla ortaya çıkan gerçek.

Havacılık sektöründe büyük değişimlere yol açan Kovid-19 salgını, şehirlerin hava bağlantı sıralamalarını da değiştirdi. Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği’nin (IATA) dünyadaki şehirlerin ne kadar iyi bağlantı kurduğunu ölçen ‘Hava Bağlantı Endeksi’ bu yıl ilginç neticeler ortaya koydu.

Şehirler arasındaki hava bağlantısı, modern ekonominin işleyişi için hayati önem taşıyor. Pazarlar arasındaki temel ekonomik faaliyetlerin akışının en göstergesi olarak ortaya çıkıyor. Şehirlerarasında doğrudan ve verimli bağlantılar; Kargo, yolcu, sermaye, teknoloji ve fikirlerin akışına imkân sağlıyor.

2019'un “En Bağlantılı Şehri” Londra, sekizinci sıraya geriledi. Yerini ise Şangay aldı. IATA'ya göre, İngiltere'nin başkenti Londra bir önceki yıldan bu yana bağlantıda yüzde 67’lik bir düşüş yaşadı. Halbuki Londra, 2019’da Stansted, Luton, London City ve Southend ile birlikte ana havalimanları; Heathrow ve Gatwick’in de katkısıyla 126,5 milyon yolcunun dünyanın başka şehirleriyle buluşmasını sağlamıştı.

Ekim 2020 istatistikleri Heathrow Havalimanı’nda uçuş trafiğinde yüzde 82, yolcu trafiğinde yüzde 69 düşüş meydana geldiğini gösteriyor. Ayrıca havalimanı üçüncü çeyrekte de 1.96 milyar dolar zarar açıkladı. Birleşik Krallık, Kasım 2020'nin başında başlayan kısıtlama önlemlerine girdikten sonra durum daha da kötüleşti. Bu yılın yolcu rakamları ise 2019’un dörtte birinden bile daha az gerçekleşmesi bekleniyor.

2020'de en çok bağlantı sağlayan ilk dört şehrin tümü Çin'de. İlk sırada Şangay, onu Pekin takip ediyor. Üçüncü ve dördüncü sırada Guangzhou ve Chengdu, altıncı sırada ise Shenzhen izliyor. Halbuki Pekin ve Şanghay dışında, Çin’den hiçbir şehir 2019’da en iyi bağlantılı şehirler arasında ilk 10’da yoktu. Uluslararası seyahatler hala sınırlı olsa da Çin’in iç hatlardaki dinamik yapısı ve Kovid-19 salgınını kontrol etme başarısı bu tablonun ortaya çıkmasını sağladı. Şüphesiz bu sonuçların olağanüstü bir dönemde gerçekleştiğinin unutulmaması gerekir.

ABD Kovid-19’a yenildi

Kovid-19’u en ağır şekilde yaşayan New York, sıralamada ciddi bir değişiklik yaşayan şehirler arasında. 2019’da “Dünyanın En Bağlantılı Şehir” sıralamasında üçüncüyken, IATA verileri 2020'de bağlantı yüzde 66 düşüş yaşayarak ilk 10’a giremediğini gösteriyor. 2019’da onuncu olan Chicago ise altıncı sıraya yükselirken, Los Angeles altıncı sıradan, yedinci sıraya geriledi. Dallas ve Atlanta da dokuz ve onuncu sırada yer aldı.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00