Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Havacılık sektörü 2020’de hayal dahi edemeyeceği sıkıntılarla karşılaştı ve en zor yılını yaşadı. Kovid-19’a karşı geliştirilen aşılarla “2021 geri dönüş yılı olacak mı?” şu günlerde en fazla merak edilen husus bu. Havacılık sektörünün 2019 seviyesine ne zaman döneceği elbette tartışılıyor. Ama asıl merak edilen olumlu havanın ne zaman geri döneceği ve seyahatlerin kısıtlamalar olmadan ne zaman başlayacağı…

Genel görüş ise mayıs ayıyla birlikte hava trafiğinde önemli bir artış olacağı yönünde. Öte yandan salgın sürecinin sektöre getirdiği ve kalıcı olacağı düşünülen yenilikler de var. Bu yeniliklerin birçoğu 2021’de de devam edecek gibi görünüyor. Hayatımızda kalıcı olacağını düşündüğüm 7 temel hususu araştırdım. Havacılık sektörünün güçlü geri dönüş yapabilmesinde bu yeni gelişmeler önemli rol oynayacak. Özetle dijital dönüşüm havacılık sektörünün hızlı gelişimine katkı sunacak. Bazı eski alışkanlıklar, ticari faaliyetlerde kendiliğinden ortadan kalkacak. Yeni dönemde trend olacak gelişmelere bir göz atalım.

1-Havayollarında birleşme devam edecek

Kovid-19 salgını sebebiyle yaşanan nakit akışı sorunu birçok havayolunu batma noktasına getirdi. Beraberinde birleşmeler gündeme geldi. 2021 yılında havacılığın eski günlerine dönebilmesi mevcut tabloyla mümkün değil. Hükümetlerin uygun formüllerle şirketleri ayakta tutması gerekiyor. Hisse satın alma, kredi desteği sağlama, hibe olarak yardımlar gibi çeşitli destek modelleri dünyada uygulanıyor. Aşıyla belli bir başarı kaydedilip, kısıtlamalar kalktığında şirketlerin faaliyetlerini yapacak şekilde güçlü tutulması şart. Aksi halde salgın sonrası faaliyet yapamayan şirketler nedeniyle ülkeler için yeni bir sıkıntı gündeme gelecektir. Ekonomide çarkların dönmesi için birçok sektörün önemli paydaşı olan havayollarının 2021’de iflasını önlemek, ayakta kalmalarına destek olmak Türkiye için de önemli. Dünyada salgınla birlikte ilginç birleşmeler oldu. Mesela Koreli bayrak taşıyıcı Korean Air, Asiana Airlines’ın hisselerini aldı. Benzer birleşmeler bu yılda devam edecek.

2-Daha yeşil bir gökyüzü olacak

2021’de havacılık endüstrisi daha yeşil operasyonlara imza atacak. Daha az yakıt tüketen uçaklar gökyüzünde olacak. Havayollarının filolarına kattığı Boeing 787, Airbus 350, Airbus A320neo, A321neo ve Boeing 737MAX gibi daha az yakıt tüketen uçak tipleri yaygınlaşacak. Bu modeller gökyüzünü daha az kirletmenin yanında operasyon maliyetlerini de en aza indirecek. Havayolları Kovid-19 salgınıyla birlikte düşen havayolu trafiğinde ilk önce operasyon maliyetleri yüksek olan uçakları filolarının dışına çıkardı. Şirketler yeni dönemde daha rekabetçi dönmek için yeni modellere yöneliyor. Daha az yakıt tüketen ve daha az bakım isteyen uçaklar yeni dönemin gözdesi olacak.

3-Kargo uçuşları artacak

Şu an havayollarının filolarının yaklaşık yüzde 30’u yerde yatıyor. Özellikle 2020 yılında B747 ve A380 gibi dört motorlu, büyük gövdeli uçaklar filolardan emekli edilmeye başlanmıştı. 2021’de de bu süreç devam edecek. Bunun yanı sıra dünya çapında yeni dönemde hava kargoya olan ilgi devam edecek. Yolcu uçaklarının altında taşınan kargolara ek olarak özel tasarım kargo uçaklarının sayısı da artacak. 2021’de özellikle başta aşı olmak üzere tıbbı malzeme taşınma işlemleriyle kargo pazarı büyümeye devam edecek. Türk Hava Yolları gibi özel kargo ağı olan şirketler başarılarını devam ettirecek.

4- Havayollarında rezervasyon alışkanlığı değişiyor

Rezervasyonlarda 2020’nin son çeyreğinde 2019’un son çeyreğine göre yüzde 78 azalma görüldü. Yolcular artık uzun rezervasyonlardan vazgeçti. Genellikle yapılan rezervasyonlar 1 ila 3 gün arasına kadar düştü. 2020’nin yaz günlerinde rezervasyonlarını son dakika yapanların rakamları yüzde 40 civarında oldu. Bu durum yeni yılda da devam edecek. Rezervasyonlar son dakikalarda yapılmaya devam edecek. Havayolları ve diğer tur şirketleri de buna göre yeni bir sistem geliştirmek zorunda kalacaklar. Havayolları gelecekte olacak talepleri tahmin etmekte zorlanacaklar. Havayolları 2021’de rezervasyonları sosyal medya üzerinde yapılan bilet aramaları, fiyat karşılaştırma satış verileri ve çevrimiçi aramaları baz alarak değerlendirecekler.

5- Uçuş planları kısa süreli olacak

Havayolları uçuş planlamalarını 2019’da 6 ila 8 aylık sürelere göre hazırlıyordu. 2020’de bu süreler belirsizlikler nedeniyle 3 aya kadar düştü. Hatta bazı havayolları bu planlamayı 6 ila 8 hafta arasında düzenlediler. Bu durum havayollarının operasyonlarını daha dinamik hale getirdi. Bu sayede fiyatlandırma ve ekipman taleplerinde daha hızlı geri dönüş sağlandı. Bu gelişmelerden olumlu sonuç alan havayolları 2021’de de daha dinamik operasyonlara imza atacak, uçuş planlamaları daha kısa süreli hazırlanacak.

6-Daha dijital bir seyahat

Gerçek zamanlı yolcu bilgileri, bildirim ve uyarılar havayolları ile yolcuları için daha önemli hale gelecek. Rezervasyon artık seyahat gününe yakın olarak yapılacağından, kısa bir süre içinde proaktif iletişime ihtiyaç olacak. Aksaklık dönemlerinde çok elzem olan hızlı iletişim yolcuların güvenini kazanmak için önemli hale gelecek. Havayoluyla seyahatler en yüksek seviyede temassız dönüşümü gerçekleştirecek. Şu an test ve deneme aşamasında olan IATA Travel Pass gibi yeni uygulama ve teknolojiler hizmete girecek.

7-Kiralık uçaklar yeni finansal modeller

Havayolları sektörün Kovid-19’da yaşadığı büyük krizle beraber uçak üreticilerinden sipariş ettikleri uçakları ya iptal ettiler ya da ötelediler. Filolarında bulunan, ama salgın sebebiyle yeterli seviyede kullanamadıkları uçakların gelirleri düştüğü için kiralama bedellerini ödemede sorun yaşamaya başladılar. Şu an dünyada havayolu filolarının ortalama yüzde 50 civarında kiralık uçak bulunuyor. 2021’de havacılığın hareketlense dahi havayolları birikimlerini erittikleri için nakit akışı sorunu yaşamaya devam edecekler. Bu durumda özellikle filodaki kiralık uçakların durumları tartışmalı hale geleceğinden Boeing ve Airbus gibi büyük uçak üreticileri, uçak kiralama şirketleri yeni finansal modeller geliştirmek zorunda kalacak. Uçakların kiralama modellerinin değişimi üzerine halihazırda birçok şirket çalışma yapıyor. “Kullandığı kadar öde” veya faaliyet bazlı fiyatlandırma ya da işletme modellerinde değişiklik gibi modeller söz konusu…

Yeni Delhi merkezli havayolu Air India şu an ilginç bir uçuş gerçekleştiriyor. Tamamı kadınlardan oluşan 4 kişilik kokpit ekibi havayolunun en uzun uçuşunu icra ediyor. San Francisco’dan başlayan uçuş Hindistan’ın Bangalore şehrinde son bulacak. Air India’nın AI-176 sefer sayılı uçak, 9 Ocak Cumartesi günü yerel saat ile 20.30’da ABD San Francisco Havalimanı’ndan başladı. Pazartesi günü yerel saatle 03.45’te Bangalore Kempegowda Havalimanı’na teker koyması planlanıyor.

Kaptan Zoya Aggarwal, Kaptan Papagari Thanmai, Kaptan Akansha Sonaware ve Kaptan Shivani Manhas’tan oluşan kadın kokpit ekibi, tarihi açılış uçuşunu gerçekleştirecek.

Uçuşun mesul kaptanı Zoya Aggarwal, 8 bin saatten fazla uçuş deneyimine ve 10 yıldan fazla pilotluk tecrübesine sahip.

Bu uçuş aynı zamanda Air India ve Hindistan’ın en uzun ticari uçuşu olacak. Havayoluna göre bu rotadaki toplam uçuş süresi, o günkü rüzgâr hızına bağlı olarak 17 saatten fazla sürecek. İki şehir arasındaki mesafenin 13 bin 993 km ve saat dilimi değişiminin de yaklaşık 13.5 saat olduğu notunu da düşelim.

Kasım ayında duyurulan bu özel Air India uçuşu, mürettebat olarak 4 kadın kokpit ve 12 kabin ekibinden oluşacak. Yüzde 100 doluluk oranıyla gerçekleştirilen seferde, 8 first class, 35 business class, 195 ekonomi sınıfı olmak üzere toplam 238 yolcu Boeing 777-200LR uçağıyla seyahat edecek.

Son yıllarda havacılık ve savunma şirketlerimizde yenilenme ve değişim süreci yaşanıyor. TUSAŞ, Havelsan ve HEAŞ bu sürece logolarını değiştirerek giren şirketlerimiz. Faaliyet alanlarının çeşitlenmesi, büyüyen şirket yapıları, yurtiçindeki etkinlikleri kadar yurtdışına yönelik ihracatları da artan şirketler teker teker logolarını da değiştiriyor.

Savunma ve havacılık alanında faaliyet gösteren şirketler içinde en fazla logo değiştiren ise galiba Aselsan. Türk Silahlı Kuvvetlerinin haberleşme ihtiyaçlarının milli imkanlarla karşılanması için 1975 yılında kurulan Aselsan’da bu kadar sık logo değişimi, eskinin izlerinin, anılarını silinmesi marka bilinirliği açısından sıkıntılı bir husus.

Alameti farika olan logoları zamanla geliştirmek ise sık rastlanan bir durum. Ancak belli aralıklarla logoları tamamen değiştirmek doğru bir yaklaşım değil.

Eski logoların şirketlerin yeni pozisyonlarını yansıtmadığı gibi değerlendirmeler ve dijital çağa uygun yeni logo talebi gibi ihtiyaç tanımları yapılıyor. Eğer şirketlerin vitrini, alameti farikası olan logolar çok fazla rahatsız edici bir durum ortaya koymuyorsa değişimlerinden yana olmadığımı belirteyim. Aynı logo üzerinde küçük değişimler, oynamalar veya eklemelerle devam etmesinin daha iyi olacağını düşünüyorum.

Eski logo

Bir kurum, marka, kuruluş, şirket, oluşum, topluluk veya fikri temsil eden içerisinde grafiksel ögeleri barındıran sembol ya da şekillere logo deniyor. Eskilerin deyimiyle alameti farika, ayırt edici önemli bir unsur, marka değeri olarak logolar önemli.

Son yıllarda logo değişiminde ilk adım 2018’de Türk Havacılık Uzay Sanayi’nden (TUSAŞ/TAI) geldi. Temel Kotil’in TUSAŞ Genel Müdürlüğü görevine getirilmesiyle yeni bir atılım dönemine geçildi. Logo da değiştirildi.

Şirketin İngilizce’den isminden kısaltılan TAI yerine Türkçe’den kısaltılmış adı TUSAŞ kullanılmaya başlandı.

Yeni logo da bu çerçevede daha çok yerli ve milli vurgusuyla yenilendi. “Özümüzle değişiyor, gücümüzle dönüşüyoruz” mesajıyla yeni dönem duyurulurken, “Küçük kırlangıcın büyük yolculuğu” sloganıyla “Sınırsız semadan, sonsuz uzaydan, yerlere, göklere, vatana, millete selam olsun” ifadesiyle yeni döneme geçiş yapıldı.

Geçen yılın son ayında ise Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) şirketlerinden Havelsan logosunu değiştirdi. Savunma, simülasyon, bilişim ve siber güvenlik alanlarında 1982’de faaliyete başlayan Havelsan, yaklaşık çeyrek asırdır kullandığı logosunu değiştirmedi, doğru bir kararla ve küçük dokunuşla yeniledi.

Yeni logo

Logo değişimi içinde Savunma Sanayi Başkanı (SSB) İsmail Demir, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı Genel Müdürü Sadık Piyade, Havelsan Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Murat Şeker, Havelsan Genel Müdürü Mehmet Akif Nacar ve diğer yöneticilerinin katılımıyla tören yapıldı. Törenle sadece logonun değiştirilmediği şirkette yeni dönemin de başlandığının işareti verildi.

Bu senenin ilk günlerinde logosuna el atıp, değiştiren son şirket ise HEAŞ oldu. Savunma Sanayi Başkanlığı iştiraki Sabiha Gökçen Havalimanı Meydan İşletmesi (otoritesi) olan Havaalanı İşletme ve Havacılık Endüstrileri AŞ (HEAŞ) 20. Yılı sebebiyle logosunu değiştirdi. Yenilikçi, dinamik ve modern teknolojiye uygun gelişim sağlayan yönünü vurgulamak adına HEAŞ logosu yeniden tasarlanmış. Bu değişim için bu kadar gerekçeye gerek yok. Zira HEAŞ’ın kontrolünde sadece bir meydan var. Burayı da nasıl işlettiği ortada. Logo değişimi kendileri için önemli olabilir, ama buranın iyi bir işletme yapısını kavuşması çok daha önemli…

Eski logo

Sabiha Gökçen Havalimanı’nın 2000 yılında ilk tanıtım filminin çekilmesinde benim de önemli katkım olmuştu. Kısacası ben çekmiştim. Dolayısıyla gelişimini yakından takip ediyorum. Logosunu değiştiren TUSAŞ/TAI, Havelsan ile Aselsan’ın da bir dönem hissedarı olduğu HEAŞ’ın hisseleri günümüzde çoğunlukla SSB ve TSKGV çatı altında yer alıyor.

Buyurun bu 3 şirketimizin eski ve yeni logolarına bir göz atın. Hangisi daha güzel kararınızı verin. Logoları değiştirmek mi, yoksa geliştirmek mi daha iyi olur? Değişen, yenilenen logolar şirketler için ne derece bir alameti farika olabilir? Logolarla şirketler ne kadar örtüşüyor? Şirketlerin logoları hakkındaki fikirlerinizi benimle de paylaşırsanız sevinirim.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00