Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2020” araştırması Kovid-19 salgını gölgesinde kaldığından detaylı analiz yapmak biraz sıkıntılı. Üretimden satış rakamlarının toplamına bakıldığında enflasyonla neredeyse aynı oranda büyüme gerçekleşmiş. Diğer ifadeyle çok az büyümüşüz.

Yıllık enflasyon yüzde 14,6 oranına karşılık İSO 500’ün büyüme oranı ise yüzde 15,3 olarak gerçekleşmiş. Bu veriler enflasyondan arındırılmış haliyle reel olarak yüzde 0,7 oranında bir artışa denk geliyor. Şüphesiz salgın şartlarında ayakta kalmak da başarıdır. Ama başka sıkıntılarımız da var. Ayrıca bu dönemde Ar-Ge yapan şirket sayısı azalmış, fakat Ar-Ge’ye ayrılan miktar artmış. Ancak çeşitlilik sağlanmamış, belli sektörlerle sınırlı kalınmış.

Şirketlerin gönüllü olarak katıldığı ankete dayalı İSO araştırması, kamunun ilgili birimlerince iyi incelenerek teşvik ve destekler için doğru bir yol haritası çıkarılmasında mutlaka değerlendirilmelidir. Çünkü halen daha düşük teknoloji yoğunluklu sanayi kurumlarımızla üretim yapıyoruz. Hâlbuki katma değer yüksek teknolojide, ancak İSO araştırması bu tarafta geri gittiğimize işaret ediyor. Yüksek teknolojinin payı 2019’de yüzde 6,9’dan 2021’de yüzde 6,4’e düşmüş. Bu neticeden hareketle Ar-Ge’ye nitelikli yaklaşmadığımız söylenebilir.

Bu dönemde kârlılıkta artış sağlanması, vergi öncesi dönem kârının yüzde 50,3 seviyesinde olması ise ilginç bir gelişme. Belki de bu araştırmada üzerinde durulması gereken hususlardan birisi bu… Diğeri ise yükselen döviz kuru. Fakat Kovid-19 salgını gibi önemli bir gerekçeyi her şeyin üzerini örtmede kullanılmasına göz yummamak lazım.

Rakamlara bir bakalım; 2019’da enflasyon oranı yüzde 11,84 seviyesinden yukarı doğru yükselişini devam ederek 2020’de yüzde 14,6’ya ulaştı. Döviz kurlarındaki artış enflasyonu da tetikledi. Dolar kuru 2019’da 5,95’ten 2020 sonunda 7,43 TL’ye sıçradı. Yaklaşık yüzde 30 oranında fakirleşmemize sebep oldu. Dolar kuru şu günlerde de 8,50 düzeyinde. Daha fazla fakirleşiyoruz. Bu durumu; yoksullaştığımızı ve paramızın değersizliğini geçen hafta Amerika’da geçirdiğim birkaç gün daha derinden hissettim.

İSO 500 araştırmasında yabancı sermayeli şirketlerin konumundan da ders çıkarılması gerekiyor. 2020’de yabancı sermayeli şirket sayısı bir önceki yıla göre 7 adet azalarak 110’a inmiş. Yabancı şirketler Türkiye’yi terk etmiş. Bunun gerekçelerine de elbette değinmek gerekiyor. Çünkü hem yabancı şirket sayısı azalmış hem de yabancı sermaye paylı şirketlerin temel göstergeler içindeki payları da küçülmüş.

Kısacası “salgın sürecindeyiz” söylemiyle izah edilemeyecek, geçiştirilemeyecek günler yaşıyoruz. Kovid-19 sürecinin dışında ekonomiye, üretime, verimliliğe, yatırımlara odaklanılarak sorunların ayrıştırılması, denklemin doğru kurgulanması lazım...

Savunma sanayi şirketleri “İSO 500” raporunda farklı eğriler çiziyor. Hepsi yukarı yönlü hareket etmiyor. Dolayısıyla savunma sanayimizin topyekûn iyi bir yıl geçirdiğini söylenemez. Fakat bu sektördeki oyuncuların da üretimden satış rakamlarıyla başarıya tabi tutulması doğru olmaz. Ancak üretimde, geliştirmede ve özel sektörden faydalanmada doğru model geliştirilirse, Türkiye için en fazla ümit vaat eden sektör olacaktır.

Henüz “İSO 500” araştırmasında savunma sanayi başlığı altında kategori olmadığından bu alanda faaliyet gösteren şirketlerde değişik yerlere dağılmış. Bazısı bilgisayar, elektronik, optik kategorisinde, bazıları ise ulaşım araçları bölümünde değerlendirilmiş. Savunma alanında faaliyet gösteren şirketler arasında yerini koruyan, yukarı doğru tırmanan ve aşağı konumlara gerileyenler söz konusu.

Mesela Aselsan’ın 11’nci basamaktaki yeri değişmemiş. Tüm şirketler içinde yerini koruyan ender şirketlerden ve aynı zamanda da en fazla kâr eden 3 kuruluştan birisi. İSO 500’ün en fazla kâr eden 3 şirketleri şöyle; 1) İskenderun Demir ve Çelik 2) Türkiye Şişe ve Cam 3) Aselsan.

Fakat en fazla ihracat yapan 3 şirket de yabancı ve üçü de otomotiv sektöründen: 1) Ford 2) Toyota 3) Oyak-Renault. Bu listenin önümüzdeki 5 yıl içinde yerli/milli savunma sanayi şirketlerimiz lehine değişmesi iyi olmaz mı?

Savunma sanayinde faaliyet gösteren diğer firmaların İSO 500’deki sıralamaları ise şöyle;

Türk Havacılık ve Uzay Sanayi AŞ (TUSAŞ) 31, Roketsan 56, Otokar 83, Havelsan 126, BMC 144, TUSAŞ Motor Sanayi AŞ (TEI) 174, FNNS Savunma Sistemleri AŞ 225, Alp Havacılık 306, Kale Havacılık Sanayi AŞ 460.

İSO 500 araştırmasında TMSF kontrolündeki bazı şirketlerin performansı da dikkatimi çekti. İstikbal Mobilya bir önceki yıla göre 19 basamak geri gitmiş 166’ncı olmuş. Bellona Mobilya 30 basamak gerilemiş 196’ncı olmuş. Ama rakip şirketleri mesela Doğtaş Kelebek Mobilya 116 basamak yükselmiş. Yataş da büyümeye devam etmiş. Benzer durum istisnalar hariç diğer TMSF kontrolündeki şirketlerde de söz konusu. “İSO 500” raporlarında bundan böyle TMSF’nin kontrolüne geçen, kayyım atanan bir kategori oluşturulması, ilgili şirketlerin kaç yıldır, bu çatı altında faaliyet gösterdiğine de işaret edilmesi faydalı olabilir.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00