Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin


Orman yangınlarının felaket boyutlarına ulaşmasının en önemli sebeplerinden birisinin yangın söndürme uçaklarının eksikliği olduğunu saklamanın bir anlamı yok. Bu tartışılıyor, ama Tarım ve Orman Bakanlığı ise Türk Hava Kurumu (THK) uçaklarını neden kullanmadığına dair kendi içinde çelişkili olan açıklamalar yapmaya devam ediyor.

Tam Bakan Pakdemirli, geri adım atmak üzereyken devletin zirvesinin olaya müdahil olmasıyla rahat nefes aldı. Ancak THK uçaklarının kullanılmaması başka bir şey Orman Bakanlığı’nın yaklaşık 3 yıldır zamanında uçak temin edememesi, ülkeye bir adet bile yangınlara müdahale edecek uçak kazandıramaması ayrı şey.

Tüm bunlara rağmen Orman Bakanlığı, şu yanlış açıklamayı yaptı: “Kamuoyunda tartışılan THK’ya ait CL-215 tipi eski teknolojiye sahip uçaklardır. Bu eski tip, piston motorlu uçakların kullanmış olduğu yakıttan dolayı sıklıkla ikmal sorunları ile karşılaşılmaktadır. Bu uçaklar yangınlarda etkili ve verimli olarak çalıştırılamadığından yangınlara müdahalede zafiyet oluşturmaktadır.”

Bu açıklama başta sona eksik, hatta bilgisiz birilerinin değerlendirmelerini yansıtıyor. Eski tip olması, bir iş makinesi konumundaki yangın söndürme uçağı için bir şeyi değiştirmiyor. Canadair CL-215 modelleri hızında, gücünde, performansında bakımları yapıldıkça bir sorun yaşamıyor. Bu uçakların yeni modellerini alıp, çalışan, iş yapan eski tipleri eleştirmek akıl işi değil. Bu uçaklarda kullanılan yakıt olan “Aviation Gassoline -Avgas” tedarikinde sıkıntı yaşanıyormuş. Uçaklar arızalı, sıkıntılı, hurda, motorları yok noktasından kullanılan yakıtı tartışma noktasına gelinmesi de önemli.


Tarım ve Orman Bakanlığı, kamuoyunda tartışılan yangınlara müdahale ve THK mevzusuna 12 soruyu cevaplayarak, karşılık vermiş. Ben de bakanlığın özellikle THK ve havacılığa dair bu cevaplarını tahlil edip, kendi bilgilerimle aydınlığa kavuşturacağım. Şu ana kadar benim hiçbir yazıma bakanlığın cevap veremediği, açıklama yapamadığı notunu da düşmüş olayım. Şimdi buyurun;

Soru:

THK uçaklarının kullanılmama nedeni nedir?

Bakanlığın cevabı:

Bakanlığımızın THK ile herhangi bir sorunu bulunmamaktadır. 2020 yılında 2 uçak, 2021 yılında 3 uçak ve 18 helikopter orman yangınlarıyla mücadelede kullanılmak üzere THK Gökçen Havacılık İktisadi İşletmesi´nin içinde bulunduğu ortaklıklardan kiralanmıştır. Kamuoyunda tartışılan uçaklar, THK´ya ait CL-215 tipi eski teknolojiye sahip uçaklardır. Bu eski tip, piston motorlu uçakların kullanmış olduğu yakıttan dolayı (piston motorlu uçakların kullanmış olduğu avgas yakıtı havaalanında bulunmamaktadır) sıklıkla ikmal sorunları ile karşılaşılmaktadır. Bu uçaklar yangınlarda etkili ve verimli olarak çalıştırılamadığından dolayı yangınlara müdahalede zafiyet oluşturmaktadır. Bu sebeplerle son yıllarda yangınlara daha etkili şekilde müdahale edilebilen Turboprop veya Turbofan motorlu uçaklar kullanılmaktadır.

Benim analizim:

Bakanlığın THK ile görünmeyen bir kavgası, uçaklarının kullanmamak için anlamsız inadı, sorunu var. Orman Bakanlığı, THK ile arasında sorun olmadığını anlatabilmek için geçen yıl ve bu sene THK Gökçen Havacılık İktisadi İşletmesi’nin içinde olduğu ortaklıklardan yaptığı kiralamaları örnek gösteriyor. Bu durum baştan sona çarpıtma ve art niyet içeriyor. Çünkü kısa süreli yapılan hava aracı tedariki ihalelerinde şirketler havacılık alanında kabiliyeti ve kapasitesi olan şirket arayışına giriyor. Veya bu özellikleri olanlar ihaleye giriyor. Türkiye’de THK özellikle yangın uçağı konusunda tek tecrübesi, teknik destek hizmeti kabiliyeti olan kurum. Yani bakanlığı tercihi sebebiyle değil, ihale şartları sebebiyle THK bu ortaklıklar içinde oluyor. Havacılıkta özellikle de hava araçlarının iş makinesi gibi kullanıldığı yerlerde eski teknoloji diye bir yaklaşım olamaz. Yerine yenisini koymadan eskisi eleştirmenin mantığı da yok. Yakıt tedariki, avgas sıkıntısı bakanlığın ilk defa gündeme getirdiği ama sektörü bilenlerin gülüp geçtiği bir husus. Bu uçaklar tamamen yangın söndürmek için tasarlanıp, üretilmiş modellerdir. Orman Bakanı Pakdemirli göreve gelmeden önce Türkiye’de kullanıldığı gibi birçok ülke tarafından da hali hazırda kullanılmaktadır.


Soru:

Orman yangınlarına müdahale uçakları alınacaktı, neden alınmadı?

Bakanlığın cevabı:

Orman yangınlarıyla mücadele çalışmalarında kullanılmak üzere amfibik uçaklardan kiralama usulü ile hizmete alınmıştır. Yangınlarla mücadele kapsamında 3 adet amfibik THK-CMC iş ortaklığı ile kiralanmıştır. Bir saat içerisinde 7 sorti yapabilen bu uçaklar, 12 ton su taşıma kapasitesine sahiptir.

Benim analizim:

Orman Bakanlığı, bu yıl orman yangınlarıyla mücadele için gerekli olan 5 amfibik uçak kiralama ihalesini zamanında yapamadı. Çok geç kaldı. İhaleye giren şirketlerde bu geç kalmanın cezasını çekti, 5 uçağı bulamadılar. Ormanlar yanmaya başladığında Türkiye’ye henüz tek bir tane kiralık yangın uçağını bile gelmemişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Putin ile görüşmesi sonrası 3 adet Beriev Be-200 model yangın söndürme uçağı getirilebildi.

Soru:

Şu an kullanılan uçakların özellikleri nedir? Bu uçakların Manavgat´taki yangına müdahale etmek için çok büyük olduğu doğru mu?

Bakanlığın cevabı:

Şu an kullanılan son teknolojik amfibik uçaklardır. Manavgat yangınında uçaklar etkili şekilde kullanılmıştır. Orman Genel Müdürlüğü, ormanlarımızın ihtiyaçları doğrultusunda 182 yıllık bilgi, birikim ve tecrübesi ile gerekli olan tüm tedbirleri almaktadır. Kullanılan araçlar da gerekli teknolojik donanımlara sahip, Orman Genel Müdürlüğü´nün ihtiyaçları doğrultusunda kiralanmıştır.

Benim analizim:


Bu uçaklar ekipleriyle kiralanmaktadır. Dolayısıyla yangınlarla mücadelede ekiplerin coğrafya bilgisi ve tecrübesi azdır. Uçaklar Orman Bakanlığı’nın ihtiyaçları doğrultusunda ve Türkiye’deki yangınlara müdahale edecek hava aracı çeşitliliği dikkate alınarak kiralanmadı. Tedarik edebilme durumuna göre hareket edildi. Çünkü geç kalındığı için uçak bulunamadı. Düşük devirli, amfibik THK yangın uçaklarından hizmet alınmış olsaydı, yaşadığımız felaketin boyutları daha az olacaktı. Ama uçak bulunamamasına rağmen THK uçakları da inad sebebiyle tercih edilmedi.

Soru:

Her yer yanıyor. Türkiye’deki THK uçakları ya da özel sektöre ait uçaklar yangına müdahale için kullanılamaz mıydı?

Bakanlığın cevabı:

Ülkemizde özel sektörde yangınla mücadelede kullanılabilecek teknik kapasiteye sahip uçak bulunmamaktadır.

Benim analizim:

Türkiye’de orman yangınlarıyla mücadele için hiçbir kamu kurumunun bünyesinde de uçak bulunmuyor. Ama THK’da şu tam 6 adet uçak görev verilmesi halinde 15 gün içinde uçuş ekibiyle hazır olabilir. Eğer THK özel bir kurum olarak kabul ediliyorsa uçağı da var. Teknik kapasitesi de var. Zaten bu teknik kapasitesi sebebiyle Orman Bakanlığı’nın şu an kullandığı uçak ve helikopterlerine THK destek veriyor.

Artık Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bu işin altından kalkamayacağı gayet net anlaşılmış durumda. Bu konuda görevin yeniden yapılandırılacak Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’na (AFAD) verilmesi gerekir. Türk Hava Kuvvetleri gibi fantastik yaklaşımlar doğru değil. Ehil bir kuruma, liyakat esaslı yaklaşımla sorumluluk verilmesi şart.

Öte yandan Cumhurbaşkanı’nın 6 THK uçağına görev vermesi için tek talimatı yeter. Kiralanan yabancı hava araçlarına ödenen 5-10 günlük maliyetle tüm teknik eksiklikleri giderilir ve bu uçaklar acil koduyla bir hafta gibi kısa sürede pilotları da göreve çağrılarak hazır hale getirilir. Yeter ki ortaya irade konsun.

Bu sıkıntılı dönemler atlatıldığında ise bu uçakları Türk Havacılık ve Uzay Sanayi AŞ (TUSAŞ/TAI) motor ve aviyonikler dahil baştan sona yenileyebilir. Ve elimizde 20 yıl daha kullanacağımız yangın söndürme uçak filosu olabilir. Ancak THK’nın geçmişteki yönetim anlayışı, yolsuzlukları, bu hadiselere hep para kazanma gözüyle baktığı dikkate alınması da icap ediyor. THK de sıkı denetim ve kontrollerle kendi yoluna devam eder. Afetlerle mücadele işini de kendine ait araç ve makine parkıyla AFAD yapar.

Cuma günkü yazımda TUSAŞ’ın Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın elindeki uçakları yangın söndürme uçağına dönüştürme projesini yazmıştım. 1998’deki bu işin başında olan arkadaşımı ziyaret edip, konuyu güzel bir haber, gelişme olarak duyurmuştum. İlk dönüştürülen uçağı inceleyerek yaptığım haberden bir yıl sonra 1999’da o uçak TÜPRAŞ yangının da ciddi görev üstlenmesine rağmen bu projenin devamı getirilmedi. Proje 3 yıl sonra iptal edildi. Dönüşüm bekleyen 15 uçak da adeta çöp oldu. Şimdi aynı hatanın tekrarlanmaması lazım.

Dolayısıyla THK’nın ayrı ellerindeki uçakların ayrı değerlendirmeye tabi tutulması gerekir.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın orman yangınlarıyla mücadeledeki beceriksizliği ülkeyi felaketin eşiğine getirdi. Bu ilgisizlik ve duyarsızlığın üzerinin örtülmesi ve daha fazla tartışılmaması için de “Ağaç üzerinden siyaset yapılmasını doğru bulmuyoruz” açıklamasını aralıklarla tekrarlıyor. Ancak mızrak çuvala epeydir sığmıyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı, orman yangınlarıyla mücadele için hava aracı temini ihalelerini son yıllarda çok kötü yönetti. Beceremedi ve bunun hesabını da kimse sormadı. Bir önceki yıldan ders çıkarıp bir sonraki yıl için önlem alamayan bir bakanlık ve onun hatalarının görmemezlikten gelinmesiyle orman yangın felaketini bu defa daha ağır yaşadık. THK uçaklarına tartışmadan uzak tutacak bir atılım, yerline konacak uçaklar da temin edilemedi. Asıl mesele THK uçakları değil, Türkiye’nin uçaksız kalmasıdır.

İşte bu atmosferde ilginç teklifler sunanlar, işleri karmaşık hale getirecek akıl verenler söz konusu. Orman yangınlarıyla mücadele görevinin de Türk Hava Kuvvetlerine verilmesini öneriyor. Türk Hava Kuvvetlerinin, ordumuzun şu dönemdeki ağır yükü akıllarına gelmiyor. Siyasiler beceremiyor, asker yapsın denerek kolaycılığa başka türlü karmaşaya kapı aralanıyor. AFAD gibi kurumlar varken akıllarına ordunun, askerin gelmesi ilginç. Ayrıca Türk Hava Kurumu’nun yolsuzluklarla anılmasının bir sebebinin de Türk Hava Kuvvetleri Komutanlarının olduğu unutulmamalı. Emekli paşalar Atatürk’ün büyük bir vizyonla kurduğu kurumu bu hale getirdi.

Kusura bakmasınlar THK’nın başına geçen veya arkadan yönetenler çiftlik gibi kullandı. THK adeta Türk Hava Kuvvetleri'nin arka bahçesi olarak başına kayyum atanacak hale geldi. Bir paşa çıkıp da bu mirasın manevi hatırasını için kurumu düzlüğe çıkaramadı. Haklarını yemeyeyim girişimde bulunan değerli paşalar oldu, ama onların da önü kesildi. Kısacası THK’nin içine düştüğü durum ayrı bugün Türkiye’nin orman yangınlarıyla acizlik yaşaması bambaşka şeyler.

Orman Bakanlığı ile THK arasındaki tartışmaya dahil olan eski THK başkanları ve çeşitli görevler almış olanların her fırsatta sahneye çıkanlara da bir çift söz söylemek gerektiğini düşünüyorum. Mesela THK Genel Başkanlığı yapmış emekli Hava Pilot Korgeneral Erdoğan Karakuş görevdeyken kuruma ne katkı sunmuş, hangi yolsuzluğunu, içine düştüğü buhranı atlatmasına yardımcı olmuş? Hangi başarılı THK projesine imza atmış ki şimdi çıkıp kafaları karıştıran yanlış bilgileri topluma aktarmaya çalışıyor?

TUSAŞ/TAI ordudaki bazı uçakları yangın söndürme uçağına dönüştürme çalışmasına en büyük engellerden birisi dönemin THK yönetimiydi. Proje onların; “Bizden yangın söndürme uçağı var. Bu işi biz yapıyoruz. İlave uçağa ihtiyaç yok lobisini Genel Kurmay Başkanlığı’nda, Hava Kuvvetlerinde ve hükümette yapmaları sebebiyle ilerleyemedi. Bu projenin sorumluluğunu üstlenen TUSAŞ’taki ekip de bu sebeple dağıldı.

Kısacası her gün bir gelişmenin yaşandığı çok hareketli bir ülkede yaşıyoruz. Her konuda ahkam kesenlerin fikir ve görüşleriyle ancak bu kadar mesafe kat edebiliyoruz.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00